Ana içeriğe geç
Sözlük
/
akordeon

akordeon

"akordeon" kelimesinin İngilizcesi: accordion. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelaccordion

Görsel

Sokak müzisyenleri keman ve akordeon çalıyorMinimal beyaz kanepe ve ahşap akordeonun sanatsal stüdyo uyumuSokakta Siyah Beyaz Akordeon Çalan Müzisyen ve Nostaljik Atmosferi

Tanım

isim, müzik: akordiyon

Diğer Dillerde

accordion
çekim: çoğul Akkordeons · tamlayan Akkordeons
eş: Schifferklavier, Ziehharmonika, Quetschkommode
köken: Coined and patented in May 1829 by Cyrill Demian as Accordion = Accord + -ion. The word then first became Akkordion in the 20th century, then Akkordeon under influence from French accordéon which in turn was influenced to be more similar to orphéon.
aile: Akkordeonspieler, Akkordeonspielerin
Im Alter von zehn Jahren gewann er einen Lesewettbewerb.On yaşında bir akordeon yarışması kazandı.
FransızcaAccordéon (eril) /a.kɔʁ.de.ɔ̃/
accordion
çekim: çoğul accordéons
eş: piano à bretelles, piano du pauvre, poumon à bretelles, râlé-poussé
köken: Borrowed from German Akkordeon, from Akkord (“harmony”), itself from French accord, from Old French acorder, based on Italian accordare (“to tune”).
aile: accordéoniste, bus accordéon
Ils sont popularisés dans les années 1920 avec l'Addiator.1950'lerde akordeon ile popüler olmuştur.
İspanyolcaacordeón (eril) /akoɾdeˈon/
accordion · a cheat sheet folded like an accordion
çekim: çoğul acordeones
köken: Borrowed from German Akkordeon.
aile: acordeonista
Sabe tocar el acordeón.Akordeon çalabiliyor.
İtalyancafisarmonica (dişil)
accordion
çekim: çoğul fisarmoniche
köken: Ancient Greek φῦσα (phûsa, “bellows”) + armonica, feminine of: armonico, harmonious
Suona la concertina.Akordeon çalabiliyor.
Отец играл на аккордеоне.Babası akordeon çalmaktadır.
ويبدأون في الإتجاه ناحيتها ثم تتداخل الاجسام الستة كالأوكورديون (الكونسيرتينا)Ve ona doğru yürümeye başlamışlar. sonra altı parça akordeon gibi tekrar birleşmişler.
Farsçaآکاردئون
Azericeakkordeon
accordion
çekim: çoğul akkordeonlar · tamlayan akkordeonun
köken: Borrowed from Russian аккордео́н (akkordeón), ultimately from French accordéon.
Kazakçaаккордеон /ɐkərdʲɪˈon/
accordion
çekim: çoğul аккордеондар · tamlayan аккордеонның
köken: Borrowed from Russian аккордео́н (akkordeón), from French accordéon.
Felemenkçeharmonica (dişil) /ˌɦɑrˈmoː.ni.kaː/
harmonica, mouth harp (portable wind instrument) · harmonica, glass harmonica (musical instrument made from hemispherical glasses)
çekim: çoğul harmonica's
köken: Borrowed from English harmonica (“musical instrument made from hemispherical glasses”), coined by Benjamin Franklin as armonica based on Italian armonica, from Latin harmonica, feminine of harmonicus, from Ancient Greek ἁρμονία (harmonía, “harmony”).
aile: glasharmonica, handharmonica, harmonicabus, knopharmonica, mondharmonica, trekharmonica
In zijn vrije tijd speelde hij in bandjes.Dışardayken boş zamanlarında akordeon çalar.
Portekizceacordeão (eril) /a.koʁ.deˈɐ̃w̃/
accordion (a keyed, bellows-driven wind instrument)
çekim: çoğul acordeões
eş: acordeom, acordeona, gaita, sanfona
köken: Borrowed from French accordéon, from German Akkordeon.
aile: acordeonista
Depois as seis figuras juntaram-se de novo, como uma concertina.Ve ona doğru yürümeye başlamışlar. sonra altı parça akordeon gibi tekrar birleşmişler.
Yunancaακορντεόν (nötr)
accordion, squeezebox
köken: Ultimately from German Akkordeon.
Παίζει ακορντεόν.Akordeon çalabiliyor.
Japoncaアコーデオン, 手風琴 /a̠ko̞ːde̞õ̞ɴ/
alternative form of アコーディオン (“accordion”)
そして 6人はスーっと1人に戻りました ある時 彼女は夫が運転する-Ve ona doğru yürümeye başlamışlar. sonra altı parça akordeon gibi tekrar birleşmişler.
Korece아코디언 /a̠kʰo̞diʌ̹n/
accordion
köken: Borrowed from English accordion.
그녀를 향해 걸어오기 시작했습니다. 그리고 그 6개의 형태를 다시 합쳐졌습니다, 마치 컨서티나처럼.Ve ona doğru yürümeye başlamışlar. sonra altı parça akordeon gibi tekrar birleşmişler.
accordion (a small, portable, keyed wind instrument)
çekim: çoğul ackordeons · tamlayan ackordeons
köken: Ultimately from German Akkordeon.
Så en annan strategi vi försöker är att skapa blad, som vi sätter samman, lite som ett dragspel.Yani takip ettiğimiz diğer bir strateji, silikon levhalar yaratıp onları akordeona benzer yapıda istiflemek.
Grał na akordeonie.Akordeon çalabiliyor.
Потім шість фігур знову стали докупи, як гармошка.Ve ona doğru yürümeye başlamışlar. sonra altı parça akordeon gibi tekrar birleşmişler.
Fincehaitari, hanuri, harmonikka /ˈhɑi̯tɑri/
accordion · any bellow-like object · range (the extent to which something varies)
çekim: çoğul haitarit · tamlayan haitarin
köken: Unknown. Sense "buttocks" probably developed through analogy with the synonym hanuri (“accordion; buttocks”).
aile: haitaribussi, haitariliike, haitariovi, haitariseinä, haitaritaitto, hintahaitari, palkkahaitari, pianohaitari
Hänen isänsä soitti harmonikkaa.Babası akordeon çalmaktadır.
haitaribussi
Çekçeakordeon, harmonika (eril) /ˈakordɛon/
accordion
çekim: çoğul akordeony · tamlayan akordeonu
köken: Ultimately from German Akkordion. First attested in the 20th century.
Po vzoru svého otce začal hrát na akordeon.Babası akordeon çalmaktadır.
Rumenceacordeon (nötr)
accordion
çekim: çoğul acordeoane · tamlayan acordeonului
köken: Borrowed from French accordéon.
El cântă la acordeon.Akordeon çalabiliyor.
Macarcatangóharmonika /ˈtɒŋɡoːɦɒrmonikɒ/
accordion
çekim: çoğul tangóharmonikák
köken: tangó + harmonika
Majd a hat alak újra egybe olvadt, mint egy harmonika.Ve ona doğru yürümeye başlamışlar. sonra altı parça akordeon gibi tekrar birleşmişler.
אמרתי לה שאני יכולה לנגן על אקורדיון.Akordeon çalabiliyor.
Latinceaccordio
accordion · concertina
çekim: çoğul trækharmonikaer · tamlayan trækharmonikas
eş: harmonika
zıt: mundharmonika
köken: From træk (“pull”) + harmonika (“accordion”).
Ved Arnborg ligger væveriet Acondria Plaidfabrik.Jesi kentinde Akordeon Fabrikası gezilebilir.
1854 – Trekkspillet blir patentert av Anthony Faas.1854 - Amerikalı Anthony Faas, akordeonun patentini aldı.
Vietnamcađàn xếp, phong cầm /ʔɗaːn˨˩ sep̚˧˦/
accordion
köken: đàn + xếp.
Và sáu hình ảnh đó nhập lại với nhau, như một cái đàn accordion ép lại.Ve ona doğru yürümeye başlamışlar. sonra altı parça akordeon gibi tekrar birleşmişler.
Свири на акордеон.Akordeon çalabiliyor.

Örnek Cümleler

Akordeon çalabiliyor.
Plays the accordion.
Babası akordeon çalmaktadır.
His father played the accordion.
Tom akordeonunda vals çaldı.
Tom played a waltz on his accordion.
Tom oldukça iyi akordeon çalar.
Tom plays accordion quite well.
Onlar gitar ve akordeon çaldılar.
They played guitar and accordion.
Akordeon çalan bir tanıdığım var.
I know someone who plays the accordion.
Buz pateni yapar, akordeon çalardı.
She enjoyed ice skating and playing the accordion.
Tom'un akordeon çalmayı bildiğini unuttum.
I forgot Tom knew how to play the accordion.
On yaşında bir akordeon yarışması kazandı.
He won an accordion competition at the age of ten.
Bunlardan en bilineni ise Wheatstone akordeonudur.
One of the most famous was the Wheatstone concertina.
Mark Gurçenko bayan (Rus akordeonu) çalmasıyla bilinirdi.
Mark Gurchenko was known to play the bayan (Russian accordion).
Elser, korkunç aile durumundan kaçıp flüt, akordeon çalıyordu.
Elser escaped the grim family situation with music, playing flute, accordion, bass and the zither.
akordeon ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod