çabukça
TR → EN
Tanım
•çabucak
•Zaman geçirmeden, kısa süre içinde
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Onu hemen çabukça düzenleyeceğim.
I'm going to organize it quickly.
Çabukça iki tanesinden bahsedeceğim.
I'll give you two quick ones.
Onlar çabukça cezadan kurtulabiliyorlar da ondan.
They get let off easily.
Çabukça göründüğünden daha fazlası olduğunu kanıtladı.
She quickly demonstrates she is more than she seems.
Çabukça iyodatlara ve iyodürlere disproporsiyonlaşır. [1]
They rapidly disproportionate to form iodides and iodates.[1]
Pearson'un korelasyonun katsayısının çabukca olarak hesaplanması (en.)
"The Evolution of Pearson's Correlation Coefficient".
Cuma günleri, iki cuma namazı olmasına rağmen cami ve Merkez çabukça doldurulurdu.
On Fridays, The mosque and centre gets filled up promptly even though there are two Jumu'ah Prayers.
Başka önemli bir konu da renk ölçümüdür ve ihtiyaç duyulduğunda bunu çabukça ayarlayabilirim.
There's colorimetry too, which is important, and I can adjust it quickly if need be.