Ana içeriğe geç
Sözlük
/
speaking

speaking

/ˈspiːˌkiŋ/2 hece
A1 seviye
EN → TR
↔ ters çevir
"speaking" kelimesinin Türkçesi: canlı, konuşma, söyleme, ezberden nutuk söyleme, hitap. speaking acquaintance uzaktan aşinalık. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelcanlı
Genelkonuşma
Genelsöyleme
Genelezberden nutuk söyleme
Genelhitap. speaking acquaintance uzaktan aşinalık
Geneltanıdık. speaking likeness aşırı benzeyiş
Geneltıp(kıs.)ı olma. speaking tube odalar veya katlar arasında konuşmaya mahsus boru
Genel(den.) kumanda borusu. be on speaking terms selâm vermekten ileri gitmeyen
Genelhitabetme kabiliyeti olan
Genelaşinalığı olmak. The brothers were not on speaking terms Kardeşler selâmlaşmıyorlardı bile.
Genelsöz söyleyen
Genelkonuşacak gibi

Görsel

Ağzı Açık Suda Yüzen Su Samurunun Doğal Ortamdaki Eşsiz ve Canlı AnıAhşap Masada Sergilenen Sürreal Su Altı Manzarası ve Deniz CanlılarıAhşap Çit Önünde Yemyeşil Yapraklarıyla Canlı Pembe Petunya Çiçekleri3d render neşeli karides karakteri sevimli deniz canlısı animasyon figürü

Tanım

capable of speech
delivering an address to a public audience

Etimoloji

See the etymology of the corresponding lemma form.

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

Bu konuşuyor.
This is speaking.
Kim konuşuyor?
Who's speaking?
O konuşuyordu.
He was speaking.
O, ESS'ye üyedir.
He belongs to the ESS (English Speaking Society).
Biz konuşmuyoruz.
We are not speaking.
Derhal konuşmayı kes.
Stop speaking right now.
Açıkçası o hatalıdır.
Frankly speaking, he is wrong.
Kimden bahsediyorsun?
Whom are you speaking of?
Açıkçası, bu bir hata.
This is, strictly speaking, a mistake.
Bir saattir konuşuyor.
He has been speaking for an hour.
Ben kimle konuşuyorum?
With whom am I speaking?
Ben Tom. Mary evde mi?
This is Tom speaking. Is Mary in?
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod