reproduce

/ˌɹi.pɹoʊˈdjus/3 hece
C1 seviye
EN → TR
"reproduce" kelimesinin Türkçesi: hatırlamak., yavrulamak, çoğalmak, üremek, türetmek. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelhatırlamak.
Genelyavrulamak
Genelçoğalmak
Genelüremek
Geneltüretmek
Geneltekrarlamak
Genelaynını yetiştirmek
Genelyeniden temsil etmek
Genelkopya etmek
Genelsuret çıkarmak
Geneltekrar meydana getirmek
Genelyeniden hâsıl etmek
Geneltekrar çıkarıp göstermek
Genel(biyol.) doğurmak
Tanım
•repeat after memorization
Diğer Dillerde
Rusçaвоспроизвести́, воспроизводи́ть, породи́ть, порожда́ть, размножа́ться, размно́житься
Portekizcereproduzir
İsveççeåterkalla, återskapa, dra sig till minnes, föröka, reproducera
Çekçerozmnožit, rozmnožit se
Rumencereproduce
İbraniceהתרבה, שחזר
Latincerecreō, resēminō
Norveççegjenskape, reprodusere
Bulgarcaвъзпроизвеждам, пораждам, пресъздавам, размножавам
Letoncapavairot, vairoties
Katalancareproduir, reproduir-se
İrlandacasíolaigh
Gürcüceამრავლებს, ასლს აკეთებს, კვლავაწარმოებს, მრავლდება, რეპროდუცირებას უწევს
Tagalogcamag-anak
Esperantoreprodukti
Kelime Ailesi
nonreproduced
nonreproducing
outreproduce
photoreproduce
reproduceable
reproducer
reproducibility
reproducible
reprography
unreproduced
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
Örnek Cümleler
"Çoğalabilmek için."
"Well, in order to reproduce."
Bakteri alkolde çoğalmaz.
Bacteria do not reproduce in alcohol.
Ben ürediğimde ne olacak?
What's going to happen when I reproduce?
Hata Yeniden Üretilemiyor
Cannot Reproduce Bug
Ürüyor ve sonra da ölüyor.
It reproduces and then it dies.
İletişimle paylaşılıp çoğalıyor.
They reproduce through communication.
Aynı zamanda gündüzlerde uzamıştır.
It also reproduces during the day.
Yani izin üreyebilmekte söylüyorlar.
So let's say they reproduce.
6 ay içinde erginleşip üreyebilirler.
They can breathe fire and reproduce at about six months old.
Bu üremek için yeteneğimi etkileyebilir.
It could affect my ability to reproduce.
30:31 Meshetme yağını yeniden yaratma Ex.
30:31 Not to reproduce the anointing oil — Ex.
Bu noktadaki önemli olan, seçilmiş olmamak
We've already raised our children so that they could reproduce.