irrefutable
/ˌɪɹɪˈfjuːtəbl/5 hece
C2 seviye
EN → TR
"irrefutable" kelimesinin Türkçesi: reddedilemez, aksi iddia edilemez, itiraz kaldırmaz. irrefutably reddedilmez bir şekilde.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelreddedilemez
Genelaksi iddia edilemez
Genelitiraz kaldırmaz. irrefutably reddedilmez bir şekilde.
Tanım
•impossible to deny or disprove
Diğer Dillerde
Almancaunwiderlegbar
Fransızcairréfragable, irréfutable
İspanyolcairrebatible, irrefutable
İtalyancairrefutabile
Rusçaбесспо́рный, неопровержи́мый, несомне́нный
Azericetəkzibedilməz
Felemenkçeonweerlegbaar
Portekizceirrefutável
Yunancaαδιάψευστος
İsveççeobestridlig, ovedersäglig
Lehçeniepodważalny
Ukraynacaнезапере́чний
Macarcamegcáfolhatatlan, megdönthetetlen
Dancauigendrivelig
Norveççeubestridelig, udiskutabel, uomtvistelig
Bulgarcaнеоспорим
Galiçyacairrefutábel
İrlandacadobhréagnaithe
Ermeniceանհերքելի
Gürcüceდაურღვეველი, უდავო, უცილობელი, შეუდავებელი
Esperantonerefutebla
Belarusçaнеабве́ржны
Makedoncaнепобитен, несоборлив
Etimoloji
From Late Latin irrefūtābilis, from ir- (“not”) + refūtābilis (“refutable”), from refūtō (“to refute”) + -bilis (“-able”), equivalent to ir- + refutable.
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
undeniable
inarguable
incontestable
incontrovertible
indeniable
indisputable
indubitable
irrebuttable
irrecusable
irrefragable
nondeniable
unanswerable
Zıt anlamlılar
Örnek Cümleler
Kanıt reddedilemez.
The proof is irrefutable.
Bu Mary'nin masum olduğunun reddedilemez kanıtıdır.
This is irrefutable proof that Mary is innocent.
Veya, 2 – İstinbât kâideleri ve icmâlî delillerdir.”
These two statements of mine are irrefutable truths".
Ayrıca onun gözlerinde reddedilemez bir üzüntü vardı.
There was also an irrefutable sadness in his eyes.
Suçlayanların ifadeleri inkar edilemez delil olarak sayıldı.
Their testimonies were used by the accusers as the irrefutable proof of guilt.
Bugün bile onun teorisi neredeyse inkar edilemez olarak kalmaya devam etmektedir.
Even today, his theory remains practically irrefutable.
Böylece nerede kesin bir gerçekliği ölümü reddedilemez bir biyolojik durum olarak görsek,
So where we see an unquestionable reality, death as an irrefutable biological condition,