Tanım
•petty or reluctant in giving or spending
Örnek Cümleler
Baldwin bunu isteksizce kabul etti.
Baldwin grudgingly agreed.
Tom Mary'nin istediğini isteksizce yaptı.
Tom grudgingly did what Mary asked.
Tom Mary'nin yapmasını istediği şeyi isteksizce yaptı.
Tom grudgingly did what Mary asked him to do.
Kapandıkları evde ayinlerle aylar geçmekte ancak hiçbir şey değişmemektedir.
They grudgingly get to know one another over time.
Vernon enişte ve karısı Harry'yi küçük bir yaştan beri isteksiz bir şekilde büyütmüşlerdir.
Uncle Vernon and his wife have grudgingly raised Harry from an early age.