granddaughter

3 hece
B2 seviye
EN → TR
"granddaughter" kelimesinin Türkçesi: torun, kız torun. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneltorun
Genelkız torun

Görsel

Yılbaşında büyükanne ve torun mutfakta birlikte hamur yoğuruyorYaz tatilinde dede ve torun çakıl yolda el arabasıyla yürüyüş yapıyorBüyükanne ve Torunu Yılbaşı Mutfağında Birlikte Kurabiye YapıyorKırmızı Şapkalı Büyükanne ve Torununun Yılbaşı Mutfak Mutluluğu

Tanım

•a female grandchild

Diğer Dillerde

AlmancaEnkelin
Fransızcapetite-fille
İspanyolcanieta
İtalyancanipote
Rusçaвну́чка
Arapçaحَفِيدَة
Azericenəvə
Kazakçaқыз немере, немере
Özbekçenabira, nevara
Tatarcaонык, сущ онык
Felemenkçekleindochter
Portekizceneta
Yunancaεγγονή
Japonca孫娘
Lehçewnuczka
Ukraynacaвну́ка, ону́ка, ону́чка
Çekçevnučka
Rumencenepoată
Macarcalányunoka
İbraniceנֶכְדָּה
Latincenepos, nepota, nepta, neptis, profilia
Dancadatterdatter, sønnedatter
Endonezcecucu
Vietnamcacháu gái

Etimoloji

Etymology tree English grand- English daughter English granddaughter From grand- + daughter.

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar
grandgirl
Zıt anlamlılar

Örnek Cümleler

Tom'un üç torunu var.
Tom has three granddaughters.
Bu Nina, senin torunun.
This is Nina, your granddaughter.
Torunum karımı dinliyor.
My granddaughter is listening to my wife.
Mary Tom'un kıztorunudur.
Mary is Tom's granddaughter.
Şansal Büyüka'nın kızıdır.
She is the fortuneteller’s granddaughter.
O kaçırılan torununu aradı.
She searched for her granddaughter who had been taken away.
Torunumuz iki gün önce doğdu.
Our granddaughter was born two days ago.
Üç tane güzel kız torunum var.
I have three beautiful granddaughters.
Mary, Tom'un en küçük torunuydı.
Mary was Tom's youngest granddaughter.
Bir çocuğun kızı bir kız torundur.
The daughter of a child is a granddaughter.
Yaşlı bayan kız torununa gülümsedi.
The old lady smiled at her granddaughter.
Tom kız torunlarının dansını izledi.
Tom watched his granddaughters dance.