genuine

/ˈdʒɛnjuːˌaɪn/3 hece
B2 seviye
EN → TR
"genuine" kelimesinin Türkçesi: samimiyet, gerçek, mevsuk, hakiki, asli. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelsamimiyet
Genelgerçek
Genelmevsuk
Genelhakiki
Genelasli
Genelhakikilik.
Genelorijinal
Genelgerçek oluş
Geneliçten gelen
Geneltaklit veya sahte olmayan
Genelhakikaten. genuineness içtenlik
Genelsamimi. genuinely gerçekten

Görsel

Gürültüye, gösterişe, hafif esen bir rüzgarda kopmaya hazır bağlara, vitrinlerde sergilenen o samimiyetsiz ilişkilere değil; sessizce yapılan iyiliklere, dik duruşlu insanlara, nezaketin inceliğine ve hesapsız sevginin gücüne inanıyorum.

Tanım

•being or reflecting the essential or genuine character of something

Diğer Dillerde

Almancaecht, genuin
Fransızcaauthentique
Rusçaаутенти́чный, и́стинный, настоя́щий, оригина́льный, по́длинный, родной
Arapçaأَصْلِيّ
Felemenkçeauthentiek, origineel
Portekizceautêntico, genuíno
Yunancaγνήσιος
Japonca本物の
Korece성실하다, 진짜의
İsveççeäkta
Ukraynacaспра́вжній
Çekçepravý
Macarcaeredeti, valódi
Latincevērus
Norveççeekte
Endonezcetulen
Bulgarcaавтенти́чен, и́стински, оригина́лен
Letoncaīstens, īsts
Katalancagenuí

Etimoloji

From Latin genuīnus (“innate, native, natural”), from genus, from Proto-Indo-European *ǵenh₁-.

Kelime Ailesi

genuine article
genuine fake
genuine issue of material fact
genuine number eleven
genuinely
genuineness
nongenuine
ungenuine

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar
Zıt anlamlılar

Örnek Cümleler

Gerçek mi?
Is it genuine?
O gerçekti.
It was genuine.
Gerçek Pop.
Pop is genuine.
Orjinal mi?
Is it genuine?
Hislerim gerçek.
My feelings are genuine.
Rapor gerçek mi?
Is the report genuine?
Elmas saf görünüyor.
The diamond appears genuine.
Onun öfkesi gerçekti.
Her anger was genuine.
O gerçek bir hataydı.
It was a genuine mistake.
Tom gerçekten şaşkındı.
Tom was genuinely puzzled.
O gerçekten şaşırmıştı.
She was genuinely surprised.
Dürüst olun. Açık olun.
If you do, be genuine.