Tanım
•greatly annoyed; out of patience
Örnek Cümleler
Tom bıkkın oluyor.
Tom is getting exasperated.
Tom bıkkın görünüyor.
Tom looks exasperated.
Tom usanmış görünüyor.
Tom looks exasperated.
Sami, Leyla'nın davranışlarından öfkelendi.
Sami was exasperated by Layla's behavior.
Teniste doksanlı nesil şimdiye kadar son derece başarısız oldu, kızgın hayranlar söylüyor.
The nineties generation in tennis has been utterly useless so far, exasperated fans say.