Bağnazlığı hoşgörmüyoruz.
We don't tolerate bigotry.
Bağnazlık burada hoşgörülmez.
Bigotry is not tolerated here.
Bağnazlık için sıfır toleransımız var.
We have zero tolerance for bigotry.
Sevginin beyninde, ırkçılık ve yobazlık için yer yoktur."
In the brain of love, there is no place for racism nor bigotry."
Irkçılık, yobazlık, ahmaklık hepsi sorunun birer parçasıdır.
Racism, bigotry, stupidity are part of the problem. Stupidity means
(Anlatıcı) Bizler açgözlülük, kıskançlık, nefret ve yobazlık ile doğmadık.
(Narrator) We are not born with greed, envy, hatred, or bigotry.
Irkçılığın, önyargının, yobazlığın, açgözlülüğün sorumlusu genler değildir.
Genetics is not responsible for greed, bigotry, racism, prejudice.
Bu çalışmalarında kuvvetli bir antisemitizm, ırkçılık ve yobazlık göze çarpıyordu.
These works were characterized by a virulent antisemitism, racism and bigotry.
Šimunić, "herhangi bir hoşgörüsüzlük veya bağnazlık biçimini" desteklemediğini söyledi. [4] [5]
Šimunić denied supporting "any form of intolerance or bigotry."[26][27]