köken: From Middle Dutch corrosijf, from Old French corrosif, from Latin corrōsīvus.
Zij kregen van Hem wat zij wilden, maar een deel van het volk kwam om. — Tanrı onlara istediklerini verdi, Ama üzerlerine yıpratıcı bir hastalık gönderdi.
çekim: karşılaştırma διαβρωτικότερος · üstünlük διαβρωτικότερος
Και εδωκεν εις αυτους την αιτησιν αυτων απεστειλεν ομως εις αυτους νοσον θανατηφορον. — Tanrı onlara istediklerini verdi, Ama üzerlerine yıpratıcı bir hastalık gönderdi.
I dal jim, čehož se jim chtělo, a však dopustil hubenost na život jejich. — Tanrı onlara istediklerini verdi, Ama üzerlerine yıpratıcı bir hastalık gönderdi.
És megadá nékik, a mit kivántak; és ösztövérséget bocsáta lelkökbe. — Tanrı onlara istediklerini verdi, Ama üzerlerine yıpratıcı bir hastalık gönderdi.
Da gav han dem det de vilde ha, men sendte tærende sykdom over deres liv. — Tanrı onlara istediklerini verdi, Ama üzerlerine yıpratıcı bir hastalık gönderdi.
to corrode (to destroy or damage a material slowly by chemical action) · to erode (to gradually wear away soil, rock, or land) · to wear down; to deplete; to eat away at something over time
Ngài ban cho chúng nó điều chúng nó cầu xin; Nhưng sai bịnh tổn hại linh hồn chúng nó. — Tanrı onlara istediklerini verdi, Ama üzerlerine yıpratıcı bir hastalık gönderdi.
И Той им даде това, което искаха; Прати, обаче, мършавост на душите им. — Tanrı onlara istediklerini verdi, Ama üzerlerine yıpratıcı bir hastalık gönderdi.