tefecilik

TR → EN
"tefecilik" kelimesinin İngilizcesi: usury. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelusury

Tanım

•isim, ekonomi: Tefecinin işi; faizcilik, murabaha, murabahacılık

Diğer Dillerde

usury (loaning at excessive interest rates) · sale at excessive prices; overpricing, gouging; highway robbery
çekim: tamlayan Wuchers
köken: From Middle High German wuocher, from Old High German wuohhar, from Proto-Germanic *wōkraz. Compare Dutch woeker, English oker.
aile: wuchern, Wucherer, Wucherin, Wucherei
Früher war es den führenden Repräsentanten verboten. — Önceden Yahudilerin tefecilik yapmaları yasaklanmıştı.
Nach dem Alten Testament ist Wucher verboten.
Vier Euro für ein kleines Bier, das ist doch Wucher!
Fransızcausure (dişil) /y.zyʁ/
usury
çekim: çoğul usures
köken: From Latin ūsūra.
aile: avoir à l'usure, guerre d'usure, usure phonétique
Celui qui augmente ses biens par l`intérêt et l`usure Les amasse pour celui qui a pitié des pauvres. — Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.
İspanyolcausura (dişil) /uˈsuɾa/
usury
çekim: çoğul usuras
eş: ganancia, logro, lucro, renuevo, utilidad
köken: From Latin usura. Cognate with English usury.
El que aumenta sus riquezas con usura e intereses acumula para el que se compadece de los pobres — Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.
деятельность ростовщика, предоставление денежных ссуд под высокий процент
Но прежде всего — о содержании. — Ancak asıl işi tefeciliktir.
Arapçaرِبَا, مُرَابَاة
المكثر ماله بالربا والمرابحة فلمن يرحم الفقراء يجمعه. — Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.
Farsçaربا
present stem form of ربودن (robudan)
Felemenkçewoeker, woekerrente (eril) /ʋukər/
usury · lending money at an interest perceived to be excessive
köken: From Middle Dutch woeker, from Old Dutch *wuokar, from Proto-Germanic *wōkraz. Compare German Wucher, English oker.
aile: woekeraar, woekeren, woekerplant, woekerpolis, woekerprijs, woekerrente
ο δανεισμός χρημάτων με επιτόκιο υψηλότερο του νόμιμου
Ο αυξανων την περιουσιαν αυτου δια τοκου και πλεονεξιας συναγει αυτην δια τον ελεουντα τους πτωχους. — Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.
high interest rate
アメリカ合衆国では、今でも、メートル法への移行に反対する運動がある。 — Mişna'da, anti-tefecilik kanunlarından kaçınma metotları da işlenmektedir.
Korece고리대금, 고리대금업 /ˈko̞(ː)ɾidɛɡɯm/
loansharking; usury
köken: Sino-Korean word from 高利貸金, from 高利 (“high interest”) + 貸金 (“loan”).
중한 변리로 자기 재산을 많아지게 하는 것은 가난한 사람 불쌍히 여기는 자를 위하여 그 재산을 저축하는 것이니라 — Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.
İsveççeocker (nötr)
usury
çekim: tamlayan ockers
köken: From Old Swedish oker, uker, from Old Norse ókr, okr, from Proto-Germanic *wōkraz. Cognate of Norwegian åger, Danish åger, German Wucher, Dutch woeker, English oker, Gothic 𐍅𐍉𐌺𐍂𐍃 (wōkrs).
aile: ockerpris
BNP vill även riva upp anti-diskrimineringslagstiftning. — Mişna'da, anti-tefecilik kanunlarından kaçınma metotları da işlenmektedir.
Lehçelichwa, lichwiarstwo (dişil) /ˈli.xfa/
usury
çekim: tamlayan lichwy
köken: Inherited from Proto-Slavic *lixva, from a Germanic language, likely Gothic *𐌻𐌴𐌹𐍈𐌰 (*leiƕa); ultimately from Proto-Germanic *līhwaną.
Kto rozmnaża majętność swoję z lichwy i z płatu, temu ją zbiera, który ubogiemu szczodrze będzie dawał. — Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.
Ukraynacaвідсо́ток, ли́хва, лихва́рство
Fincekiskurikorko, koronkiskonta /ˈkiskuriˌkorko/
A usury (exorbitant rate of interest).
çekim: çoğul kiskurikorot · tamlayan kiskurikoron
köken: kiskuri + korko
Joka kartuttaa varojaan korolla ja voitolla, kokoaa niitä sille, joka vaivaisia armahtaa. — Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.
Çekçelichva, lichvářství, úžera, úžernictví (dişil) /ˈlɪxva/
usury
çekim: çoğul lichvy · tamlayan lichvy
eş: úžera
köken: Inherited from Old Czech lichva, from Proto-Slavic *lixva.
aile: lichvář, lichvářka, lichvářství
Nadále usilovali o prosazení antidiskriminačního zákona. — Mişna'da, anti-tefecilik kanunlarından kaçınma metotları da işlenmektedir.
Rumencecamătă, uzură (dişil)
interest (usually excessive); usury
çekim: çoğul camete · tamlayan camete
köken: Borrowed from Old Church Slavonic камата (kamata), from Ancient Greek κάματος (kámatos). Compare Serbo-Croatian kamata, Macedonian камата (kamata).
aile: cămătar
Cine îşi înmulţeşte avuţiile prin dobîndă şi camătă, le strînge pentru celce are milă de săraci. - — Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.
Macarcauzsora, uzsorakamat, uzsoráskodás /ˈuʒorɒ/
usury (exorbitant rate of interest)
çekim: çoğul uzsorák
köken: From Latin ūsūra (“interest, usury”), from ūtor (“to use”). First attested in 1376.
aile: uzsorás, uzsoráz, uzsorakamat
A ki öregbíti az õ marháját kamattal és uzsorával, annak gyûjt, a ki könyörül a szegényeken. — Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.
İbraniceנֶשֶׁךְ
מרבה הונו בנשך ובתרבית לחונן דלים יקבצנו׃ — Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.
Latinceūsūra immodica
Dancaåger /ˈɔˀwɐ/
usury
köken: From Old Norse okr, from Proto-Germanic *wōkraz, related to German Wucher. The short vowel of the Danish and Old Norse word is surprising (also Swedish ocker. It may a borrowing from Middle Low German wōker, but that doesn't explain the vocalism.
Hvo Velstand øger ved Åger og Opgæld, samler til en, som er mild mod de ringe. — Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.
Endonezceriba /ˈriba/
to lap: to hold as in one's lap; to rest or recline in someone's lap, or as in a lap
çekim: çoğul riba-riba
köken: Inherited from Malay riba (“lap”), from Proto-Malayo-Polynesian *riba (“lap”). Cognate with Buginese riwa and Selaru riha.
aile: diriba, meriba, ribaan
Slovakçaúžerníctvo
Ten, kto rozmnožuje svoj majetok úžerou a úrokom, shromažďuje ho tomu, kto sa zľutováva nad chudobnými. — Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.
Slovenceoderuštvo
Kdor blago svoje množi z oderuštvom in podraževanjem, nabira ga njemu, ki bo milostno delil siromakom. — Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.
Galceusuriaeth
Arnavutçafajde
Ermeniceվաշխ, վաշխառություն
Gürcüceმევახშეობა, მევახშური პროცენტი, სამევახშეო პროცენტები /me̞väχʃe̞o̞bä/
usury
çekim: çoğul მევახშეობები · tamlayan მევახშეობის
Tagalogcalabis na patubo, pamamasong, pasong

Etimoloji

tefeci + -lik

Kelime Ailesi

tefecilikçe
tefecilikken
tefecilikle
tefecilikli
tefecilikse
tefeciliksiz

Örnek Cümleler

Mesleği genelde halıcılık, antikacılık ya da tefeciliktir.
The message is usually anti-war, anti-capitalist or anti-establishment.
Bu, onların, "Tefecilik alışveriş gibidir," demelerinden ötürüdür.
This because they say that trading is like usury.
Tefecilikle para yiyenler, şeytanın çarptığı kimse gibi ayağa kalkarlar.
Those who swallow usury will not rise, except as someone driven mad by Satan's touch.
Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.
He who increases his wealth by excessive interest gathers it for one who has pity on the poor.
Halkın malları içinde artması için verdiğiniz tefecilik parası ALLAH'ın yanında artmaz.
The usury you practice, seeking thereby to multiply people’s wealth, will not multiply with God.
"Yoksul ve okuma yazma bilmeyenler üzerinde soodkhuriler tarafından uygulanan tefecilik.
usury perpetrated on the illiterate and the poor by soodkhuris (lit. `devourers of usury`).
Menedildikleri halde tefecilik yapmalarından ve halkın parasını haksızlıkla yemelerinden ötürü...
their taking usury which was prohibited for them, and their consuming people's property unjustly.
Ey inananlar, gerçekten inanıyorsanız ALLAH'ı dinleyin ve her çeşit tefecilik kalıntısını terkedin.
O believers, fear God and forego the interest that is owing, if you really believe.
tefecilik ile daha fazla örnek cümle →