oturaklı

TR → EN

Tanım

•Sağlam, gösterişli
•Büyüklüğü, görünüşü veya güzelliğiyle görenleri etkileyen
•Saygı uyandıran, ağırbaşlı kimse
•Yerinde sağlam duran
•Yerinde ve sırasında söylenen, çarpıcı söz

Diğer Dillerde

Rusçaустойчивый /ʊˈstojt͡ɕɪvɨj/
steady, stable · steadfast, resistant to external influence · hardy, resistant (of plants or animals)
çekim: karşılaştırma (по)усто́йчивее
eş: стойкий, стойкий, неизменный, постоянный, стабильный, неколебимый
köken: устоя́ть (ustojátʹ) + -чивый (-čivyj)
aile: усто́йчиво, усто́йчивость
Вы устоявшийся, традиционный, заботливый, покровительствующий, сочувствующий как Опра? — Oprah gibi oturaklı, geleneksel, anaç, korumacı empati kurabilen biri misiniz?
усто́йчивое положе́ние
усто́йчивое словосочета́ние
усто́йчивое убежде́ние
Korece안정의
존경받고, 전통이 있으며, 보살피거나 보호적이며, 오프라처럼 이해심이 많습니까? — Oprah gibi oturaklı, geleneksel, anaç, korumacı empati kurabilen biri misiniz?

Örnek Cümleler

Tom çok oturaklı bir adamdır.
Tom is a very dignified man.
Orada oturaklı, başını yücelere kaldırmış dağlar oluşturduk.
Set We not therein soaring mountains?
Yeri uzatıp döşeyen ve onda oturaklı dağlar ve nehirler vücuda getiren O'dur.
It is He who stretched out the earth and placed upon it firm mountains and rivers.
Oprah gibi oturaklı, geleneksel, anaç, korumacı empati kurabilen biri misiniz?
Are you established, traditional, nurturing, protective, empathetic like the Oprah?
Açıkca hayatın bu aşamasında bir ölçüde eskisinde daha oturaklı bir biçimdeydi.
Obviously, at this stage of life he was in a somewhat more dignified form than he was back then.
Yemin olsun, sabahleyin erkenden, kararlı ve oturaklı bir azap yakaladı onları.
And early in the morning the decreed punishment came upon them.
Orada oturaklı, başını yücelere kaldırmış dağlar oluşturduk. Ve size tatlı bir su içirdik.
And placed in it lofty and broad stablisers, and gave you sweet water to drink?
Uluslararası oyunlarda Hardturm 16.600 seyirciyi bütün alanlarda oturaklı yerleri ile alır.
In international games the Hardturm could hold 16,600 spectators with seating places in all areas.
Gerçekten gece kalk(ıp ibadet et)mek daha oturaklı ve (geceleyin) söz (du'a) daha etkilidir.
Surely in the watches of the night the soul is most receptive and words more telling.
Bu insanlara saygıdeyer, oturaklı, parasal hür ve vatandaşlık yaşamı kurmak için yardım etmektir.
It's about helping people to build lives of dignity, stability, economic autonomy, citizenship.
oturaklı ile daha fazla örnek cümle →