Ana içeriğe geç
Sözlük
/
kızartılmış

kızartılmış

C2 seviye
TR → EN
"kızartılmış" kelimesinin İngilizcesi: fried. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelfried

Görsel

Fırında kızartılmış sarımsaklı brokoli tabağı - Sağlıklı sebze tarifiTost Makinesinde Kızartılmış Erimiş Peynirli ve Jambonlu SandviçlerŞerbetli Halka Tatlı: Tepside Taze Kızartılmış Geleneksel JalebiFırında Kızartılmış Sebzelerle Hazırlanan İnce Hamur Pizza Tarifi

Diğer Dillerde

Almancadurchgebrannt, frittiert, gebraten, verschmort /ˈdʊʁçɡəˌbʁant/
past participle of durchbrennen
Gebratene Kartoffel Salat. — Kızartılmış tatlı patates
eine durchgebrannte Glühbirne
ein durchgebranntes Pärchen
Fransızcafrit, grillé
past participle of frire
köken: Inherited from Old French, from Latin frīctus.
De la salade de jambon grillé. — Kızartılmış tatlı patates
past participle of freír
Tradicionalmente se hacían con excedentes de masa de pan. — Geleneksel olarak sarımsakla kızartılmış ekmek ile servis edilir.
İtalyancabruciato, fritto /bruˈt͡ʃa.to/
past participle of bruciare
eş: incendiato, incenerito, infiammato, bruciacchiato, tostato, abbrustolito
Insalata di patate dolci fritte. — Kızartılmış tatlı patates
Rusçaжа́реный
Салат с жаренным бататом. — Kızartılmış tatlı patates
Arapçaمَقْلِيّ
سلطه يام المقليه — Kızartılmış tatlı patates
Yunancaτηγανητός /ti.ɣa.niˈtos/
fried
köken: From the Hellenistic Koine Greek τηγανητόν (tēganētón), neuter of *τηγανητός. By surface analysis, τηγάνι (tigáni, “frying pan”) + -ητός (-itós, form of -τός, suffix for adjectives). Also see the Hellenistic synonym τηγανιστός (tēganistós).
aile: τηγανητά, τηγανητή πατάτα
Τηγανιτή σαλάτα yam. — Kızartılmış tatlı patates
Japoncaフライの, 油で揚げた
あ~昨日食べた・・ — Kızartılmış tatlı patates
İsveççefriterad, stekt
past participle of fritera
Friterad söt potatis sallad. — Kızartılmış tatlı patates
Lehçesadzony, smażony /saˈd͡zɔ.nɘ/
fried (cooked by frying without breaking the yolk)
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *sed- Proto-Indo-European *-yeti Proto-Indo-European *-éyeti Proto-Indo-European *sodéyeti Proto-Balto-Slavic *sōdī́ˀtei Proto-Slavic *sadìti Old Polish sadzić Polish sadzić Proto-Slavic *-onъ Old Polish -ony Polish -ony Polish sadzony From sadzić + -ony.
Smażona ziemniaczana sałatka. — Kızartılmış tatlı patates
Ukraynacaсма́жений
Fincepaistettu /ˈpɑi̯stetːu(ˣ)/
fried · baked
aile: vastapaistettu
Pannulla paistettu kurpitsa? — Tavada kızartılmış kabak mı
Çekçesmažený /ˈsmaʒɛniː/
fried
köken: From smažit
Třeba smažená dýně? — Tavada kızartılmış kabak mı
Macarcasült /ˈʃylt/
third-person singular indicative past indefinite of sül
çekim: karşılaştırma sültebb · üstünlük legsültebb
köken: From sül + -t.
aile: kétszersült, marhasült
Talán egy sült tök? — Tavada kızartılmış kabak mı
İbraniceמְטֻגָּן
אז מה יוצא ? איזה פאנקיק מתוגן? — Ee, ne olacak kızarınca? Tavada kızartılmış kabak mı
Latincefrictus /ˈfriːk.tʊs/
roasted, fried · parched
çekim: çoğul frictūs · tamlayan frictūs
köken: Perfect passive participle of frīgō.
Katalancafregit /fɾəˈʒit/
fried
Galcewedi'i ffrio
Moğolcaшарсан
fried
Telugucaవేపుడు
the act of frying · that which is fried
çekim: çoğul వేపులు
eş: వేచుట
köken: * వేపు (vēpu) + -డు (-ḍu)
వేపుడుకూర
Esperantofritita
Birmancaကြော် /t͡ɕɔ̀/
to fry
köken: Apparently from a Proto-Sino-Tibetan *k/ʔ-r(ə/a)w (“to fry, roast, cook”) (STEDT #5862, though none of its reflexes have been hyperlinked to it within the STEDT database). Compare Old Chinese 烄 (OC *keːws, *kreːwʔ, “to burn (on a pyre)”), 燎 (OC *rew, *rewʔ, *rews, “to hunt at night with torches, burn, make burnt offering”). Despite superficial similarity, apparently unrelated to 炒 (OC *sʰroːʔ,…
aile: ကြာဆံကြော်, ကြော်ချက်, ချိုချဉ်ကြော်, ငှက်ပျောကြော်, ငါးပိကြော်, ငါးပိလိမ္မာကြော်, ငါးပေါင်းကြော်, တို့ဟူးကြော်, တောက်တောက်ကြော်, ထမင်းကြော်
Marathiceतळलेला

Örnek Cümleler

Kızartılmış tatlı patates
Fried yam salad.
Tavada kızartılmış kabak mı
A pan fried pumpkin?
Ben kızartılmış muzu seviyorum.
I love fried bananas.
Domuz doğranmış ve kızartılmış.
The pork is diced and fried.
Derin yağda kızartılmış Kürt kibbe
Deep-fried Kurdish kubbeh
Kızartılmış yiyecek bana yaramıyor.
Fried food does not agree with me.
Fırında kızartılmış tavuğu severim.
I like roast chicken.
Bol yağda kızartılmış gıda lezzetlidir.
Deep-fried food is delicious.
Bir süre kızartılmış yiyeceklerden kaçının.
Avoid fried foods for a while.
Biz çoğunlukla bol yağda kızartılmış yemek yemeyiz.
I don't often eat deep-fried food.
Kenya'da, kızartılmış termitler Ugali ile birlikte yenir.
In Kenya, roasted termites are eaten with Ugali.
Fırında kızartılmış tavuk, benim en sevdiğim yemeklerden biridir.
Roast chicken is one of my favorite dishes.
kızartılmış ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod