iyileştirici

adj
C2 seviye
TR → EN
"iyileştirici" kelimesinin İngilizcesi: recuperative, medical, medicinal. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelrecuperativeadj
Genelmedical
Genelmedicinal

Tanım

•recuperative
•curative

Diğer Dillerde

Pflanze, welche zur Herstellung von Arznei verwendet wird
eş: Drogenpflanze, Heilpflanze, Medizinpflanze
Es gibt etwas Stärkendes in der Natur und das gehört zu unserer Polung. — Doğanın çok iyileştirici bir kısmı var, ve bu da bizim ayarlandığımız kısmı.
Fransızcamédical, médicamenteux, médicinal /me.di.kal/
medical
köken: Borrowed from Medieval Latin medicālis (compare Classical Latin medicīnālis, whence the French médicinal), from Latin medicus.
aile: cabinet médical, certificat médical, examen médical, médicalement, secret médical
Donc notre ADN a la capacité de générer des mécanismes de guérison des blessures. — Yani DNA'mızın yara iyileştirici mekanizmaların bu şekillerini yapabilme kapasitesi var.
medicine; drugs · medicinal
köken: From Latin medicamentosus.
La naturaleza tiene un carácter restaurativo, y estamos sintonizados con eso. — Doğanın çok iyileştirici bir kısmı var, ve bu da bizim ayarlandığımız kısmı.
İtalyancamedicinale, medico (eril) /me.di.t͡ʃiˈna.le/
medicine · drug
çekim: çoğul medicinali
eş: curativo, terapeutico, medicamentoso, officinale, medicina, farmaco
köken: From Latin medicīnālis.
aile: medicinalmente
Fortunatamente Giulio si risveglia grazie solamente alla cura farmacologica. — Ölen Olivia ise Cortexifanın iyileştirici etkisiyle yeniden uyanacaktır.
Rusçaвраче́бный, лека́рственный, лече́бный, медицинский, медици́нский /mʲɪdʲɪˈt͡sɨnskʲɪj/
medical, medicinal
köken: медици́на (medicína) + -ский (-skij)
Особым вниманием у наследника пользовалось военное искусство. — İyileştirici sanat uygulayıcısı yönüylede dikkatleri çekmiştir.
Arapçaطِبِّيّ, عِلَاجِيّ
هناك شيء بالطبيعة يحيينا، وهي جزء من الكيفية التي ننسجم بها. — Doğanın çok iyileştirici bir kısmı var, ve bu da bizim ayarlandığımız kısmı.
Farsçaطبی /tib.ˈbiː/
medical
köken: Borrowed from Arabic طِبِّيّ (ṭibbiyy). By surface analysis, طب (tebb, “medicine”) + ـی (-i, suffix forming adjectives).
Azericetibbi
medical
köken: Borrowed from Arabic طِبِّيّ (ṭibbiyy). By surface analysis, tibb (“medicine”) + -i.
medicinal
köken: дәрі (därı) + -лік (-lık).
Özbekçetibbiy
medical
çekim: karşılaştırma tibbiyroq · üstünlük eng tibbiy
köken: Inherited from Chagatai طبی (ṭby), from Arabic طِبِّيّ (ṭibbiyy). By surface analysis, tib (“medicine”) + -iy.
medicinal
çekim: karşılaştırma geneeskrachtiger · üstünlük geneeskrachtigst
köken: From genees + krachtig.
Er is iets heel genezend aan de natuur, het maakt deel uit van hoe we zijn afgestemd. — Doğanın çok iyileştirici bir kısmı var, ve bu da bizim ayarlandığımız kısmı.
Yunancaιατρικός
medical
köken: From ιατρός (iatrós, “doctor”) + -ικός (-ikós, “-ic”).
Οπότε, το DNA μας έχει την ήδη την ικανότητα αυτών των μηχανισμών επούλωσης. — Yani DNA'mızın yara iyileştirici mekanizmaların bu şekillerini yapabilme kapasitesi var.
Lehçeleczniczy, lekarski, lekowy, medyczny, o smaku lekarstwa, zioło /lɛt͡ʂˈɲi.t͡ʂɘ/
therapeutic, curative
eş: zdrowotny, kuracyjny
köken: Etymology tree Gothic *𐌻𐌴𐌺𐍃 (*lēks)bor.? Proto-Indo-European *leykʷ- Proto-Indo-European *-ós Proto-Indo-European *loykʷós Proto-Slavic *lě̑kъ? Proto-Slavic *lěkъ Proto-Indo-European *-yeti Proto-Indo-European *-éyeti Proto-Balto-Slavic *-éitei Proto-Slavic *-iti Proto-Slavic *lěčiti Old Polish leczyć Polish leczyć Proto-Slavic *-nъ Proto-Indo-European *-eykos Proto-Balto-Slavic *-eikas…
Kapłan (The Priest) jest klasą leczącą. — Priest: (Rahip) İyileştirici özellikle çok gelişmiş olan bir sınıftır.
Ukraynacaлі́карський, меди́чний
В природі є щось таке відновлювальне, і це частина того, як ми були налаштовані. — Doğanın çok iyileştirici bir kısmı var, ve bu da bizim ayarlandığımız kısmı.
Fincelääkäri-, lääkärin, lääkärintarkastus, lääke-, lääkehoito-, lääkekasvi
genitive singular of lääkäri
Meidän DNA:ssamme on kyky tällaisiin parannusmekanismeihin. — Yani DNA'mızın yara iyileştirici mekanizmaların bu şekillerini yapabilme kapasitesi var.
Çekçelékařský /ˈlɛːkar̝̊skiː/
medical
eş: medicínský, doktorský
köken: From lékař + -ský.
Takže naše DNA má schopnost řídit takové mechanismy hojení ran. — Yani DNA'mızın yara iyileştirici mekanizmaların bu şekillerini yapabilme kapasitesi var.
Rumencevindecător /ˌvin.de.kəˈtor/
healing
çekim: çoğul vindecători · tamlayan vindecătorului
köken: From vindeca + -tor. Cf. also Late Latin vindicator.
Este ceva foarte tonic la natură şi e parte din felul cum suntem făcuţi. — Doğanın çok iyileştirici bir kısmı var, ve bu da bizim ayarlandığımız kısmı.
curative, medicinal, remedial, therapeutic, officinal (used in compound words and derivations only)
köken: Back-formation from gyógyít and gyógyul, created during the Hungarian language reform, which took place in the 18th–19th centuries.
"Lehet, hogy az idő minden sebet begyógyít, de nem egy szépségspecialista." — "Zaman iyi bir iyileştirici olabilir, ama güzellik uzmanı olmadığı aşikar" gibi.
İbraniceרפואי \ רְפוּאִי
יש בטבע משהו מאד משקם, וזה חלק מהרגישויות שלנו. — Doğanın çok iyileştirici bir kısmı var, ve bu da bizim ayarlandığımız kısmı.
Dancamedicinsk
Under fase 1 gives patienten en type terapeutisk mælk kaldet F-75. — Birinci aşamada, hasta F-75 adı verilen iyileştirici bir tip süt ile beslenir.
Norveççemedisinsk
Endonezcemedis /ˈmɛdis/
medical: of or pertaining to the practice of medicine
çekim: karşılaştırma lebih medis · üstünlük paling medis
köken: From Dutch medisch.
Ada sesuatu yang sangat restoratif tentang alam, dan itu bagian dari bagaimana kita hidup. — Doğanın çok iyileştirici bir kısmı var, ve bu da bizim ayarlandığımız kısmı.
Bulgarcaмедици́нски, целебен
Има нещо много укрепващо в природата, което е част от това как сме настроени. — Doğanın çok iyileştirici bir kısmı var, ve bu da bizim ayarlandığımız kısmı.
Slovakçalekársky /ʎekaːrski/
medical, medicinal
köken: Etymology tree Slovak lekár Proto-Indo-European *-iskos Proto-Balto-Slavic *-iškas Proto-Slavic *-ьskъ Slovak -ský Slovak lekársky From lekár + -ský.
Takže naša DNA má kapacitu na mechanizmy liečiace zranenia. — Yani DNA'mızın yara iyileştirici mekanizmaların bu şekillerini yapabilme kapasitesi var.
Slovencemedicínski
Letoncamedicīnisks
medical (relating to medicine; usable in medicine, treatment, etc.)
çekim: karşılaştırma medicīniskāks · üstünlük vismedicīniskākais
köken: From medicīna (“medicine”) + -isks.
medicīniskā ekspertīze
medicīniskie līdzekļi
medicīniskā palīdzība
Katalancamèdic /ˈmɛ.ðik/
Median
köken: Learned borrowing from Latin mēdicus, from Mēdus (“Mede”).
İzlandacalæknisfræðilegur /ˈlaihknɪsˌfraiːðɪˌlɛːɣʏr/
medical
çekim: karşılaştırma læknisfræðilegri · üstünlük læknisfræðilegastur
köken: From læknisfræði + -legur.

Etimoloji

From iyileştir- (“to better, to heal”) + -ici (“-er,-ative”).

Örnek Cümleler

Beyin tüm iyileştirici enerjinin merkezidir.
The brain is the center of all curative energy.
İngilizcede iyileştirici bir kurs almak zorunda.
She has to take a remedial course in English.
Bu ilaç, mucizevi iyileştirici güçleriyle bilinir.
This medicine is known for its miraculous healing powers.
Tom bu kuvars kristallerinin iyileştirici güçleri olduğuna inanır.
Tom believes that these quartz crystals have healing powers.
Yılan iyileştirici özelliğinden dolayı onun atributu olarak bilinir.
Prayer is considered his special attribute.
Doğanın çok iyileştirici bir kısmı var, ve bu da bizim ayarlandığımız kısmı.
There is something very restorative about nature, and it's part of how we are tuned.
Birinci aşamada, hasta F-75 adı verilen iyileştirici bir tip süt ile beslenir.
During phase 1, a type of therapeutic milk called F-75 is fed to patients.
Balkan Yoğurdunun İyileştirici Özellikleri Bilim Adamları Tarafından Doğrulandı
Scientists Reaffirm Healing Properties of Balkan Yogurt
"Zaman iyi bir iyileştirici olabilir, ama güzellik uzmanı olmadığı aşikar" gibi.
"Time may be a great healer, but it ain't no beauty specialist."
Oyunun başında oyuncu iyileştiricilerin kasabası olan Aleroth'taki bir evde uyanır.
At the beginning of the game, the player wakes up in a house in Aleroth, a town of healers.
Yani DNA'mızın yara iyileştirici mekanizmaların bu şekillerini yapabilme kapasitesi var.
So our DNA has the capacity to do these kinds of wound-healing mechanisms.
Yunan filozofları üzümlerin hem bütün hem de şarap şeklindeki iyileştirici güçlerini övdü.
Greek philosophers praised the healing powers of grapes both whole and in the form of wine.
iyileştirici ile daha fazla örnek cümle →