endişe etmek
TR → EN
Tanım
•kaygılanmak
•Kaygı duymak, üzülmek, bir şeyi kendine tasa etmek
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
düşünmek
endişelenmek
kasavet çekmek
kasavet etmek
kaygılanmak
korkmak
korku düşmek
korkuya kapılmak
küşümlenmek
merak etmek
meraka düşmek
meraklanmak
Örnek Cümleler
Endişe etmekte haklıydın.
You were right to worry.
Çok endişe etmekten vazgeç.
Stop worrying so much.
Endişe etmek enerji kaybıdır.
Worrying is a waste of energy.
Endişe etmekten vazgeç, tamam mı?
Quit worrying, OK?
Ona endişe etmekten vazgeçmesini söyle.
Tell him to stop worrying.
Artık endişe etmek zorunda kalmayacağım.
I won't have to worry anymore.
Bu kadar çok endişe etmekten vazgeçmelisin.
You have to stop worrying so much.
Onlara endişe etmekten vazgeçmelerini söyle.
Tell them to stop worrying.
Tom'a ne olduğu hakkında endişe etmekten vazgeç.
Stop worrying about what happened to Tom.
Hayat böyle şeyler hakkında endişe etmek için çok kısa.
Life is too short to worry about things like that.
Para hakkında endişe etmek zorunda olmamak güzel olurdu.
It'd be nice not to have to worry about money.
Tom asla para konusunda endişe etmek zorunda kalmayacak.
Tom will never have to worry about money.