Servetin hiçbirini devretmediler.
They never passed on any of the wealth,
O, işini oğluna devretmeye karar verdi.
He has decided to turn over his business to his son.
ICTY Davaları Hırvatistan'a Devretmeyi Düşünüyor
ICTY Considers Transfer of Trials to Croatia
Verdiğiniz krediyi, başkasına devretmeniz gerekir.
You'd have to sell that loan to someone else.
Dan Linda'nın parasını ona devretmesi için hile yaptı.
Dan manipulated Linda into signing her money over to him.
Buna rağmen Britney, hakların %50'sini devretmeyi kabul etmedi.
Brady failed to complete at least 50% of his passes on the day.
Bir diğer davada da, yasadışı yoldan mülk devretmekle suçlanıyor.
In yet another case, he has been charged with illegally transferring ownership of property.
Papaz Daens kendi koltuđunu baţka bir Hristiyan demokrata devretmek istiyor.
Temos que fazer algo, Adolf. Precisamos de dinheiro, urgente!
Münih Antlaşması Çekoslovakya'nın Südetleri Almanya'ya devretmesini öngörüyordu.
The Munich Agreement stipulated that Czechoslovakia must cede Sudeten territory to Germany.
Ancak Irak ordusunun komutasını el-Muhallab ibn Abi Sufra'ya devretmek zorunda kaldı.
However, he was forced to hand over command of the Iraqi army to al-Muhallab ibn Abi Sufra.
Sağlık bakanlığı bu süreci yerel klinikleri mahalleliye devretmekle başlatmayı planlıyor.
The health ministry plans to start the process by turning over local clinics to their communities.
Geceli gündüzlü çalışarak 50 senede tekamül ettirdiğim sanatımı halkıma devretmek istedim.
연기인생 50년 연극 '보물'로 감동 준 배우 전무송.
devretme ile daha fazla örnek cümle →