O, işini oğluna devretmeye karar verdi.He has decided to turn over his business to his son.
Dan Linda'nın parasını ona devretmesi için hile yaptı.Dan manipulated Linda into signing her money over to him.
Geceli gündüzlü çalışarak 50 senede tekamül ettirdiğim sanatımı halkıma devretmek istedim.연기인생 50년 연극 '보물'로 감동 준 배우 전무송.
Buna rağmen Britney, hakların %50'sini devretmeyi kabul etmedi.Brady failed to complete at least 50% of his passes on the day.
Münih Antlaşması Çekoslovakya'nın Südetleri Almanya'ya devretmesini öngörüyordu.The Munich Agreement stipulated that Czechoslovakia must cede Sudeten territory to Germany.
Verdiğiniz krediyi, başkasına devretmeniz gerekir.You'd have to sell that loan to someone else.
Servetin hiçbirini devretmediler.They never passed on any of the wealth,
Papaz Daens kendi koltuđunu baţka bir Hristiyan demokrata devretmek istiyor.Temos que fazer algo, Adolf. Precisamos de dinheiro, urgente!
Geceyi huzur ve istirahat için, güneşle ayı da muayyen bir hesapla devretmek üzere yaratmıştır.He has appointed the night for resting, and the sun and the moon for reckoning.
Bir diğer davada da, yasadışı yoldan mülk devretmekle suçlanıyor.In yet another case, he has been charged with illegally transferring ownership of property.
Sağlık bakanlığı bu süreci yerel klinikleri mahalleliye devretmekle başlatmayı planlıyor.The health ministry plans to start the process by turning over local clinics to their communities.
ICTY Davaları Hırvatistan'a Devretmeyi DüşünüyorICTY Considers Transfer of Trials to Croatia
Ancak Irak ordusunun komutasını el-Muhallab ibn Abi Sufra'ya devretmek zorunda kaldı.However, he was forced to hand over command of the Iraqi army to al-Muhallab ibn Abi Sufra.
Buna karşılık, mültezimin hakkını bir başkasına devretmesinin önünde bir engel yoktu.Er hatte aus Furcht vor Vergeltung nie zuvor Anspruch auf die Urheberschaft des Bildes erhoben.
Kar amaçlı şirket kurmak veya devretmek.Messung und Modellierung der Schneeverteilung.
Daha sonra mecburiyetten Ichigo'nun evinde kalmak ve şinigami görevini Ichigo'ya devretmek zorunda kalır.Sado entonces atestigua el Fullbring de Ichigo cuando es liberado.
Decimus Brutus'un Cisalpine Galya'yı devretmeyi reddetmesi üzerine, Antonius onu Mutina'da kuşattı.رفض ديسيموس بروتوس التخلي عن غاليا كيسالبينا، لذلك حاصره أنطونيوس في موتينا.
Decimus Brutus'un Cisalpine Galya'yı devretmeyi reddetmesi üzerine, Antonius onu Mutina'da kuşattı.Depois de Décimo Bruto recusar-se a entregar a Gália Cisalpina, Marco Antônio sitiou-o em Mutina.
Montano, Cassio'ya nöbeti devretmek için meyhaneye girer.Miranda entra na mansão para explorar.
Türkiye'deki sigorta şirketleri, risklerini ağırlıklı olarak yabancı reasürans şirketlerine devretmektedir.O risco-país do Camboja ainda é considerado muito alto para investidores estrangeiros.
Bu ağır şartlardan biri de Karadeniz kıyılarındaki haklarının büyük bir kısmını Ruslara devretmeleriydi.Een zeer aanzienlijk deel van de reis moest dus over Russisch grondgebied plaatsvinden.
Kar amaçlı şirket kurmak veya devretmek.Ze wil de federale immigratiepolitie ICE afschaffen of afbouwen.
Decimus Brutus'un Cisalpine Galya'yı devretmeyi reddetmesi üzerine, Antonius onu Mutina'da kuşattı.Decimus Brutus vägrade ge upp Cisalpinska Gallien, varför Antonius slog ner honom i Mutina.
Birçok Ant görevi kendi işlerini dış programlara devretmektedirler.Vodičky evokovalo jeho četná zahraniční angažmá.
Buna rağmen Britney, hakların %50'sini devretmeyi kabul etmedi.Riley azt mondta, hogy nem kapta meg az ígért 25%-os részesedést a jogdíjakból.
Sonraki sezon da birinci kaleciliği devretmedi.Ennek ellenére az elkövetkező szezonokban sem ő számított első számú kapusnak.
Kar amaçlı şirket kurmak veya devretmek.Ρήξη ή αποκόλληση του επιχείλιου χόνδρου.
Sparta Kralı Demaratus MÖ 491 yılında yerini kuzeni Leotychides'e devretmek zorunda kalmıştı.Leotykides blev konge i Sparta i 491 f.Kr. ved at fortrænge sin fætter Demaratos.
Decimus Brutus'un Cisalpine Galya'yı devretmeyi reddetmesi üzerine, Antonius onu Mutina'da kuşattı.Etter at Decimus Brutus nektet å oppgi Gallia Cisalpina, beleiret Marcus Antonius ham ved Mutina.
Sparta Kralı Demaratus MÖ 491 yılında yerini kuzeni Leotychides'e devretmek zorunda kalmıştı.Raja Sparta Demaratos dijatuhkan dari takhtanya pada tahun 492 SM, dan digantikan oleh sepupunya Leotykhides.
Kar amaçlı şirket kurmak veya devretmek.Likuidasi perusahaan Perusahaan bangkrut atau dibubarkan.
Decimus Brutus'un Cisalpine Galya'yı devretmeyi reddetmesi üzerine, Antonius onu Mutina'da kuşattı.Sau khi Decimus Brutus từ chối trao trả Cisalpine Gaul, Antonius bao vây ông ta tại Mutina.
Kar amaçlı şirket kurmak veya devretmek.雪玉を投げつけたり突進してきたりする。
1490'de Sigismund tahttan çekilmeye ve topraklarını Frederich'in oğlu I. Maximilian'a devretmeye zorlandı.在1490年,西吉斯蒙德被迫退位并将他所有的领地转交给了腓特烈之子马克西米利安一世。
Buna rağmen Britney, hakların %50'sini devretmeyi kabul etmedi.하지만, 브라가는 여전히 50%의 소유권을 가져갔다.
Decimus Brutus'un Cisalpine Galya'yı devretmeyi reddetmesi üzerine, Antonius onu Mutina'da kuşattı.데키무스 브루투스가 갈리아 키살피나를 포기하기를 거부하자 안토니우스는 무티나에서 그를 완전 포위하였다.
Türkiye'deki sigorta şirketleri, risklerini ağırlıklı olarak yabancı reasürans şirketlerine devretmektedir.V súkromných zdravotných poisťovniach sa stáva, že sú odmietnuté kvôli zvýšeným zdravotným rizikám.
Ayrıca çok kârlı olan Kanal Şirketi hisselerini Mısır'a devretmek istemiyorlardı.Siis ei häbenenud enam ka põrandaalused miljonärid oma rikkust näidata.
Ailemdeki tek erkeğim. Bu araziyi Léila ve bana devretmeye hep birlikte karar verdiler.Jsem jedním z mála mužů v naší rodině a oni se společně dohodli, že celý pozemek předají Léile a mně.
Ailemdeki tek erkeğim. Bu araziyi Léila ve bana devretmeye hep birlikte karar verdiler.Sono l'unico maschio della famiglia e insieme presero la decisione di trasferire quel terreno a Léila e me.
Ailemdeki tek erkeğim. Bu araziyi Léila ve bana devretmeye hep birlikte karar verdiler.Είμαι το μοναδικό αγόρι στην οικογένεια και αποφάσισαν από κοινού να δώσουν τη γη σε μένα και τη Λέλια.
Ailemdeki tek erkeğim. Bu araziyi Léila ve bana devretmeye hep birlikte karar verdiler.Я був єдиним чоловіком у моїй родині, і рідні прийняли спільне рішення передати цю землю Лейлі та мені.
Ailemdeki tek erkeğim. Bu araziyi Léila ve bana devretmeye hep birlikte karar verdiler.Я единственный сын в семье, так что они решили передать землю мне и Лелии.
Bu araziyi Léila ve bana devretmeye hep birlikte karar verdiler.그리고 누이들이 저희 부부에게 토지를 넘겨주기로 마음 먹었지요.
Bu araziyi Léila ve bana devretmeye hep birlikte karar verdiler.Samen hadden ze besloten om het land aan Léila en mij over te dragen.
Bu araziyi Léila ve bana devretmeye hep birlikte karar verdiler.Sie haben zusammen beschlossen, das Land mir und Léila zu übertragen.
Bu araziyi Léila ve bana devretmeye hep birlikte karar verdiler.והם החליטו יחדיו להעביר את האדמה לליילה ולי.
Bu araziyi Léila ve bana devretmeye hep birlikte karar verdiler.ومعاً اتخذوا القرار لنقل ملكية هذا الأرض إلى (ليليّ) و لي أنا.
Bu araziyi Léila ve bana devretmeye hep birlikte karar verdiler.継ぐことになりました 譲り受けた時 土地は 私同様 死につつありました
Chicago'da bugün yine aynı büyük çeteleri yönetiyor. Servetin hiçbirini devretmediler.le stanno ancora comandando oggi, senza mai cedere la loro ricchezza.
Genin daha fazla kopyasını, bir sonraki nesle devretmesini sağlayan herşey amacını yerine getirecektir, tabii,Alles wat zorgt dat meer exemplaren van een gen een volgende generatie halen, dient dat doel.
Genin daha fazla kopyasını, bir sonraki nesle devretmesini sağlayan herşey amacını yerine getirecektir, tabii,더 많은 유전자가 다음 세대로 전달되도록 하는 어떤 것이든 그 목적을 달성하게 되는 것이니까요.
Genin daha fazla kopyasını, bir sonraki nesle devretmesini sağlayan herşey amacını yerine getirecektir, tabii,Tout ce qui laisse plus de copies du gène se transmettre à la génération suivante remplira son objectif, sauf
Genin daha fazla kopyasını, bir sonraki nesle devretmesini sağlayan herşey amacını yerine getirecektir, tabii,Transmiterea acelor gene la o nouă generaţie va servi acestui scop, dar nu scopului evoluţiei.
Genin daha fazla kopyasını, bir sonraki nesle devretmesini sağlayan herşey amacını yerine getirecektir, tabii,כל דבר שגורם לכך שיותר העתקים של אותו גן יעברו לדור הבא ישרת את המטרה,
Genin daha fazla kopyasını, bir sonraki nesle devretmesini sağlayan herşey amacını yerine getirecektir, tabii,أي شيء يسمح لنسخ أكثر من المورثة بالمرور إلى الجيل الموالي سيؤدي وظيفته،
Servetin hiçbirini devretmediler.Ils n'ont jamais transmis leurs richesses.
Servetin hiçbirini devretmediler.그들은 자신들의 부를 물려주지 않았죠.
Servetin hiçbirini devretmediler.Não chegaram a transmitir a sua riqueza.
Servetin hiçbirini devretmediler.Nikdy se nevzdali svého majetku.