devamsız

TR → EN
"devamsız" kelimesinin İngilizcesi: discontinuous. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneldiscontinuous

Tanım

•devam etmeyen, süreksiz
•Devam etmeyen, az süren
•Okuluna düzenli bir biçimde devam etmeyen
•Uygunsuz davranışlarda bulunan

Diğer Dillerde

Almancaunstetig
discontinuous
zıt: stetig
Sie fehlen zu oft, kommen aus sozial schwachen Familien oder unterliegen dem Druck ihrer Mitschüler. — Neden ya yoksulluk, devamsızlık ya da akranların negatif etkisi.
alternative form of discontinuo (“discontinued; out of use”)
Se reduce la necesidad de la mano de obra. — İşteki devamsızlıklar azalır.
Rusçaнепостоянный; нерегулярный
Я никогда не пропускал школу. — Okula asla devamsızlık yapmadım.
Arapçaمُتَقَطِّع
إما بسبب الفقر، الحضور القليل التأثير السيء من الأصحاب. نحن نعلم لماذا. — Neden ya yoksulluk, devamsızlık ya da akranların negatif etkisi.
discontinuous, abrupt
köken: From Koine Greek ἀσυνεχής (asunekhḗs).
aile: ασυνέχεια
Είναι είτε η φτώχεια, η περιορισμένη συμμετοχή, η αρνητική επιρροή των συμμαθητών. — Neden ya yoksulluk, devamsızlık ya da akranların negatif etkisi.
Finceepäjatkuva /ˈepæˌjɑtkuʋɑ/
discontinuous, discrete · discontinuative
çekim: karşılaştırma epäjatkuvampi · üstünlük epäjatkuvin
eş: diskontinuatiivinen
köken: epä- + jatkuva
aile: epäjatkuvasti, epäjatkuvuus
Çekçenespojitý /ˈnɛspojɪtiː/
discontinuous
zıt: spojitý
köken: From ne- + spojitý.
Může za to chudoba, špatná docházka nebo se dostanou do špatné party. — Neden ya yoksulluk, devamsızlık ya da akranların negatif etkisi.
Dancaafbrudt, diskontinuerlig, diskontinuert, usammenhængende
past participle of afbryde
Det er enten fattigdom, dårligt fremmøde, negativ indflydelse fra jævnaldrende. — Neden ya yoksulluk, devamsızlık ya da akranların negatif etkisi.
Bulgarcaпрекъснат /nɛprɛˈkɤsnɐt/
ceased, interrupted · discontinuous, disrupted
çekim: karşılaştırma по́-прекъ́снати · üstünlük на́й-прекъ́снати
köken: Substantivized past passive participle of прекъ́сна (prekǎ́sna, “to cease, to interrupt”) + -т (-t).
Поради бедност, слаба посещаемост, или негативни влияния от другите ученици. — Neden ya yoksulluk, devamsızlık ya da akranların negatif etkisi.
Estoncakatkev
İrlandacabearnach, briste, neamhleanúnach /ˈbʲɾʲiʃtʲə/
past participle of bris
çekim: karşılaştırma not comparable · üstünlük not comparable
aile: maide briste, maolbhriste, Oíche na Gloine Briste, sobhriste
Tagalogcadituluyan

Örnek Cümleler

Tom'un devamsızlığı az.
Tom isn't absent very often.
Yarın devamsız olacağım.
I'll be absent tomorrow.
Bugün devamsız biri var mı?
Is anyone absent today?
Tom asla devamsızlık yapmadı.
Tom has never been absent.
Sen üç gün devamsız olacaksın.
You will be absent for three days.
Tom muhtemelen devamsız olacak.
Tom will probably be absent.
Tom fazla devamsızlık yapmıyor.
Tom isn't absent very often.
Okula asla devamsızlık yapmadım.
I've never been absent from school.
Tom dün okula devamsızlık yaptı.
Tom was absent from school yesterday.
Tom sık sık devamsızlık yapıyor.
Tom is often absent from class.
Tom son günlerde çok devamsızdı.
Tom has been absent a lot recently.
Dün okula devamsızlık nedenim bu.
That's why I was absent from school yesterday.
devamsız ile daha fazla örnek cümle →