Tanım
•characterized by feeling or showing fond affection for
Etimoloji
Etymology tree English treasure English -ed English treasured From treasure + -ed.
Örnek Cümleler
Acını altından bir hazineye çevir
Turn my sorrow into treasured gold (Whoa)
O ametist broş, Marilla'nın en değerli varlığıydı.
That amethyst brooch was Marilla's most treasured possession.
Eşim bir anne olarak onları hayatının en değerli anları olarak görüyor.
My wife counts them among her most treasured moments as a mom.
Himalaya Kristali Dünya'daki en nadir ve değerli kristaller arasındadır.
Himalayan Crystal is among the rarest and most treasured crystals on Earth.
Den Ruyter, "Birisine ait olmuş olması onu daha değerli kılıyor." diyor.
"It's more valuable that it was treasured by someone," she said.
Marx duygusal olarak babasına çok yakındı ve ölümünden sonra babasının anısına çok saygı gösterdi.
Marx had been emotionally close to his father and treasured his memory after his death.
Eğitimin değer verildiği ve kız çocukların hazine sayıldıkları bir ailede yetiştiğim için şanlıyım.
I was very lucky to grow up in a family where education was prized and daughters were treasured.