Tom sohbet etmeyi sevmez.
Tom doesn't like to socialize.
Sosyalleşmek için oraya gitmiyorum.
I'm not going there to socialize.
Erken zamanda sosyalleştirmek gerekir.
They need to be socialized since early age.
Ya da dini inançların veya sosyal yaşamın?
Spirituality? And how about how we socialize?
Dışarı çıkıp daha fazla sosyalleşmen gerekir.
You need to get out and socialize more.
Sadece sosyalleşmek için masa üstü oyunları oynarım.
I play board games just to socialize.
Fadıl, çocuklarının biriyle sosyalleşmesine izin vermedi.
Fadil didn't let his children socialize with anybody.
Bireyler toplum içinde sosyalleşerek sosyal insan olurlar.
Individuals become social human beings by being socialized into society.
Robert, Martha'ya sosyalleşecek birini bulmasını tavsiye etti.
Robert advised Martha to find someone to socialize with.
Genie kendini işaret diliyle ifade etmeye ve sosyalleşmeye başladı.
Genie began to express herself through sign language and socialize with people.
Onlar için sosyalleştirmek ve birlikte çalışmak daha da zor bir hal aldı.
It became much harder for them to socialize, much harder for them to cooperate.
Yoksa bu seneler içinde yemek yapmayı kural olarak gördüklerinden mi böyle?
Or because over years they have been socialized to see cooking as their rule?