Neşe saçan görünüyorsun.
You look radiant.
Gelin mutluluk saçıyordu.
The bride was radiant.
Osmanlı Tarihi Web sitesi.
Radiant Historia Website.
Onun yüzü mutluluktan ışıl ışıldı.
His face was radiant with happiness.
En yaygın lakabı Phoebus'du ("Parlak").
His most common epithet was Phoebus (“Radiant”).
Tom'un ışıl ışıl bir gülümsemesi vardı.
Tom had a radiant smile.
Floresan mavi, flüoresana dayalı parlak bir mavi tonudur.
Fluorescent blue is a shade of blue that is radiant based on fluorescence.
"Hız ile kaynaklı bir radyant yunus, benim kurtuluşum uçtu;
"With speed he flew to my relief, As on a radiant dolphin borne;
Kendi kendini geçindirebilmekte olduğu gibi göz alıcı olmak.
Radiant, as in self-sustaining.
Daha genç ve daha parlak bir cilde sahip olmaya hazır mısınız?
Are you ready to experience younger-looking and more radiant skin?
Ona bakanların yüzü ışıl ışıl parlar, Yüzleri utançtan kızarmaz.
They looked to him, and were radiant. Their faces shall never be covered with shame.
Ah, yaratılanlar bu kadar güzelken, kaynağı ne kadar parlak olmalı!
Ah, when creation shows so much beauty, how radiant must be its source!