preoccupation
5 hece
C2 seviye
EN → TR
"preoccupation" kelimesinin Türkçesi: zihin meşguliyeti.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelzihin meşguliyeti.
Tanım
•the act of taking occupancy before someone else does
Diğer Dillerde
AlmancaAnliegen, beherrschender Gedanke, Beschäftigtsein, Besorgnis, gedankliches Verhaftetsein, Präokkupation
Rusçaзаня́тие места зара́нее, заня́тие места ра́ньше другого, озабо́ченность, поглощённость, увлечённость
Arapçaاِسْتِغْرَاق, اِنْشِغَال, اِنْهِمَاك
Farsçaاشتغال فکری
Bulgarcaзагриженост
Etimoloji
Borrowed from Middle French préoccupation, from Latin praeoccupātiō. By surface analysis, pre- + occupation or preoccupy + -ation.
Kelime Ailesi
overpreoccupation
self-preoccupation
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
Örnek Cümleler
Sami'nin tuhaf bir meşguliyeti vardı.
Sami had a strange preoccupation.
Çünkü Nixon'ın fazla liberal olduğunu düşündü.
Cox was unaware that Nixon had a bigger preoccupation.
Onun en önemli başarısı, denklemler kuramını geliştirmesiydi.
His main preoccupation, however, was the framing of his will.
Ekonomik sorunlar Kosova halkının başlıca uğraşını oluşturuyor.
Economic issues are the main preoccupation of Kosovo's citizens.
Bu iş görüntüyle ve onun kaygısıyla ilgili bir batı fenomeni midir?
Is this business about appearance and preoccupation with it a Western phenomenon?
Şey, eğer bu hayatta sadece ikincil bir meşguliyet olsa iyi olabilirdi.
Well, that would be fine if it was just a secondary preoccupation in life.
UFA ve Greenfield hükümetinin bir başka endişesi de buğdayın pazarlanmasıydı.
Another preoccupation of the UFA and the Greenfield government was the marketing of wheat.