on occasion
EN → TR
Tanım
•sporadically and infrequently
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
Örnek Cümleler
Ara sıra okula gitmem.
I am absent from school on occasion.
Bazen onlarla görüşürüz.
We see them on occasion.
Biz zaman zaman buluştuk.
We've met on occasion.
Onlar ara sıra et yerler.
They eat meat on occasion.
Fırsat buldukça ağaçlara tırmanır.
On occasion it will climb into trees.
O, zaman zaman dedektif hikayeleri okur.
He reads detective stories on occasion.
Şu an Manchester United takımının formasını giymektedir.
He does, on occasion, wear a Manchester United T-shirt.
Yani su beni zaten başlı başına korkutan bir şeydi, ama bazen girerdim.
So water was something that scared me to begin with. But I would go in on occasion.
Bazen göğüs ağrıları, ateş ve hâlsizlik veya kırgınlık da ortaya çıkabilir.
On occasion, chest pains, fever, and fatigue or malaise may also occur.
Bazen, enfeksiyon ayak parmaklarında veya tırnak kütikülünde meydana gelir.
On occasion, infection occurs on the toes or on the nail cuticle.
Litolojik olarak, bu çökeltiler kristal kalkerler ve bazen de dolomitlerdir.
Lithologically, these sediments are crystal limestones and on occasion dolomites.
Bu oyun, eski çağlardan beri Gürcistan'da ve kırsal alanlarda oynanmaktadır.
This game was played in Georgia from ancient times and is still played on occasions in rural areas.