Ana içeriğe geç
Sözlük
/
intravenous

intravenous

/ɪntɹəˈviːnəs/4 hece
C2 seviye
EN → TR
"intravenous" kelimesinin Türkçesi: damarın içinde bulunan veya damarın içine tesir e(den.). Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneldamarın içinde bulunan veya damarın içine tesir e(den.)

Tanım

•within or by means of a vein

Diğer Dillerde

Almancaintravenös
Rusçaвнутриве́нный
Felemenkçeintraveneus
Portekizceintravenosa
Lehçedożylny
Ukraynacaвнутріве́нний, внутрішньове́нний
Çekçenitrožilní
Rumenceintravenos
Dancaintravenøs
Endonezceintravena
Bulgarcaвено́зен
Slovakçavnútrožilový
Katalancaintravenós
Belarusçaдавэ́нны, нутраве́нны, нутравэ́нны, унутраве́нны, унутрыве́нны

Etimoloji

Etymology tree Proto-Indo-European *h₁én Proto-Indo-European *-teros Proto-Indo-European *h₁énterosder. Latin *interus Latin intrābor. English intra- English venous English intravenous From intra- + venous.

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar
drip
intravenous therapy
intravenous drip
endovenous

Örnek Cümleler

Damar içi veya ağız yoluyla verilebilir.
It can be taken intravenously or by mouth.
Ağız ve intravenöz formülasyonlarda mevcuttur.
It is available in by mouth and intravenous formulations.
Bu birkaç hafta antibiyotik tedavisini gerektirir.
Treatment of these infections requires several weeks of intravenous antibiotics.
Subkutan enjeksyon İntradermal enjeksiyon İntravenöz tedavi
Subcutaneous injection Intradermal injection Intravenous injection
Subkutan enjeksiyon Intramüsküler enjeksiyon İntravenöz tedavi
Subcutaneous injection Intramuscular injection Intravenous injection
İntravenöz antibiyotikler başlandı ve bir kaç gün içinde düzeldi.
He was placed on intravenous antibiotics and he recovered after a few days.
Ağız, intramsküler enjeksiyon ya da intravenöz yoluyla kullanılabilir.
It is administered by mouth, by intramuscular injection, or intravenously.
DİK, dünyanın birçok bölgesinde, hepatit C için büyük bir risk faktörüdür.
Intravenous drug use (IDU) is a major risk factor for hepatitis C in many parts of the world.
Bugünlerde çocuklar okula gitmiyor fakat onun yerine damardan bilgi alıyor.
Children these days don't go to school, but instead receive information intravenously.
Bu durum intravenöz sıvıların ve antibiyotiklerin uygulanmasını gerektirir.
This requires administration of intravenous fluids and antibiotics.
İntravenöz metoklopramid ya da intranazal lidokain diğer potansiyel seçeneklerdir.
Intravenous metoclopramide or intranasal lidocaine are other potential options.
Hipotansiyonu önlemek için 1,5 L/saate kadar intravenöz hidrasyona devam edilmelidir.
Intravenous hydration of up to 1.5 L/h should continue to prevent hypotension.
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod