hardened

/ˈhɑːdn̩d/2 hece
C2 seviye
EN → TR

Tanım

•converted to solid form (as concrete)

Diğer Dillerde

Fransızcaendurci
İspanyolcaaguerrido, endurecido
İtalyancaindurito
Rusçaогрубе́вший
Lehçebezwzględny, stwardniały, umocniony, utwardzony, zakorzeniony
Fincekaraistunut, luja, luutunut, paatunut, säälimätön, tunteeton (unfeeling)
Bulgarcaзакоравял
Katalancaendurit

Kelime Ailesi

battle-hardened
case-hardened
nonhardened
radiation-hardened
unhardened

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar
abandoned
annealed
benumbed
callous
case hardened
confirmed
deadened
depraved
enured
habituated
impenitent
incorrigible

Örnek Cümleler

Onun yüzü sertleşti.
His face hardened.
Reçine sertleşmiştir.
The resin has hardened.
Var mısın kalpleri yumuşatmaya? .
Are your hearts hardened?
O kili ateşe koyarak sertleştirdi.
He hardened clay by putting it into a fire.
İsviçre göç politikasını sertleştirdi.
Switzerland hardened its immigration policy.
Sertleşti ve kendini savunabilir oldu.
Life hardened and became defensive.
Tartar sertleşmiş diş plağının bir şeklidir.
Tartar is a form of hardened dental plaque.
ALLAH'ın mesajına karşı kalpleri katılaşanların vay haline.
Alas for those whose hearts have been hardened to God's remembrance!
Memleketlerini alt üst ettik, üzerlerine sert taş yağdırdık.
And We turned the city upside down, and rained on them stones of hardened lava.
Ama RAB firavunu inatçı yaptı. Firavun İsraillileri salıvermedi.
But Yahweh hardened Pharaoh's heart, and he didn't let the children of Israel go.
Hıristiyanlık içinde Klan düşmanlığını Katoliklere karşı yöneltti.
The rebellion hardened the Crown against Catholics.
Ekmekle ilgili mucizeyi bile anlamamışlardı; zihinleri körelmişti.
for they hadn't understood about the loaves, but their hearts were hardened.