fascination
/fæsɪˈneɪʃən/4 hece
C1 seviye
EN → TR
Tanım
•the capacity to attract intense interest
Diğer Dillerde
AlmancaFaszination
Fransızcafascination
İspanyolcafascinación
İtalyancafascinazione, fascino, passione
Felemenkçefascinatie
Portekizcefascinação, fascínio
Lehçefascynacja
Norveççefascinasjon, fascinert, forhekset, forheksing, fortryllet, fortrylling
Bulgarcaобаяние, очарование, очарованост, чар
Katalancafascinació
Esperantofascinado
Etimoloji
From Latin fascinare ("to bewitch"), possibly from Ancient Greek βασκαίνιεν (baskaínien, “to speak ill of; to curse”). Morphologically fascinate + -ion.
Kelime Ailesi
dread fascination
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
captivation
bewitching
bewitchment
enchanting
enchantment
ensorcellment
incantation
romance
spellcasting
witchcraft
witchery
witching
Örnek Cümleler
Bu cazibe nereden geliyor?
What's the fascination?
Kulağa büyüleyici geliyor.
And that has a fascination.
Modası geçmiş cazibeleri var.
They have a nerdy fascination.
Mary hayranlık içinde izledi.
Mary watched in fascination.
Fascination (2009'dan itibaren)
Fascination (from 2009)
Tom'un Japon yemeğine düşkünlüğü var.
Tom has a fascination with Japanese food.
Onun Fransız yemeğine düşkünlüğü var.
She has a fascination with French food.
Aynı zamanda hayatımın aşkı ve tutkusu.
It is also my great lifelong love and fascination.
Dil öğrenmek benim en büyük tutkum ve hobimdir.
Studying languages is my biggest fascination and hobby.
ISBN 978-0520236141 ↑ Scherer, Frank F. (2015).
Aesthetics and Analysis in Writing on Religion: Modern Fascinations.
Onur’un mavi gözleri, Hırvat kadınlarını da büyülemiş.
Onur's blue eyes hold a sort of fascination for Croatian women, too.
Film, ölümden büyülenen iki genç kız kardeşe odaklanıyor.
The film focuses on two teenage sisters who have a fascination with death.