exemplary
4 hece
C2 seviye
EN → TR
"exemplary" kelimesinin Türkçesi: örnek alınacak, tavsiyeye şayan, ibret teşkil eden.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelörnek alınacak
Geneltavsiyeye şayan
Genelibret teşkil eden.
Tanım
•serving to warn
Diğer Dillerde
Almancabeispielhaft, vorbildlich
Fransızcaexemplaire
İspanyolcaejemplario, ejemplarizador, ejemplarizante, ejemplificador, ejemplificante
İtalyancaesemplare
Rusçaдосто́йный подража́ния, образцо́вый, приме́рный
Arapçaمِثَالِيّ, نَمُوذَجِيّ
Azericenümunəvi
Felemenkçevoorbeeldig
Portekizceexemplar
İsveççeexemplarisk, förebildlig, föredömlig, mönstergill
Lehçeprzykładny, wzorowy
Finceesimerkillinen, malli-
Çekçepříkladný
Endonezcepatut dicontoh
Bulgarcaобразцо́в, приме́рен
Gürcüceმისაბაძი, სამაგალითო, სანიმუშო
Makedoncaпримерен
Etimoloji
From Middle French exemplaire (“exemplary; a copy, facsimile; an example; a sample, specimen”), from Latin exemplāris (“exemplary; a copy, facsimile”), from exemplum (“an example; a sample; a copy or transcript”). By surface analysis, example + -ary. Doublet of exemplar. First use as a noun appears c. 1425, as an adjective, c. 1507.
Kelime Ailesi
counterexemplary
exemplarily
exemplariness
exemplarity
nonexemplary
unexemplary
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Tom örnek bir kocadır.
Tom is an exemplary husband.
Tom örnek bir iş yapıyor.
Tom is doing an exemplary job.
Bu ALLAH'ın öngördüğü bir caydırma yöntemidir.
This is a recompense for what they have done, and an exemplary punishment from Allah.
O, mükemmel şöhretiyle örnek alınacak bir kişidir.
He is an exemplary person with an excellent reputation.
Çocuğun okul arkadaşlarına karşı davranışı ve tutumu ibret vericiydi.
The child's behaviour and attitude towards his fellow students was exemplary.
Bu ALLAH'ın öngördüğü bir caydırma yöntemidir. ALLAH Güçlüdür, Bilgedir
[That is] an exemplary punishment from Allah, and Allah is all-mighty, all-wise.
Analistler ise, AP'nin emsal teşkil edecek şekilde davrandığı görüşünde.
But the EP acted in an exemplary manner, analysts say.
Ve kapitalizmin de çok çeşitli formları mevcut; yani tüm örnekler iyi değil.
And capitalism itself comes in a variety of forms, not all exemplary.
Nuland, Makedonya'nın bölgede çok ırklı demokratik bir topluma örnek olduğunu söyledi.
Macedonia is an exemplary of a multi-ethnic democratic society in the region, Nuland said.
Kaddafi'nin acımasız diktatörlüğüne karşı göğüs gererek bir cesaret örneği sergilediler.
They have shown an exemplary bravery in confronting the brutal dictatorship of Gaddafi.
Tiberius eğer 23 yılından önce ölmüş olsaydı, örnek bir yönetici olarak selamlanabilirdi.
Had he died before AD 23, he might have been hailed as an exemplary ruler.