boundless

2 hece
C2 seviye
EN → TR
"boundless" kelimesinin Türkçesi: hudutsuz, sınırsız, sonsuz, engin, tükenmeyen.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelhudutsuz
Genelsınırsız
Genelsonsuz
Genelengin
Geneltükenmeyen.

Tanım

•seemingly boundless in amount, number, degree, or especially extent

Diğer Dillerde

Fransızcaillimité
Rusçaбезграни́чный, бесконе́чный, бескра́йний, беспреде́льный
Felemenkçegrenzeloos, onbegrensd
Ukraynacaбезкра́їй, безкра́йній, безме́жний
Fincerajaton
Rumencenemărginit
İbraniceללא גבול
Latinceillīmitātus, īnfīnītus
Dancagrænseløs, ubegrænset
Norveççegrenseløs, ubegrenset
Bulgarcaбезграни́чен
İrlandacaas cuimse
Bengalceবেহদ্দ
Esperantosenlima
Sanskritçeअनन्त

Etimoloji

Etymology tree English bound Proto-Indo-European *lewh₁- Proto-Indo-European *lewHs-der. Proto-Germanic *leusaną Proto-Germanic *lausaz Proto-Germanic *-lausaz Proto-West Germanic *-laus Old English -lēas Middle English -les English -less English boundless From bound + -less.

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar
bottomless
extentless
limitless
unbottomed
unbounded

Örnek Cümleler

Discovery Health.
Boundless.
Seni sınırsızca seveceğim.
I will love you boundlessly.
Böylece geriye kalan toplam enerji, kalan enerjidir.
All that boundless energy will be mine.
Elimden zeytin dalının düşmesine müsaade etmeyin" dedi.
Do not disdain me Your handmaiden, O You who are boundless in mercy."
Doğru olabilir kudretiyle dev, uçsuz bucaksız deniz Kralı. "
A giant in might, where might is right, And King of the boundless sea."
Ve düşünüyorum da bu aslında bir çeşit sınırsız güzellik yaratacak.
And I think this creates a kind of boundless beauty actually.
Ve yine ben isteyen fakat bir şey var; Benim kelle deniz gibi sınırsız,
And yet I wish but for the thing I have; My bounty is as boundless as the sea,
Sonra sınırsız kestane ormanda dolaşmak için bu sezon çok heyecan vericiydi
It was very exciting at that season to roam the then boundless chestnut woods of
Kûş ve Mısır onun sınırsız gücünün kaynağıydı. Pût ve Luv da yandaşlarıydı.
Cush and Egypt were her boundless strength. Put and Libya were her helpers.
Doğanın hayalgücü sınır tanımaz, hele bizim kupkuru insansı hayalgücümüze kıyasla.
Nature's imagination is so boundless compared to our own meager human imagination.
Kusursuz olan her şeyin bir sonu olduğunu gördüm, Ama senin buyruğun sınır tanımaz.
I have seen a limit to all perfection, but your commands are boundless.
Her yıl düzenlenen Sınırsız Barış festivalinin 6'ncısı 25 Ekim'de Üsküp'te başladı.
The 6th annual Boundless Peace festival started in Skopje on 25 October.