alibi

/ˈæl.ə.baɪ/3 hece
B1 seviye
EN → TR
"alibi" kelimesinin Türkçesi: ABD, mazeret., (huk.) suç işlendiği anda zanlının başka yerde bulunduğunu ispat etmesi, (k.dili.) özür. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

GenelABD
Genelmazeret.
Genel(huk.) suç işlendiği anda zanlının başka yerde bulunduğunu ispat etmesi
Genel(k.dili.) özür

Görsel

Yosemite Half Dome granit kaya manzarası - ABDABD Donanması Onur Muhafızları Bayraklarla Tören Alayı YürüyorABD tarım bakanlığı araştırma laboratuvarı önünde grup fotoğrafıABD Ordusu Askerinin Yemyeşil Bahçedeki Onur Madalyası Töreni

Tanım

•a defense of some offensive behavior or some failure to keep a promise etc.
•exonerate by means of an alibi

Atasözü & Deyim

“Abdala malum olur”
“Abdalın karnı doyunca gözü pabucundadır (yolda olur)”
“Bu abdestle daha çok namaz kılınır”
“Koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler”

Diğer Dillerde

Rusçaа́либи
Arapçaحُجَّة غِيَاب, دَفْع بِالْغَائِبَة, عُذْر
Portekizcedesculpa
Korece알리바이, 알리비, 현장부재증명
Ukraynacaа́лібі
Finceveruke
Çekçealibi
Taycaหลักฐานที่อยู่
Katalancaàlibi
İzlandacafjarvistarsönnun
Ermeniceալիբի, այլուրեքություն
Esperantoalibio
Laocaຫຼັກຖານທີ່ຢູ່
Marathiceअन्यत्र उपस्थिति
Kannadaಅಲಿಬಿ

Etimoloji

From the 18th century, from Latin alibī (“elsewhere, at another place”, adverb). Probably after French alibi, which has this use since the late 14th century.

Kelime Ailesi

alibi copy
Alibi Ike
alibiless
nonalibi
unalibied

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar
excuse
self-justification

Örnek Cümleler

Mazeretim yok.
I have no alibi.
Mazeretin olayım.
Let me be your alibi.
Sami'nin mazereti
Sami's alibi was confirmed.
Bir mazeretim yok.
I don't have an alibi.
Bir gerekçe göster.
Give me an alibi.
Beğenilerini severim
One of us is Mr. Owen. Which one? Where's your alibi?
Bir mazeretin var mı?
Do you have an alibi?
Tom'un mazareti yoktu.
Tom had no alibi.
Tom'un hiç mazereti yok.
Tom has no alibi.
Tom'un bir mazereti var.
Tom has an alibi.
Büyük bir mazeretin var.
You have a great alibi.
Tom'un bir mazereti vardı.
Tom had an alibi.