Ana içeriğe geç
Sözlük

zorluk ile cümle

zorluk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom Boston'da geçimini sağlamakta zorluk çekti.Tom had a hard time making a living in Boston.
Tom arkadaş edinmekte zorluk çekiyordu.Tom had a hard time making friends.
Tom halka açık bir telefon bulmakta zorluk yaşadı.Tom had trouble finding a public telephone.
Tom maaşı ile geçinmede zorluk yaşadı.Tom had difficulty in making ends meet on his salary.
Tom derdini Fransızca anlatmakta zorluk çekiyordu.Tom had a hard time making himself understood in French.
O kadar sessiz konuşuyorsun ki seni zorlukla duyabiliyorum.You speak so quietly I can barely hear you.
Tom'un zorlukla mücadeledeki cesareti, çevresindeki kişilere bir ilhamdır.Tom's courage in dealing with adversity is an inspiration to those around him.
Onlar hedeflerine ulaşmakta zorluk yaşadılar.They will have difficulty in achieving their goal.
Onu anlamakta zorluk çekiyorum.I have difficulty in understanding him.
Tom seninle buluşmak için zorlukla bekleyebilir.Tom can hardly wait to meet you.
Tom zorlukla yürüyebiliyor.Tom can hardly walk.
Tom oraya gidip gitmemeye karar vermede zorluk yaşıyor.Tom is having trouble deciding whether or not to go there.
Tom hapları yutarken zorluk yaşadı.Tom had trouble swallowing the pills.
Tom nefes almada zorluk yaşıyor.Tom is having difficulty breathing.
Tom nefes almada zorluk çekiyordu.Tom has been having difficulty breathing.
İşinde zorluklarla karşılaştı.He encountered difficulties in his work.
Tom nefes almada zorluk yaşıyor gibi görünüyor.Tom seems to be having trouble breathing.
Tom konuşmada zorluk yaşıyor gibi görünüyor.Tom seems to be having trouble talking.
Tom yürümede zorluk yaşıyor gibi görünüyor.Tom seems to be having trouble walking.
Tom testi geçmeyi zorlukla başardı.Tom barely managed to pass the test.
Buna zorlukla inanabiliyorum.I can hardly believe this.
Tom'un sesi zorlukla duyulabiliyordu.Tom's voice was hardly audible.
Tom öyle sersemledi ki zorlukla konuşabiliyor.Tom is so stunned he can hardly speak.
Çok zorluklar var.There are too many difficulties.
Bazı zorluklarımız olacak.We'll have some difficulties.
Sadece bir zorluk var.There's only one difficulty.
Nefes almada biraz zorluk çekiyorum.I have some difficulty breathing.
Pilot, uçağı kontrol ederken zorluk yaşadı.The pilot was having trouble controlling the aircraft.
Ben dil öğrenmekte zorluk yaşıyorum.I have difficulty learning languages.
Onu yaparken herhangi bir zorluk yaşıyor musun?Are you having any difficulty doing that?
Bar öyle kalabalıktı ki, zorlukla hareket ediliyordu.The bar was so crowded you could hardly move.
Bu büyük zorluklarla sonuçlandı.It resulted in great difficulties.
O, o kadar yorgundu ki zorlukla nefes alabiliyordu.He's so exhausted he can barely breathe.
Tom nefes almakta zorluk çekti.Tom has trouble breathing.
Ben zorlukla nefes alabiliyordum.I could hardly breathe.
Zorluklar büyük.The challenges are enormous.
Birçok zorluklar vardı.There were many challenges.
Zorluklar nelerdi?What were the challenges?
Zorluklar var.There are challenges.
Tom işini bırakması gerektiği konusunda Mary'yi ikna etmekte zorluk yaşadı.Tom had difficulty convincing Mary that she should quit her job.
Tom, Mary'yi işinden ayrılmaya ikna etmekte zorluk yaşadı.Tom had difficulty convincing Mary to quit her job.
Seni lisede zorlukla tanıyordum.I hardly knew you in high school.
Gerçekten herhangi bir zorluk yoktu.There really weren't any challenges.
En büyük zorluklar nelerdir?What are the biggest challenges?
Biz zorlukların farkındayız.We're aware of the challenges.
Biz birçok zorluklarla karşı karşıyayız.We face many challenges.
Tom herhangi bir zorluk olmadan işi yapabildi.Tom was able to do the work without any difficulty.
Artık seni buralarda zorlukla görebiliyoruz.We hardly ever see you around here anymore.
Ben hiç uykuya dalmakta zorluk yaşamadım.I've never had trouble falling asleep.
Bu zorlukla bir fark yarattı.It hardly made a difference.
Tom zorlukları sever.Tom loves challenges.
Eğer zorlukların olursa beni ara.Call me if you have difficulties.
O herhangi bir zorluk olmadan ofisi buldu.He found the office without any difficulty.
Tom onu yaparken zorluk yaşadı.Tom had difficulty doing that.
Tom'un ne dediğini zorlukla duyabildim.I could hardly hear what Tom was saying.
Tom onunla dansa gitmesi için Mary'yi ikna etmede zorluk yaşadı.Tom had difficulty convincing Mary to go the dance with him.
Tom zorluk içinde.Tom is in hot water.
Uyumakta hiç zorluk çekiyor musun?Are you having any difficulty sleeping?
Nefes alırken herhangi bir zorluk yaşıyor musun?Are you having any difficulty breathing?
Uyumada herhangi bir zorluk çekiyor musun?Do you have any difficulty falling asleep?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod