Ana içeriğe geç
Sözlük

zorluk ile cümle

zorluk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Telefonla ilgili yanlış bir şey var. Ben seni zorlukla duyabiliyorum.There's something wrong with the phone. I can hardly hear you.
Tom hatalı olduğunu kabul etmekte zorluk çekiyordu.Tom has trouble admitting that he's wrong.
Ben zorlukla kim kimdi anlatabildim.I could hardly tell who was who.
Mario o kadar hasta ki zorlukla hareket edebiliyor.Mario is so sick that he can barely move.
Bugün çok zorluk yaşadım.Today, I had a lot of troubles.
Tom birçok zorluk içinde.Tom is in a lot of trouble.
Sadece zorlukları düşün!Just think of the difficulties!
Bazı teknik zorluklar var.There are some technical difficulties.
Zorlukların olduğunda sana yardımcı olacağım.When you have difficulties, I will help you.
Hapları yutmakta zorluk çekiyorum.I have trouble swallowing pills.
Yaşlı insanlar zamanın yeni teknolojisini anlamakta zorluk çekiyor.Old people have difficulty understanding new technology of the time.
O büyük zorluk içinde.She's in big trouble.
Benim soruyu yorumlama zorluklarım vardı.I had difficulties interpreting the question.
Neden uyumakta zorluk çektiğimi hiç kimseye söylemedim.I've never told anyone why I have trouble sleeping.
Uyumakta zorluk mu yaşıyorsunuz?Are you having trouble sleeping?
Evimizi bulmada zorluk yaşadığın için üzgünüm.I'm sorry that you had trouble finding our house.
Tom uykuya dalmakta zorluk yaşadı.Tom had trouble falling asleep.
O, ağaçlara tırmanmada zorluk çekmiyor.He has no trouble climbing trees.
Sana zorluk çıkarmak istemiyorum.I don't want to trouble you.
Bugün herkes zorlukla mutlu.Hardly anybody's happy today.
Bunlar ciddi zorluklar.These are serious difficulties.
Sis çok yoğundu, her şeyi zorlukla görebildik.The fog was so dense, we could hardly see anything.
O, zorlukla yürüyebiliyor.He can hardly walk.
Geçimini sağlamakta zorluk çekti.He had a hard time making a living.
Kendimi zorlukla kontrol edebiliyorum.I can barely control myself.
İçmek için çok şeyim vardı ve zorlukla yürüyebiliyordum.I had too much to drink and I can barely walk.
Seni zorlukla tanıdım.I hardly recognized you.
Ben Tom'un zorlukla bekleyebildiğini bilirim.I know Tom can hardly wait.
Tom'un birçok zorluk içinde olduğunu biliyorum.I know Tom is in lots of trouble.
Bu günde konuşmakta zorluk çektim.On this day I had difficulties with speaking.
Biz senin otelini bulmakta zorluk yaşadık.We had difficulty finding your hotel.
Tom yardım edecek birini bulması konusunda herhangi bir zorluk çekmeyecek.Tom won't have any trouble finding someone to help.
Bunu bulmada zorluk yaşıyorum.I'm having difficulty figuring this out.
Zorlukların farkındayım.I'm aware of the difficulties.
Ben uyumakta zorluk çekiyordum.I was having trouble sleeping.
Zorlukların farkındaydılar.They were aware of the difficulties.
Tom biraz zorluk yaşıyor gibi görünüyor.Tom seems to be having a little difficulty.
Tom ciddi zorluk içinde olabilir.Tom could be in serious trouble.
Tom ciddi bir zorluk içinde.Tom is in serious trouble.
Tom zorlukla nefes alabiliyordu.Tom could barely breathe.
Tom zorlukla konuşabilir.Tom could barely speak.
Tom zorlukla nefes alabiliyor.Tom can barely breathe.
Tom problemin çözümünde hiçbir zorluk çekmedi.Tom had no difficulty in solving the problem.
Aşılması gereken birkaç ciddi zorluk olduğunu düşünüyorum.I think that there are a number of serious difficulties that need to be overcome.
O, zorlukla konuşabilirdi.He could barely speak.
Gözlerime zorlukla inanabildim.I could hardly believe my eyes.
Dikkat edin, çünkü zorluklar olacak.Pay attention, because there will be difficulties.
İnsanların zorlukları bizim zorluklarımızdır.The people's hardships are our hardships.
O herhangi bir zorluk olmadan işi yaptı.He did the work without any difficulty.
Sanırım zorlukların farkındasın.I presume you are aware of the difficulties.
O zorlukla öğrenir.She's barely learning.
Zorluk olması halinde, sorabilirsin.In case of whatever difficulty, you may ask.
Zorluklar olacak.There will be difficulties.
Joaquim'in dindar olduğu söylenir ama o Rab'bin duasını zorlukla biliyor.Joaquim is said to be religious, but he hardly knows the Lord's prayer.
Onu zorlukla görebildim.I was hardly able to see it.
O, hayatında zorlukları olanlara yardımcı olur.He helps those who have hardships in their lives.
Tom herhangi bir zorluk olmadan işi bitirdi.Tom finished the work without any difficulty.
Buna zorlukla katlanabiliyorum.I can hardly stand it.
Tom bana uyumakta zorluk çektiğini söyledi.Tom told me he was having trouble sleeping.
Tom, Mary'nin ne dediğini anlamakta zorluk çekti.Tom had trouble understanding what Mary was saying.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod