Zorluklara karşın Yahudi yerleşimciler yavaş yavaş oblasta gelmeye başladı.ואכן לפחות בהתחלה היה קצב הגיוס מקרב היהודים איטי מאוד.
2 Eylül 1652 tarihinde öldüğü zaman, ciddi mali zorluklar içindeydi.Умира на 2 септември 1652 г. в сериозни финансови затруднения. ((en))
2009'da "ebeveynlerin tavsiyesiyle" Ermenistan'a döndü ve mevcut zorluklara rağmen kendi ülkesinde kaldı.През 2009 г. се връща в Армения и остава там, въпреки трудностите, които изпитва.
Başka insanlarla anlamlı bir iletişime girmekte zorluk çeker.Било ѝ трудно да се свързва емоционално с други хора.
Batı ülkeleri bu kişilerin ülkelerine zorluk çıkarmadan göç etmesine izin verdi.Западните страни приемат без никакви пречки тези емигранти.
Ancak kollektivizasyon politikasının uygulanmasında yaşanan zorluklar ciddi bir sorun yarattı.При опитите за създаване на изцяло цивилно правителство обаче възникват проблеми.
Ama ta yaşlığına kadar uzaklıkta bulunan insan figürlerinin nasıl perspektife alınacağında zorluk çekmekteydi.Но може да бъде зададен въпроса, дали интереса към градските изгледи не е много по-стар.
Bu zorlukların ilki coğrafi idi.Първите поставени задачи са били прости.
1999 yılına kadar düzenli bir şekilde baskılara ve çıkarılan zorluklara rağmen her yıl şenlikler yapılmıştır.Често се случва обаче при наличието на проблеми от по-сериозно естество срещите да се провеждат ежегодно.
Bu kriz önemli küresel otomotiv gruplarına ciddi zorluklar yaşatmaktadır.Това предизвиква сериозни негативни последици на всички нива на османското общество.
Çiftçiler bile büyük zorluklar yaşamışlardır.Освен това за някои фермери били много скъпи.
Fakat bundan sonra Dionisyus ordusu büyük zorluklar altında kaldı.След това репутацията на Дионисий пострадва от няколко неприятни инцидента.
Aftermath'in mali zorluklarla yüz yüze olduğu söylentileri ortaya çıktı.Počele su glasine da Aftermath ima financijskih problema.
Tüm zorluklar ise ondan korkmaktadır”.Boj se suda Božjega!"
Şarkı albümün dans temasından ayrılmakta ve uzak mesafeli ilişkilerin zorluklarını ele almaktadır.Pjesma odmiče od dance stila albuma i pjeva o problemima veza na daljinu.
Batı ülkeleri bu kişilerin ülkelerine zorluk çıkarmadan göç etmesine izin verdi.Zapadne zemlje su dozvolile ovim ljudima ostati i raditi bez ikakvih poteškoća.
Başka insanlarla anlamlı bir iletişime girmekte zorluk çeker.Zbog njega ima problema u komunikaciji s drugim ljudima.
Yeni devletin maddi zorluklarının baskısı altında Ben-Gurion, Batı Almanya ile tazminat anlaşması imzaladı.Unatoč oštrom protivljenju opozicije Ben Gurion je podržao uspostavu veza sa Zapadnom Njemačkom.
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.Stoga je od velike važnosti pridržavati se sljedećih pravila.
"Hiçbir zorluk çekmeksizin her şeyi zihninin gücüyle yönetir."Bog – bez napora, on protresa sve stvari pomoću mišljenja svog uma.
Fakat mali ve finansal zorluklar nedeniyle Kıbrıs mahkemeleri tarafından kapatıldı.Međutim, proces izgradnje je zaustavljen i odgođen zbog financijskih poteškoća.
Buz dansı kaldırışlarında zorluk seviyesinin belirlenmesi için her pozisyon en az 3 saniye gösterilmelidir.Na presné určenie polohy treba zostrojiť kružnice minimálne z troch staníc.
Şiirde bu çift de bir sıra macera ve zorluklarla karşılasşaktadırlar.Táto zbierka obsahuje mnoho básní s viacerými príchuťami a dimenziami.
Yalnızca motoru bile çalıştırabilmek başlı başına bir zorluk sayılıyordu.Pre vznetovú motorizáciu bol k dispozícií iba predný náhon.
Bu durum, sınıflandırılmada zorluklara yol açar.Pomocou redukcie sa definujú triedy zložitosti.
Sarı ceketlerin çoğu, düşük maaşlar ve yüksek enerji fiyatları nedeniyle ekonomik zorluklar çeken insanlardır.Številni rumeni jopiči so predvsem posledica gospodarskih težav zaradi nizkih plač in visokih cen energije.
Bu deneylerin yürütülmesinde ve sonuçların yorumlanmasında yeni zorluklar getirdi.Vendar je pri razlagi svoji rezultatov izpostavil še eno pomanjkljivost.
Çıkarma, zorluklara karşın aralıksız sürmektedir.Notranjost kljub svoji velikosti ne šokira.
"Hiçbir zorluk çekmeksizin her şeyi zihninin gücüyle yönetir."Nihče ji nima ničesar očitati za vse razen za njeno katoliško vero."
Bu hareketlerin zorluk derecesinin bir genelleme ölçütü yoktur.A hitenje pri tovrstnem urejanju ni smiselno.
Aslı'ya çeşitli zorluklar sonucu kavuşur.Vendar se v realnosti pojavijo številne ovire.
Her üç denklem de akım geçişi için zorluk ifade ederler.Vsi trije omenjeni viri so izjemno težavni za obdelavo.
Oyuncular, oyun içi zorluklarla karşılaşarak puan kazanabilirler.Igralci pridobivajo točke s premagovanjem nasprotnikov.
Tam aksine kendime ve aileme zorluk verdim.Štai ką jūs padarėte man ir mano šeimai!
İlerleyen bölümlerde Michael, önüne çıkan zorluklara rağmen planını uygulamaya koyar.Nepaisant visų sunkumų, Maiklas bando įvykdyti savo pabėgimo planą.
Eğitimine ekonomik zorluklardan dolayı ara vermek durumunda kaldı.Nustota transliuoti dėl ekonominių sunkumų.
II. Dünya Savaşı, Osaka bölgesinden Tokyo'ya seyahat etmek konusunda çok büyük zorluklara sebep olmuştu.Antras pasaulinis karas sudavė labai smarkų smūgį Tosa-Inu populiacijai Japonijoje.
Çiftçiler bile büyük zorluklar yaşamışlardır.Buvo ir nuskurdusių žemdirbių.
Otomobil 1941'de yeni zorluklarla karşılaşır.Automobilis debiutavo 1941 metais.
Bu zorlukların ilki coğrafi idi.Pirmieji žingsniai buvo sunkūs.
71 yaşına varmış olan Hurt zorlukla bulundu.Mirė būdamas 71 metų nusišovė dėl nelaimingos meilės.
Oyunda 3 zorluk seviyesi bulunmaktadır.Žaidime galima pasirinkti tris sunkumo lygius.
Son skorunuz, oyunun oynandığı zorluk derecesine de bağlıdır.Kokia tai bus žaidimo lauko vieta, priklauso nuo žaidimo sunkumo lygio.
Her biri farklı zorluk derecesine sahip pek çok rota geliştirilmiştir.Visi jie siūlo skirtingo sudėtingumo slidinėjimo maršrutus.
Vasa arkeologlar için benzersiz zorluklar ortaya çıkartmıştı.Vasa pakkus arheoloogidele enneolematut väljakutset.
Fransız Ordusu bu isyan zorlukla bastırmıştır.Prantsuse väed surusid ülestõusu maha.
Melling Türkçe öğrenmişti ama Osmanlıca alfabesinde zorluk çekiyordu.Arup oli edukas õpilane, hoolimata raskustest taani keelega.
Fakat yine zorlukları başarması gerekecektir.Seepärast hoiavad nad oma vajadusi tagasi.
Eğitimine ekonomik zorluklardan dolayı ara vermek durumunda kaldı.Sealsed õpingud pidi ta pooleli jätma majanduslike raskuste tõttu.
Genel olarak Rinzai okulu eğitim yöntemlerindeki sertlik ve zorluk ile tanınır.Teisalt on Rasmus oma kangekaelsusega tuntud üle kooli.
Çok uluslu firmalar bu alanda çeşitli zorluklarla karşı karşıyadır.Kahanevad linnad USAs seisavad silmitsi teistsuguste probleemidega.
İşçilerin hayatları zorluklarla doluydu.Sõjaaja raskused olid koolitööd kõvasti räsinud.
"10 emir," ve onlar zorluk derecesi artar şeklinde sıralandılar."10 přikázání", a ty byly, podle vzestupné obtížnosti:
"10 emir," ve onlar zorluk derecesi artar şeklinde sıralandılar."10 Божи заповеди," и те бяха по възходящ ред на трудност:
"10 emir," ve onlar zorluk derecesi artar şeklinde sıralandılar.Cái: "10 yêu cầu" và chúng đây, được sắp xếp theo độ khó tăng dần:
"10 emir," ve onlar zorluk derecesi artar şeklinde sıralandılar.Dan nubuat ini adalah, dengan tingkat kesulitan yang meningkat
"10 emir," ve onlar zorluk derecesi artar şeklinde sıralandılar."de ti bud", og listede dem efter stigende sværhedsgrad:
"10 emir," ve onlar zorluk derecesi artar şeklinde sıralandılar.Eccoli, in ordine ascendente di difficoltà
"10 emir," ve onlar zorluk derecesi artar şeklinde sıralandılar. İlki "Sihir yok."los "10 mandamientos", que eran, en orden ascendente de dificultad: el primero es "Nada de magia".
"10 emir," ve onlar zorluk derecesi artar şeklinde sıralandılar.요구사항 목록을 만들어봤고, 여기에 난이도가 증가하는 쪽으로 정렬해봤습니다.