Çeşitli zorluklarla karşılaştı.Beragam kesulitan ditemukan.
Ses kısıklığı, yutkunmada zorluk veya öksürük de görülebilir.Suara serak, nyeri saat menelan, atau batuk juga dapat terjadi.
Zorlukların üstesinden gelip doktor olur.Sau đó, Vũ vượt qua khảo thí, được làm Bác sĩ.
İşçilerin hayatları zorluklarla doluydu.Đời sống nhân dân gặp rất nhiều khó khăn.
Kral Charles bu dinsel reformları İskoçya'da zorla uygulamaya başlayınca büyük zorluklarla karışlaştı.Khi Charles cố gắng áp đặt chính sách tôn giáo của ông đối với người Scotland, ông đối mặt với nhiều khó khăn.
Ve bunlar sayesinde tüm coğrafi zorlukların üstesinden geldiler.Nhờ đó, cả nhóm vượt qua thử thách khó khăn này.
Şiirde bu çift de bir sıra macera ve zorluklarla karşılasşaktadırlar."Chuyến phiêu lưu nào cũng chứa nhiều ngạc nhiên và thách thức.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.Trong thời gian này, người bệnh có thể đi lại khó khăn hoặc không thể làm việc.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.その期間中は歩いたり働くことが困難な場合がある。
Tam aksine kendime ve aileme zorluk verdim.私も家族も苦しみ抜いた。
Çıkarma, zorluklara karşın aralıksız sürmektedir.設定に関わらず難易度は固定されている。
İşçilerin hayatları zorluklarla doluydu.家族の生活は苦難に満ちていた。
Sarı ceketlerin çoğu, düşük maaşlar ve yüksek enerji fiyatları nedeniyle ekonomik zorluklar çeken insanlardır.黄色いベスト運動の抗議者のおおくは、主に低給与と高エネルギー価格による経済的困難によって動機づけられている。
Artık bunlardan yiyin ve zorluk çeken yoksulu da doyurun.(例)食べてまう(食べてしまう) やってまえよ(やってしまえよ) 飲んでまった(飲んでしまった) まあ 【副】もう。
Durumumu anlatacak kelimeler bulmakta zorluk çekiyorum.今の気持ちを言葉で言い表すのは難しい。
(Güzergahının zorluk derecesi önceden duyurulur.)論点先取の虚偽(ろんてんせんしゅのきょぎ)とも言われる。
Toki Pona en az zorluk seviyesi ile en çok anlamı verecek şekilde tasarlanmıştır.トキポナは、最小の努力で最大の意味を表現することを目指して設計された。
O kadar ıslak ve üşümüştüm ki, zorlukla binebildim.その上軽量で柔らかく、凍結しにくいなど取り扱いが楽であった。
Moğolca Hatah, zorluk anlamı içerir.(リトアニア語) Pagan rituals and meaning of Rasos
Aslı'ya çeşitli zorluklar sonucu kavuşur.しかし、実際の実装ではいくつかの問題が生じる。
( Körü körüne zorlukların üstüne gitmek şanssızlığa yol açar.(コマをつけて運行することは恥とされる。
Bazı zorluklardan sonra, Cordelia'nın "Buffy'nin Sunnydale'e hiç gelmemiş olması" dileğini yerine getirir.「バフィーなんかいなくなればいい」というコーディリアの願いを真に受け、バフィーが来なかったサニーデールを創りあげてしまう。
Sınıftaki huzursuz kızlar arasında kendini yetiştirmekte büyük zorluk çekmektedir.クラスで孤立していく真彩のことを心配している。
Evlerde günlük bir yemek olarak yaygınlaşmayışının en önemli nedeni yapılışındaki zorluktur.用途がきわめて広く頻繁に用いられるため、日常の食事に欠かせない調味料となっている。
Sosyal ilişki zorlukları, akademik zorluklar kadar sık görülmektedir.受験の難易度は、通常は学力偏差値によって表される。
Bu zorlukları aşması için de öğrencilerden oluşan yardımcılardan destek almaktadır.そのストレスを生徒に厳しくしかることで晴らそうとするため、生徒たちからは敬遠されている。
Bütün bu zorluklara rağmen Suarez’in programı Temmuz 1976-Haziran 1977 arasında başarıyla uygulanacaktır.尽管面临着这些挑战,苏亚雷兹的计划还是在1976年7月到1977年6月间执行了下去。
O kış Memed ve anası çok zorluk çekerler.其冬,以省親歸,孝養母。
Geriye dönüp baktığımızda evren bize; onu gözlemlememizde bazı zorluklar çıkartmıştır.当我看见贪污腐败时,我就尝试去揭露它。
Ayrıca, tıbbi planlara sadık kalınması ve yaşam tarzında değişiklik yapılmasında da zorluklar yaşanmaktadır.人们同时也面对坚持服药以及改变生活方式的挑战。
Bütün bunların yanında ortaya çıkan toprak kaymaları ile büyük zorluklarla karşılaşılmıştır.所有的偉人都是從艱苦中脫穎而出的。
Bu deneydeki zorluk kobalt-60 çekirdeğinin olası en yüksek kutuplanmasını sağlamaktı.本项实验所存在的一个挑战就是如何尽可能地增加钴-60核的极化率。
Kimse rolünden tam olarak çıkamamıştır ve her biri gündelik hayata adapte olmakta zorluk çekmektedir.不得其人,終日默然。
Buna rağmen olayları açıklamada hiçbir zorluk çekmezler.此外,它並未解釋任何事情。
Ağa ehli vukuf (bilirkişi) bulmakta zorluk çeker.其文筆風格「幽深孤峭」,不免流於艱澀。
İlerleyen bölümlerde Michael, önüne çıkan zorluklara rağmen planını uygulamaya koyar.第一季紧跟迈克尔突破重重困难实践他的计划。
Ancak bu zorluk kitaba olan ilgiyi daha artırır niteliktedir.漢傳對應小部的經典只有《法句經》等零星的經文。
Çok uluslu firmalar bu alanda çeşitli zorluklarla karşı karşıyadır.這個國家的很多工商業人士都畏懼著某種東西。
Ekip 40 milyon dolarlık bütçeyle, yine de birçok zorlukla karşı karşıya kaldı.儘管有著達4,000萬美元的製片預算,劇組仍遇到了一些瓶頸。
1896 yılında babasının ölümü üzerine zorluklar yaşadı.1896年,他在他母亲的坟墓前自杀未遂。
İşsizlik sebebiyle ekonomik zorluklar çekti.由于财政困难,工程耽搁。
Şarkıda Tupac çocuklardan, özellikle Siyahi kadınlardan ve onların çektiği zorluklardan bahseder.文中,杜波依斯颂扬女性、特别是黑人女性的尊严与价值。
Karmaşık savaşlar, sonu belli olmayan mücadelelerdense; zorluk çıkarmayan hamleleri tercih eder.為人重情重義也注重戰鬥公平,且並未做出過傷天害理之事。
(Güzergahının zorluk derecesi önceden duyurulur.)전의(轉依)는 전식득지(轉識得智)를 말한다.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.이 기간 동안 걷거나 일하기 어려울 수 있다.
Tüm zorluklar ise ondan korkmaktadır”.그러니 그들이 가장 두려워하는 것은 바로 (우리의) 야습이다.”
Graz daki politik ve dini zorluklar Kepler in Brahe’ye hızlıca dönme umutlarını altüst etti.그라츠에서의 정치적, 종교적 어려움이 튀코에게 바로 돌아가겠다는 케플러에게 찬물을 끼얹었다.
Ameliyatları zorluklarından ötürü "muharebe" olarak nitelendirdi.아버지는 참봉 벼슬을 하여 우도에서는 고선달이라고 불렸다.
Birçok sağlık sistemi hastalığı kimliklendirmede, tanıda ve tedavide zorluk çeker.많은 의료체계에서 만성 폐쇄성 폐질환의 확인, 진단 및 치료법의 확보에 어려움이 있다.
Michael'ın Tweener'ın çok zorluk çektiğini fark etti ve ona yardım etmeye karar verdi.그는 파이퍼의 어려운 상황을 알고, 그녀를 돕기로 결심했다.
O kadar ıslak ve üşümüştüm ki, zorlukla binebildim.기질을 이상하게 타고나서 능히 춥고 더운 것은 물론 배고픈 것도 견딜 수 있었다.
Normal ve zor zorluk derecesinde sizi ısırdıklarında zehirlenirsiniz.늙고 연약해서 한 번 무거운 짐이라도 배달하면 그대로 앓아눕는다.
Yolculuğu esnasında bazı otellere alınmamak gibi çeşitli zorluklarla karşı karşıya kaldı.הוא סבל מקשיים אחרים במסע כמו איסור כניסה למלונות רבים.
O kadar ıslak ve üşümüştüm ki, zorlukla binebildim.מזג האוויר המשיך להיות קשוח, גשום וקר והיה קושי למצוא חומרי בעירה.
Ancak kollektivizasyon politikasının uygulanmasında yaşanan zorluklar ciddi bir sorun yarattı.אבל ירידת כוחו הפוליטי הייתה כבר עובדה.
Çiftçiler bile büyük zorluklar yaşamışlardır.באחוזות החקלאיות הגדולות היו תנאיהם קשים במיוחד.
Aslında bu zorluklar, alanı terk etmesinin temel nedenlerinden biridir.צעד זה היה אחד הגורמים המרכזיים לעזיבתה.
Bazı zorluklardan sonra, Cordelia'nın "Buffy'nin Sunnydale'e hiç gelmemiş olması" dileğini yerine getirir.בעונה הזו יש לנו הצצה קטנה ל"מה היה קורה אם באפי לא הייתה מגיע לסאנידייל" בעקבות בקשה של קורדיליה.
TallMountain'in hayatı zorluklarla dolu bir yolculuktur.מסעו של אינמאן מלא תלאות.
Van Gogh zorlukla cevap vermeye çalışarak, merdivenlerden odasına çıakrken "Yok, ama ben..." der.לאחר מכו ביונסה עולה לחלק העליון של מדרגות ואומרת "אני ...