Oyunda 3 zorluk seviyesi bulunmaktadır.Négy nehézségi szintje van a játéknak.
Berlin'e geldiğinde ise oldukça fazla zorluklar çekti.Úgy érezte, hogy Berlinben nagyon sokan kihasználták.
Bu zorluk bu programların amaçlarındaki farklılıktan gelmektedir.Nämä vaikeustasot eroavat toisistaan tekstin piirteiden helppolukuisuuden mukaan.
Fransız Ordusu bu isyan zorlukla bastırmıştır.Ranskan armeija kukisti kapinan nopeasti.
II. Dünya Savaşı, Osaka bölgesinden Tokyo'ya seyahat etmek konusunda çok büyük zorluklara sebep olmuştu.Toisen maailmansodan syttyminen merkitsi suuria vaikeuksia Tampereen Liikenne Oy:n toimintaan.
Clarke başta zorluk çıkarır.Marcuksella on ongelmia heti aluksi.
Durumumu anlatacak kelimeler bulmakta zorluk çekiyorum.Sanojen löytämisen ongelmaa.
Şehir halkı açlıktan büyük zorluk çekmeye başladı.Lopulta kaupungin puolustus murtui erittäin kovan nälänhädän takia.
Ancak bu düşüncesinin karşısındaki tek zorluk savaş değildi.Taistelun merkittävin seuraus ei ollut sotilaallinen.
Yazıların, zorlukla okunduklarının yanı sıra bilmece gibi kalıyorlar.Muuten säännöt ovat kuuroilla samat kuin kuulevilla.
Ancak, ekonomik zorluklardan dolayı yarışmadan çekilmek zorunda kalmıştır.Hän joutui kuitenkin vatsavaivojen vuoksi keskeyttämään kilpailun.
O kadar ıslak ve üşümüştüm ki, zorlukla binebildim.Viileinä kausina oli kuivempaa, ja lämpiminä kosteampaa.
Finansal zorluklara rağmen ailesi çocuklarına müzik ve sanat dersleri aldırmayı başarmıştır.Taloudellisista vaikeuksista huolimatta äiti pystyi kustantamaan molemmat tyttärensä yksityiskouluihin.
Beş tane özetleme sayısını vermekle tek bir özetleme ölçüsünü seçmenin zorluklarından kaçınılmış olmaktadır.Näin yksittäisen järjestelmän vikaantumisen seurauksena voidaan menettää vain yksi viidestä puolustustasosta.
Zorluk derecesi ve bitirme zamanı parça sayısı arttıkça artmaktadır.Kuoron ja instrumenttien osuus lisääntyy loppua kohden.
Kurbanı zorlukla kurtuldu.Uhri jäi henkiin.
Türk azınlığının uyumu beraberinde zorlukları da getirmiştir.Turkin puutteesta on omat haittatekijänsä.
Birçok zorluklarla karşılaştım.Kohtasin monia vaikeuksia.
Graz daki politik ve dini zorluklar Kepler in Brahe’ye hızlıca dönme umutlarını altüst etti.Οι θρησκευτικές και πολιτικές δυσκολίες του Γκρατς εξάλειψαν τις ελπίδες του να επιστρέψει στον Μπράχε.
2009'da "ebeveynlerin tavsiyesiyle" Ermenistan'a döndü ve mevcut zorluklara rağmen kendi ülkesinde kaldı.Επέστρεψε στην Αρμενία το 2009 και έμεινε εκεί, παρά τις δυσκολίες που αντιμετώπισε.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.Σε όλο αυτό το διάστημα, το άτομο που έχει προσβληθεί μπορεί να περπατά ή να εργάζεται με δυσκολία.
Strateji video oyunları, stratejik, taktiksel ve bazen lojistik zorlukları ve keşifleri vurgular.Τονίζει τη στρατηγική, τακτική, και μερικές φορές υλικοτεχνικές προκλήσεις.
Geç Dönem Orta Çağ felaketler ve zorluklar dönemiydi.Ο ύστερος Μεσαίωνας σημαδεύτηκε από μεγάλες δυσκολίες και συμφορές.
O kadar ıslak ve üşümüştüm ki, zorlukla binebildim.Στη ζέστη γινόταν μαλακό και κολλώδες, και στο κρύο γινόταν σκληρό και εύθραυστο.
IV. Konstantinos bunu bastırmakta çok zorluk çekmedi.Άλλωστε, ο Κωνσταντίνος δεν έκανε καμία προσπάθεια να το αποφύγει.
Yunanistan'a göçünce çok büyük zorluk çekmişler.Η Ελλάδα κατέλαβε την τρίτη θέση.
Bu durum onları sınıflandırmada zorluk çıkarmaktadır.Αυτό μπορεί να καταστήσει δύσκολη την κατάταξη.
"Hiçbir zorluk çekmeksizin her şeyi zihninin gücüyle yönetir."Η απανθρωπιά τους υπερέβη κάθε φαντασία σκληρότητας».
Kuantum kuramı ile ilgili zorluklar 1940’ın sonlarına doğru arttı.Οι δυσκολίες με τη θεωρία αυξήθηκαν στο το τέλος του 1940.
Üç farklı zorluk seviyesi vardır.Der er tre forskellige sværhedsgrader.
5. yüzyılda batının yaşadığı zorlukların pek çoğu doğuda kendini göstermedi.I 5. århundrede var de østlige statsindkomster mange gange større end de vestlige.
1896 yılında babasının ölümü üzerine zorluklar yaşadı.Han blev lensgreve ved faderens død i 1896.
Zorluk derecesi ve bitirme zamanı parça sayısı arttıkça artmaktadır.Med tiden og et større antal slag nærmer man sig en procentuel ligevægt.
Bütün bu zorluklar moleküler markörlerin devreye girmesiyle aşılabilmektedir.Denne kobling skyldes, at hele molekylet har mulighed for at rotere.
Burada 5 maç oynadı, takımına ısınmakta zorluk çekti ve Cruzeiro'ya geri döndü.Her nåede han at spille fem kampe og score fire mål, inden turen gik videre til Bunkeflo IF.
Fakat bu hareketimiz büyük zorluklar içinde yapılabiliyordu.Arbejdet blev udført under store vanskeligheder.
Çocukluğu yoksul bir çevrede zorluklar içinde geçti.Köse blev opvokset i en fattig familie under dårlige forhold.
İşçilerin hayatları zorluklarla doluydu.Optagelserne var plaget af problemer.
Eğer zorluklar çok fazlaysa birey yeni beceriler edinerek akış durumuna geri dönebilir” demiştir."Så meget som de glæder sig, kan de sagtens genskabe den gamle nerve".
Son skorunuz, oyunun oynandığı zorluk derecesine de bağlıdır.Spillets længde er i høj grad afhængigt af, hvor kompliceret det samlede spillebræt er.
Strateji video oyunları, stratejik, taktiksel ve bazen lojistik zorlukları ve keşifleri vurgular.Spillene understreker strategiske, taktiske, og noen ganger logistiske utfordringer.
Yeni devletin maddi zorluklarının baskısı altında Ben-Gurion, Batı Almanya ile tazminat anlaşması imzaladı.For å løse de økonomiske krisene signerte Ben-Gurion en erstattingsavtale med Vest-Tyskland.
Toki Pona en az zorluk seviyesi ile en çok anlamı verecek şekilde tasarlanmıştır.Toki pona er laget for å kunne uttrykke mest mulig mening med minst mulig innsats.
Harry'e 5. yılında büyük zorluklar verir.I sitt femte år overlot det til Harry.
Bu zamanlarda finansal zorluklarla karşılaştı ve gayrimenkullerini kardeşine rehin bırakmak zorunda kaldı.Hun fikk finansielle problemer og måtte be sin søster om hjelp.
Mozart hayatında nadiren maddi zorluklar yaşamıştır.Mozart hadde på mange måter et vanskelig liv.
Oyunda kolay, orta ve uzman olmak üzere 3 çeşit zorluk vardır.Spillet har tre vanskelighetsgrader, practice, normal og expert.
Tuvalet alışkanlıklarının değişmesi sosyal hayatta zorluklara neden olabilir.Overgangen mellom paradigmer kan være vanskelig, grunnet sosiale motsetninger i samfunnet.
Leo Fokas, zorlukla bir gemiye binip kaçabildi.Marcus Antonius klarte å komme seg over på et mindre skip med sitt flagg og flykte fra slaget.
İlk yıllarında karşılaştığı en büyük zorluk 1906 San Francisco depremi'ydi.Det mest kjente er jordskjelvet i San Francisco i 1906.
Genel olarak Rinzai okulu eğitim yöntemlerindeki sertlik ve zorluk ile tanınır.Pada umumnya, sekolah Rinzai dikenal akan metode pelatihan yang keras dan tegas.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.Saat itu terjadi, penderita mengalami kesulitan untuk berjalan dan bekerja.
Eğitimine ekonomik zorluklardan dolayı ara vermek durumunda kaldı.Tetapi studinya harus dihentikan lagi karena kesulitan dana.
Göz açıklığı zorlukla görülebilir.Dagunya dapat dilihat dengan jelas.
Bu zorluk bu programların amaçlarındaki farklılıktan gelmektedir.Di sinilah letak perbedaan tujuan kedua proyek besar itu.
1862'de iç savaş yüzünden çeşitli zorluklarla karşılaştılar.Pada tahun 1862, timbul kesulitan akibat berkobarnya Perang Saudara Amerika.
Şehir halkı açlıktan büyük zorluk çekmeye başladı.Masyarakat mengalami kelaparan yang berat.
İşsizlik sebebiyle ekonomik zorluklar çekti.Disebabkan karena masalah kesulitan ekonomi.
Artık bunlardan yiyin ve zorluk çeken yoksulu da doyurun.Katakanlah: Ambillah tempat dan bersiaplah, sebab sekitarmu habis dimakan pedang!
Ayrıca, tıbbi planlara sadık kalınması ve yaşam tarzında değişiklik yapılmasında da zorluklar yaşanmaktadır.Pasien juga mengalami kesulitan mematuhi jadwal minum obat dan mengubah gaya hidup.