Tedavi çoğunlukla zorluklar içerir.Behandlingen är ofta svår.
Fakat bu hareketimiz büyük zorluklar içinde yapılabiliyordu.Dessa projekt genomfördes under stora svårigheter.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.Kolonisation av Mars stöds av en rad organisationer med varierande inriktning.
Ama bunun getirdiği zorluklardan dolayı grup, 1998 yılında dağıldı.Trots framgången splittrades gruppen 1998.
Şehir halkı açlıktan büyük zorluk çekmeye başladı.Befolkningen började svälta.
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.Їм було важко пристосуватися до нової ситуації.
Çin'in nüfusu, coğrafi genişliği ve sosyal çeşitliliği, Pekin'den yönetme girişimlerinde zorluklar oluşturur.Населення Китаю, географічних просторах, і соціальне різноманітність зірвати спроби правило з Пекіна.
Şiirin yaşlanma ve ölüme odaklanması, filmin sanatsal zorlukları irdelemesiyle bağlantılıdır.Зосередження вірша на старінні та смерті пов'язане з вивченням художніх труднощів.
Buna rağmen 12 saatlik bir çabayla, zorlukla da olsa, iki gemi de Korfu Limanı'na ulaşabildi.Тільки через 12 годин обидва есмінця вдалося привести в гавань Корфу.
Televizyon programlarını ve filmleri fazla zorluk çekmeden anlayabilirim.Я майже вільно розумію всі телепередачі і фільми.
Başka insanlarla anlamlı bir iletişime girmekte zorluk çeker.Має проблеми у спілкуванні з іншими людьми.
Fransız Ordusu bu isyan zorlukla bastırmıştır.Французькі війська загалом підтримали повстання.
İşçilerin hayatları zorluklarla doluydu.Умови праці робітників були тяжкі.
Bağdad halkı büyük zorluklar çekmeye başladı.Уряд Балдуїна почав стикатися зі значними труднощами.
O dönemin şartlarına göre Verus sefer sırasında per zorluk çekmedi.Тим не менш, гурт відчував деякі труднощі в той час.
Üç farklı zorluk seviyesi vardır.Задачі діляться на три рівні складності.
Maddi zorluk çeken bir anneyi canlandırdığı 2007 yapımı Danimarka filmi Daisy Diamond alkış aldı.В 2007 вона зіграла в данській картині Дейзі Діамант (Daisy Diamond) за яку була відзначена нагородами.
Disleksi olan kişiler sol ön lobu kullanmakta zorluk yaşarlar.Проблеми для тих, хто стріляє з лівого плеча.
O kadar ıslak ve üşümüştüm ki, zorlukla binebildim.Був контужений і важко обморожений, проте залишився живим.
Bütün bu zorlukların yanı sıra boyutunun küçük olması neden daha önce keşfedilemediğini açıklamaktadır.Разом із невеликими розмірами галактики це пояснює, чому її не було відкрито раніше.
Zorluklar sonucu Annabeth, Athena'nın heykelini bulmayı başarır.Тому і недивно, що Барсанті знаходить роботу альтиста.
Tabii başka zorluklarda vardır.Тут є, звичайно, свої складнощі.
Şehir halkı açlıktan büyük zorluk çekmeye başladı.Села зазнали великих втрат від Голодомору.
Çiftçiler bile büyük zorluklar yaşamışlardır.Значних успіхів добились і працівники ферм.
Bu körelme öğrenme zorluklarına neden olur.Прагнення поволі вчитися цьому.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.Během této doby může být chůze nebo práce obtížná.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.S kolonizací Europy jsou však spojené některé obtíže.
H334 Solunması halinde nefes alma zorlukları, astım nöbetleri veya alerjiye yol açabilir.H334: Při vdechování může vyvolat příznaky alergie nebo astmatu nebo dýchací potíže.
İnsanların başına zorluklar getirir.Zbytečná facka vlastním lidem.
Tedavi çoğunlukla zorluklar içerir.Léčba u lidí je často obtížná.
Çiftçiler bile büyük zorluklar yaşamışlardır.Značné pomoci se dostalo rovněž zemědělcům.
Tam aksine kendime ve aileme zorluk verdim.Ale teď musím upřednostnit sebe a svoje zdraví.
Kral Charles bu dinsel reformları İskoçya'da zorla uygulamaya başlayınca büyük zorluklarla karışlaştı.Karlova samostatná vláda skončila, když se pokusil zavést své náboženské reformy ve Skotsku.
Bu zorluk bu programların amaçlarındaki farklılıktan gelmektedir.A to je zásadní rozdíl mezi sny z těchto fází.
Zorlukları onun yerine idare eder.Lepší je nechat je jít svou cestou.
Her biri farklı zorluk derecesine sahip pek çok rota geliştirilmiştir.Mnohé z nich jsou zajištěnými cestami různých obtížností.
Boyaya duyarlı güneş hücrelerinin karasızlığı başlıca zorluk olarak tanımlanmıştır.Konstrukce dostatečně velké sluneční clony bude problematická.
Teorik anlamda zorluk matematiksel olarak tanımlanmıştır.Zapišme problém matematicky.
Uçakların performansı arttıkça zorluklar da artmıştır.Díky větší hmotnost se snížily výkony letounu.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.Colonizarea Europei este asociată cu o serie de probleme.
Strateji video oyunları, stratejik, taktiksel ve bazen lojistik zorlukları ve keşifleri vurgular.Ele pun accent pe provocări strategice, tactice, și uneori logistice.
Yaşadığı zorluklara rağmen, Tohru, neşesini ve iyimserliğini hiç kaybetmez.În ciuda traiului greu, Tohru rămâne optimistă.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.În această perioadă, mersul sau lucrul pot fi dificil de realizat.
Yunanistan'ı yönetirken birçok zorlukla karşı karşıya kaldı.Situația Greciei era complicată de alți câțiva factori.
Biz herhangi bir zorluktan korkmuyoruz.Noi nu ne temem de nicio dificultate.
Biz herhangi bir zorluktan korkmuyoruz.Nu ne este frică de nicio dificultate.
Benim soruyu yorumlama zorluklarım vardı.Am avut dificultăți în interpretarea întrebării.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.Ez idő alatt a járás és munkavégzés nehézségekbe ütközhet.
Ancak kollektivizasyon politikasının uygulanmasında yaşanan zorluklar ciddi bir sorun yarattı."Viszont a kiegyezés elfogadtatása a társadalommal, komoly nehézségekbe ütközött.
Eşsiz bir doğal çevreye sahip olmakla birlikte dağlarda ulaşım zorlukları vardır.A különleges természeti környezet megcsodálását nehezíti, hogy a hegységben hiányoznak a kiépített utak.
O kadar ıslak ve üşümüştüm ki, zorlukla binebildim.Ez még rideg és törékeny, nehezen formázható volt.
Sıkıysa Yakala filmi, aile parçalanmaları ve çocukluk döneminde yaşanan zorlukları işlemektedir.A film a szétzilált családok, összetört otthonok és a zavaros gyermekkor témájával foglalkozik.
Politik duruşundan asla taviz vermediği için, sürekli mali zorluklarla boğuşmak zorunda kaldı.Nem tud bánni a pénzzel, ezért állandóan anyagi gondokkal küszködik.
İki yıl sonra mali zorluklar yaşamaya başladığı için tüm mülkü satmak zorunda kaldı.Anyagi nehézségek miatt két év után munkába kellett állnia.
Leo Fokas, zorlukla bir gemiye binip kaçabildi.Pertu pasa egy gyors hajóval megszökött a csata helyszínéről.
Güçlük, zorluk anlamlarını barındırır.Kijelentés: Nehezen viselem a stresszt.
Zorluklarına, parça sayılarına ve büyüklüklerine göre pek çok yapboz türü bulunur.Működés, sejtalak és rétegződés szerint sok fajtája van.
Tabii ki bunlar yapılırken birçok zorlukla karşılaşıldı.Ezt a rendszert akkor sokan túl bonyolultnak találták.
Sevdiğin kişiyle el ele verirsen, hayatın tüm zorluklarından alnı açık çıkabilirsin.Bárki, aki megtalálja, elteheti az egész kibaszott dolgot.
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.Mindenekelőtt hozzá kell szoknia az új körülményekhez.