Bu zorlukların ilki coğrafi idi.Вот была главная цель этих людей.
Kurbanı zorlukla kurtuldu.Жертве удалось сбежать.
Ancak eğer zor zorluk modunda değilseniz ölmezsiniz.Даже если и умрёшь, не переживай.
Tam aksine kendime ve aileme zorluk verdim.Я пишу для себя и своей семьи.
Oyunda 3 zorluk seviyesi bulunmaktadır.В игре существует три уровня сложности.
Zorlukla okurken solcu fikirlere yakınlık duyar.Находясь в заключении, разочаровался в левых идеях.
İnsanlar zorluktan nasıl kurtulacağını bilir.«Наверное, людям надо знать, как обходиться с трудностями.
Üç farklı zorluk seviyesi vardır.Есть три уровня сложности.
Bütün bunların yanında ortaya çıkan toprak kaymaları ile büyük zorluklarla karşılaşılmıştır.Ш. прощаются все земные грехи, в раю он получит высокое положение, вблизи трона Аллаха.»
Yeni nesil, hızla değişen kelimeleri anlamakta zorluk çekebilir.Переводчику предстояло изобретать совершенно новые определения.
Oyuncular, oyun içi zorluklarla karşılaşarak puan kazanabilirler.Игроки могут получить, в зависимости от сложности, очки при выполнении этих задач.
Örneğin, bu kişiler arkadaşlarını, ailelerini ve iş arkadaşlarını tanımada zorluk yaşarlar.Иногда это затрудняет общение с друзьями, знакомыми и семьёй.
Ancak kollektivizasyon politikasının uygulanmasında yaşanan zorluklar ciddi bir sorun yarattı.Однако, реализация утверждённой идеи вызвала затруднения.
Rus İç Savaşı, Rusya'daki pek çok bilim insanının bilimle ilgisi olan ailelerine zorluklar getirmişti.Ещё долго французский учёный поддерживал научные контакты с коллегами из России.
Böylece Vikram, vampiri büyücünün huzuruna getirene dek pek çok zorlukla karşılaşır.Как много зрителей будут переживать за вампира в готическом замке?
Farabi'nin metafizik öğretileri modern araştırmacılara bazı zorluklar çıkarmaktadır.Многие из рекомендаций Петра были признаны эффективным даже современными исследователями.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.خلال هذا الوقت، قد يكون من الصعب على الشخص المشي أو العمل.
Otomobil 1941'de yeni zorluklarla karşılaşır.واجهت السيارات تحديات صعبة عام 1941.
Yine de kriz nedeniyle birçok otomobil pazarı zorluk içindedir.ومع ذلك فإن العديد من أسواق السيارات كانت في موقف بالغ الصعوبة بسبب الأزمة.
Örneğin, bu kişiler arkadaşlarını, ailelerini ve iş arkadaşlarını tanımada zorluk yaşarlar.على سبيل المثال هؤلاء الأفراد لديهم صعوبة في التعرف على الأصدقاء و العائلة و زملاء العمل.
Bizans İmparatorluk ordusu neredeyse yok oldu, Fokas zorlukla kurtuldu.ودمر جيش الأمبراطورية البيزنطية كله تقريبا ،ونجا فوكاس بصعوبة.
Bunun tersine, ilişkilendirme agnozisi olan kişiler bir nesneyi adlandırmaları istendiğinde zorluk yaşarlar.في المقابل فأن الأفراد الذين لديهم العمه الإبصاري الترابطي يواجهون صعوبة عندما يطلب منهم تسمية الأشياء.
Çin'in nüfusu, coğrafi genişliği ve sosyal çeşitliliği, Pekin'den yönetme girişimlerinde zorluklar oluşturur.يشكل عدد سكان جمهورية الصين الشعبية مع اتساعها الجغرافي، والتنوع الاجتماعي اختبار حقيقي للحكم من بكين.
Otomobil tutkunları birçok zorluk çeker.وجذب عشاق السيارات العديد من التحديات.
Tüm zorluklar ise ondan korkmaktadır”.وكان ممن يخشى الله تعالى».
Tam aksine kendime ve aileme zorluk verdim.أشعر بالامتنان الشديد لما فعلته إنجلترا بالنسبة لي ولعائلتي.
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.المساعدة على تقبل الأوضاع الجديدة.
Bu durum, sınıflandırılmada zorluklara yol açar.وهذا يسبب مشكلة كبيرة في مرحلة التعرف.
Leo Fokas, zorlukla bir gemiye binip kaçabildi.لم تمكّن فابريزيو من النجاة وغرق مع السفينة.
Çiftçiler bile büyük zorluklar yaşamışlardır.وبالنسبة للمزارعين فقد كانت أشياء أسوأ بكثير."
Üretim ve büyük çaplı merceklerin değişimini içeren birçok teknik zorluk vardır.يوجد تغيرات واسعة في إنتاج PRP من خلال وجود العديد من الأجهزة وتقنيات تركيز الصفائح.
Kullanımının zorluk çıkarmayacağı düşünülerek A p ( D ) {\displaystyle A^{p}(D)} de kullanılmaktadır.ولا يمكن أن تزيد قيمتها عن l {\displaystyle \,l} .
Clarke başta zorluk çıkarır.واجهت خطة ستاركى صعوبات منذ بدايتها.
İlerleyen bölümlerde Michael, önüne çıkan zorluklara rağmen planını uygulamaya koyar.لكنها استمرت في مساعدة مايكل في الحلقات التالية على الرغم من توتر علاقتهما.
Bu zorlukları aşması için de öğrencilerden oluşan yardımcılardan destek almaktadır.كما يتضمن طرقاً لمساعدة المتعلمين على التغلب على هذه الصعوبات(18).
Muhakkak zorlukla beraber kolaylık da vardır.إن مع العسر يسرا.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.Nesse estágio a pessoa poderá apresentar dificuldades para caminhar e trabalhar.
Genel olarak Rinzai okulu eğitim yöntemlerindeki sertlik ve zorluk ile tanınır.Em geral a escola Rinzai é conhecida pelo rigor e severidade de seus métodos de treinamento.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.A colonização de Europa apresenta inúmeras dificuldades.
Strateji video oyunları, stratejik, taktiksel ve bazen lojistik zorlukları ve keşifleri vurgular.Os jogos enfatizam a estratégia, tática e algumas vezes desafios lógísticos.
Elazığspor ise son haftalarda aldığı kritik sonuçlar sayesinde zorlukla ligde kalır.Este sistema tem sido criticado nas últimas décadas devido à lentidão com que as decisões finais são emitidas.
Leo Fokas, zorlukla bir gemiye binip kaçabildi.Leão Focas escapou por pouco embarcando num navio.
Geriye dönüp baktığımızda evren bize; onu gözlemlememizde bazı zorluklar çıkartmıştır.Nela nos víamos como que submergidos em Deus.
Europa'nın düşük yerçekimi kolonizasyon adına zorluklar getirebilir.A baixa gravidade da Europa também poderia apresentar-se como um obstáculo para os esforços de colonização.
Ekip 40 milyon dolarlık bütçeyle, yine de birçok zorlukla karşı karşıya kaldı.Com um orçamento de US$ 40 milhões, a equipe de produção ainda enfrentava muitos desafios.
Bu kriz önemli küresel otomotiv gruplarına ciddi zorluklar yaşatmaktadır.Isto teve graves consequências negativas em todos os níveis da sociedade otomana.
Bütün bu zorluklara rağmen Suarez’in programı Temmuz 1976-Haziran 1977 arasında başarıyla uygulanacaktır.Conttudo, o projeto de Suárez foi-se aplicando sem demoras entre julho de 1976 e junho do seguinte ano.
Bu zorlukların ilki coğrafi idi.Depois veio a resposta às principais carências.
Konuşma sırasında nefes almakta zorluk çekince, dalgıç kıyafetinin başlığı çıkarıldı.Quando começava a fazer a barba, queixou-se de que tinha dificuldades em respirar.
71 yaşına varmış olan Hurt zorlukla bulundu.Faleceu aos 71 anos de idade, vítima de problemas de saúde.
Oyunda 3 zorluk seviyesi bulunmaktadır.Existem três níveis no jogo.
Hastalık, kendini yürümede zorluklar, dizde genel bir ağrı olarak göstermektedir.Para continuar a servir-me, vai onde a dor é imensa.
Durumumu anlatacak kelimeler bulmakta zorluk çekiyorum.Os pais têm dificuldades em explicar a situação.
Bu durum onları sınıflandırmada zorluk çıkarmaktadır.Por aí se vê a dificuldade de classificá-lo.
MIPS pazara girene kadar bazı finansal zorluklarla karşılaştı.Albini realizou algumas lutas de boxe antes de ingressar no MMA.
Oyun kurulumunda ayrıca Easy-Normal ve Realistic olmak üzere 3 ceşit zorluk seviyesi sunulmaktadır.No jogo, há três níveis de dificuldade, Easy, Normal e Hard.
Oyuna ilk olarak normal zorluk seviyesinde başlanır.O jogo então recomeça em um nível mais alto de dificuldade.
Kullanılan şifreleme yöntemine göre değişen bir algoritmik zorluk derecesine sahip olabilir.O problema para o qual o algoritmo foi desenvolvido pode variar de aplicação para aplicação.
Kral Charles bu dinsel reformları İskoçya'da zorla uygulamaya başlayınca büyük zorluklarla karışlaştı.Quando Carlos tentou impor suas políticas religiosas na Escócia, acabou enfrentando diversas dificuldades.
Harmanlanmış öğrenme metodunun kullanılması beraberinde birtakım zorlukları da getirmektedir.Necessariamente, nas dificuldades de aprendizagem que apresenta um sujeito, está envolvido também o ensinante.