Ana içeriğe geç
Sözlük

zorluk ile cümle

zorluk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Şiirde bu çift de bir sıra macera ve zorluklarla karşılasşaktadırlar.Ambos poemarios forman parte de una etapa llena de dudas y meditaciones.
Tahir'in Hamedan'ı kuşatıp abluka etmesi şehir halkını gayet büyük zorluklara sokmuştu.Tomó la ciudad de Isin, a la cual destruyó sus murallas una vez en su poder.
Bir hatalı davranış ile gitarist fena düşerdi." diyerek zorluklarını anlattı.Es difícil trabajar tocando la guitarra lidiando con el hecho de que eso no mejorará".
Toki Pona en az zorluk seviyesi ile en çok anlamı verecek şekilde tasarlanmıştır.Fue diseñada para expresar el máximo de significados con un esfuerzo mínimo.
Çok uluslu firmalar bu alanda çeşitli zorluklarla karşı karşıyadır.Las Corporaciones Multinacionales se enfrentan con muchos obstáculos diferentes para superar estos desafíos.
Hükümdarlık dönemi zorluk, sıkıntı ve sorunlarla dolu olarak geçti.Los días entre estas dos reuniones estuvieron repletos de trabajo, dificultades y esperanza.
Bu durum, sınıflandırılmada zorluklara yol açar.Allí ya se destaca por crear polémicas a clase.
Şarkıya başlamadan önce "Bu şarkı uzak mesafeli ilişkilerin zorluklarını bilen herkes için.Oh, sí, los conozco desde que la canción ' Todas mis canciones son muy diferentes entre sí.
MIPS pazara girene kadar bazı finansal zorluklarla karşılaştı.Sin embargo, MIPS tuvo dificultades financieras en su lanzamiento al mercado.
Bu körelme öğrenme zorluklarına neden olur.Eso les da la ventaja de que son difíciles de detectar.
Şimdi zorlukla Stella'yı ikna ederler ve şimdi amaç Steve'yi sormaktır.Ella ya no está celosa, y ahora comprende lo que Spock experimentó.
Tom herhangi bir zorluk olmadan işi bitirdi.Tom finì il lavoro senza alcuna difficoltà.
Europa'nın düşük yerçekimi kolonizasyon adına zorluklar getirebilir.Anche la bassa gravità di Europa potrebbe presentare sfide agli sforzi di colonizzazione.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.La colonizzazione di Europa presenterebbe numerose difficoltà.
İşçilerin hayatları zorluklarla doluydu.Le vite dei lavoratori erano molto dure.
Bütün bu zorluklara rağmen Suarez’in programı Temmuz 1976-Haziran 1977 arasında başarıyla uygulanacaktır.Nonostante tutto, il progetto di Suárez venne applicato senza ritardi tra giugno 1976 e il giugno 1977.
"Hiçbir zorluk çekmeksizin her şeyi zihninin gücüyle yönetir."«Ma senza fatica con la forza del pensiero tutto scuote».
Bütün bu zorlukların yanı sıra boyutunun küçük olması neden daha önce keşfedilemediğini açıklamaktadır.Assieme alle piccole dimensioni, questo spiega perché non era stata scoperta prima.
Albümün kaydedilmesi sırasında pek çok zorluk yaşandı.Provi un sacco di emozioni quando registri un album.
Üç farklı zorluk seviyesi vardır.Ci sono tre livelli di difficoltà.
İngiltere, sonraki yıllar boyunca İspanya savaşının yarattığı maddi zorlukları yaşadı.L'Inghilterra era stata finanziariamente messa in difficoltà dalla guerra con la Spagna degli anni precedenti.
Kültürel farklardaki zorlukların hafife alınması.Comunicare oltre le barriere culturali.
Oyunda 3 zorluk seviyesi bulunmaktadır.Il gioco presenta tre livelli di difficoltà.
Yunanistan'a göçünce çok büyük zorluk çekmişler.Al terzo minuto viene assegnato un rigore a favore dell'Ungheria.
H334 Solunması halinde nefes alma zorlukları, astım nöbetleri veya alerjiye yol açabilir.H334 – Può provocare sintomi allergici o asmatici o difficoltà respiratorie se inalato.
Yeniden bir araya gelen çiftin yaşadıkları zorluklar barışmalarıyla birlikte bitmeyecektir.Iniziano così i problemi della coppia che non riuscirà più a ritrovare la serenità.
Hastalık, kendini yürümede zorluklar, dizde genel bir ağrı olarak göstermektedir.Il trattamento è riservato solo a quelle condizioni che sviluppano una rigidità dolorosa del piede.
Bu küçük ama pozitif değerin açıklanması olağanüstü teorik bir zorluktur.Non sottovalutate quest’ultima cosa, si tratta di una capacità straordinaria e rara.
Gerekçesi ise savaştan yenik çıkan Kartaca’nın Roma’ya olan borçlarını bile zorlukla ödemesidir.Parte di tali risorse naturalmente era destinata a Cartagine, per pagare i debiti di guerra con Roma.
Bu zorlukların ilki coğrafi idi.La nuova iniziativa fu una reazione a queste difficoltà.
Ekonomik zorluklar halkı özellikle İstanbul ve diğer büyük şehirlere itmiştir.Ha fatto proprie le istanze della classe media turca, soprattutto delle grandi città, in particolare Istanbul.
İlk yıllarında karşılaştığı en büyük zorluk 1906 San Francisco depremi'ydi.Almeno mille vite vennero perse nella peggiore calamità naturale dal Terremoto di San Francisco del 1906.
71 yaşına varmış olan Hurt zorlukla bulundu.L'unico sopravvissuto fu un ragazzo di 27 anni che rimase severamente ferito.
Sarı ceketlerin çoğu, düşük maaşlar ve yüksek enerji fiyatları nedeniyle ekonomik zorluklar çeken insanlardır.Gran parte dei risparmi sono riversati sui consumatori sotto forma di prezzi più bassi.
Bir hatalı davranış ile gitarist fena düşerdi." diyerek zorluklarını anlattı.Inoltre ha detto che suonare la chitarra è "molto impegnativo", "lo fai difficile quanto vuoi".
Nefes almada zorluk çekiyorum.Мне трудно дышать.
Zorluklarının üstesinden geldi.Он преодолел свои затруднения.
Eğer zorluk oluşursa, beni arayın.Если возникнут трудности, позвони мне!
Zorluklar olacak.Будут трудности.
Tom nefes almakta zorluk çekti.Том имел трудности с дыханием.
İşinde zorluklarla karşılaştı.Он столкнулся с трудностями в своей работе.
Sami zorlukla karşılaştı.Сами столкнулся с трудностями.
Geçimini sağlamakta zorluk çekti.Ему было трудно зарабатывать на жизнь.
Tom Boston'da geçimini sağlamakta zorluk çekti.Тому было сложно заработать на жизнь в Бостоне.
Geriye dönüp baktığımızda evren bize; onu gözlemlememizde bazı zorluklar çıkartmıştır.Зло, напротив, отвлекает нас от созерцания Божества.
"Küresel gıda güvenliği: gerçeklik, zorluklar ve perspektifler" - monografi, Almanya, Köln, 2017."Глобальная продовольственная безопасность: реалии, вызовы и перспективы" - монографии, Германия, Кельн, 2017.
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.Трудно приспосабливалась к новым условиям.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.Колонизация Европы сопряжена с целым рядом проблем.
Tüm zorluklar ise ondan korkmaktadır”.Тогда страх отступит его».
Bu arada Lisa arkadaşlık kurmakta zorluk çeker ve sınavdan B+ alır.Тем временем, Лиза не может познакомиться с новыми друзьями, и получает B+ на тесте.
Sevdiğin kişiyle el ele verirsen, hayatın tüm zorluklarından alnı açık çıkabilirsin.Если вы живёте руку об руку с человеком, которого вы любите, вы можете преодолеть все соблазны жизни ...
Bütün bu zorlukların yanı sıra boyutunun küçük olması neden daha önce keşfedilemediğini açıklamaktadır.Это вместе с её малыми размерами объясняет, почему она не была открыта ранее.
Buna rağmen 12 saatlik bir çabayla, zorlukla da olsa, iki gemi de Korfu Limanı'na ulaşabildi.Только спустя 12 часов оба эсминца удалось привести в гавань Корфу.
Bahro'nun kitabının tartışılmasının zorlukları üzerine.О сложностях обсуждения книги Баро.
Artık bunlardan yiyin ve zorluk çeken yoksulu da doyurun.Поэтому включайте – и наслаждайтесь! (неопр.).
Ancak, ekonomik zorluklardan dolayı yarışmadan çekilmek zorunda kalmıştır.Но в связи с финансовыми проблемами снялся с соревнований.
İşçilerin hayatları zorluklarla doluydu.Социальная жизнь была полна трудностей.
Fakat mali ve finansal zorluklar nedeniyle Kıbrıs mahkemeleri tarafından kapatıldı.Однако из-за финансовых и юридических сложностей начало работ было отложено.
Şarkı albümün dans temasından ayrılmakta ve uzak mesafeli ilişkilerin zorluklarını ele almaktadır.Песня отличается от танцевальной тематики альбома и исследует тему трудностей дальних перелётов.
Bölüm boyunca köpekler, ana karakterlerle iletişim halindelerdi ve bu da çekim için zorluklar çıkardı.На протяжении эпизода собакам предстояло взаимодействовать с основными персонажами, что оказалось сложным.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod