Atlattığı zorluklara rağmen Hisao, yeni arkadaşlar ve hatta sevgili bulma fırsatı yakalar.En dépit de ses difficultés, Hisao a la possibilité de trouver des amis ainsi que l'amour.
Batı ülkeleri bu kişilerin ülkelerine zorluk çıkarmadan göç etmesine izin verdi.Les pays occidentaux permirent à ces personnes d'immigrer sans complications.
Kadınların, Arap ülkelerinde serbestçe dolaşmanın çeşitli zorluk dereceleri vardır.Les femmes ont des degrés de difficulté variés à se déplacer librement dans les pays arabes.
Aftermath'in mali zorluklarla yüz yüze olduğu söylentileri ortaya çıktı.Des rumeurs circulent dans lesquelles Aftermath ferait face à des difficultés financières.
Ağa ehli vukuf (bilirkişi) bulmakta zorluk çeker.Ensuite une difficulté se présente, le franchissement de la vallée de l'Eure.
Shmuel Spiegel'e göre, sigorta şirketi zorluk çıkarmaktaydı.Selon Shmuel Spiegel, « la compagnie d'assurance va adopter une attitude très intransigeante ».
O kadar ıslak ve üşümüştüm ki, zorlukla binebildim.J’avais donc très froid et j’avais du mal à bouger mes doigts.
Tam aksine kendime ve aileme zorluk verdim.C'est ce que vous avez fait pour moi et ma famille!
"Hiçbir zorluk çekmeksizin her şeyi zihninin gücüyle yönetir.""Toute pensée profonde tend vers l'Esprit".
Üç farklı zorluk seviyesi vardır.Il y a trois niveaux de difficulté.
Onun yeni zorlukları amansız takibi klasik müziğe geniş bir dinleyici kitlesi getirdi.Sa raréfaction actuelle signifie une grave menace à la musique classique.
Fakat yine zorlukları başarması gerekecektir.Il va améliorer encore son rendement.
Roy Batty rolü için oyunu bulmakta hiç zorluk yaşanmadı.Rutger Hauer est engagé sans difficulté pour le rôle de Roy Batty.
Berlin'e geldiğinde ise oldukça fazla zorluklar çekti.Revenu à Paris, il eut de grandes difficultés à percer.
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.Le temps de s'accoutumer à de nouvelles règles.
Hayatta kalanları bir hamlede yere düşürür ve zorluk seviyesine göre tek saldırıda öldürebilir.Elle peut tuer un survivant en un seul coup dans les niveaux de difficulté les plus élevés.
İngiltere, sonraki yıllar boyunca İspanya savaşının yarattığı maddi zorlukları yaşadı.L'Angleterre a été financièrement épuisée après les années de guerre avec l'Espagne.
Gorbaçov, Rus parti teşkilatının oluşumunu engelleme denemelerinde zorluklar ile karşılaştı.Gorbatchev était confronté à des difficultés en essayant de bloquer la formation d'un parti russe.
Çeşitli zorluklarla karşılaştı.Il y rencontre diverses difficultés.
Yine de kriz nedeniyle birçok otomobil pazarı zorluk içindedir.Dans les années 2000, plusieurs marchés automobiles sont en difficulté.
Bütün bunların yanında ortaya çıkan toprak kaymaları ile büyük zorluklarla karşılaşılmıştır.Au contraire, toute tentative de l'enlever crée une grande douleur (itai, itai) .
Oyunda 3 zorluk seviyesi bulunmaktadır.Le jeu propose 3 niveaux de difficulté.
Çıkarma, zorluklara karşın aralıksız sürmektedir.Le débarquement s'opéra sans difficulté.
Zorlukların üstesinden gelip doktor olur.Il y devient infirmier puis médecin.
Esas zorluk ise radyokarbon tarihlendirmesi sonuçlarının yanıltıcı olabileceği endişesidir.D'autres ont indiqué que les datations au radiocarbone étaient erronées.
Bizans İmparatorluk ordusu neredeyse yok oldu, Fokas zorlukla kurtuldu.L'armée impériale est presque entièrement détruite et Phocas ne parvient que de justesse à s'échapper.
Bu arada Lisa arkadaşlık kurmakta zorluk çeker ve sınavdan B+ alır.Elle reprend ensuite des études et obtient un B.A. de biologie.
Vasa arkeologlar için benzersiz zorluklar ortaya çıkartmıştı.Le cas du Vasa constituait un défi sans précédent pour les archéologues.
Yeni otomobil tasarlamanın zorluklarına rağmen, üreticilerin çoğu gelecek için model tasarımına başlar..Malgré ces contraintes, la plupart des constructeurs continuent d'imaginer le futur de l’automobile.
Kurbanı zorlukla kurtuldu.L'équipage est sauvé difficilement.
Burada öğrendik ki, kendisi aynı zamanda olgun kadınlarla ilişkiye girmekte zorluk çekiyormuş.Nous pouvons même admettre que c’est lui qui a séduit l’adulte.
Bunun uygulanmasındaki bazı pratik zorluklar da tartışılmıştır.Leur difficulté d'exécution a été également soulignée.
Fotoğrafı bırakma sebebinin, stüdyoyu işler halde tutmanın zorlukları olduğunu açıkladı.S'ils disent non, c'est fini, car le studio détient les droits.
Çin Seddi’ne hiçbir zorlukla karşılaşmadan yaklaştılar.L’arrivée de nombreux Chinois ne se fait pas sans problèmes.
1981 yılında Çerkasova'nın boyu oldukça uzamıştı ve bu ikiliye kaldırışlarda zorluk çıkartıyordu.En 1972, Kortchnoï fumait toujours beaucoup et ses tempes commençaient à grisonner.
Maddî zorluklar yaşıyorlar.Ellos están sufriendo dificultades financieras.
Golf oynamakta zorluk çekiyorum.Me cuesta jugar golf.
Dil öğrenmekte zorluk çekiyorum.Me cuesta aprender idiomas.
Bu dünya zorluklar ve tehlikelerle doludur.Este mundo está lleno de dificultades y peligros.
Atlattığı zorluklara rağmen Hisao, yeni arkadaşlar ve hatta sevgili bulma fırsatı yakalar.A pesar de sus dificultades, Hisao tiene la oportunidad de encontrar nuevos amigos y el amor.
Üç farklı zorluk seviyesi vardır.Hay tres niveles de dificultad diferentes.
Örneğin, bu kişiler arkadaşlarını, ailelerini ve iş arkadaşlarını tanımada zorluk yaşarlar.Por ejemplo, estas personas tienen dificultades para reconocer a amigos, familiares y compañeros de trabajo.
Elit güçlerin karşısına çıkabilecek zorluklar genellikle toplumun uçlarındakilerinden gelir.Los desafíos para el poder de la elite a menudo surgen en los márgenes de la sociedad.
Şarkı, Strøm'in hayatta karşılaştığı zorluklar üzerine söylediği bir tempoda numara.En la canción, Strøm canta sobre las dificultades que afronta en la vida.
Bunun sebebi Rusya'daki ekonomik zorluklardır.Esto es debido a los problemas económicos de Venezuela.
Artık forum üyeleri kendi karşılaştığı zorlukları ve kendi kişisel hedeflerini yazıyorlar.Hoy en día los miembros de foro proponen sus retos propios basados en sus objetivos personales propios.
Bu deneylerin yürütülmesinde ve sonuçların yorumlanmasında yeni zorluklar getirdi.Esto presentó nuevos retos en el desarrollo de experimentos y en la interpretación de resultados.
Durumumu anlatacak kelimeler bulmakta zorluk çekiyorum.Dificultad para recordar palabras.
Aftermath'in mali zorluklarla yüz yüze olduğu söylentileri ortaya çıktı.Rumores comenzaron a abundar diciendo que Aftermath enfrentaba dificultades económicas.
Bu deneydeki zorluk kobalt-60 çekirdeğinin olası en yüksek kutuplanmasını sağlamaktı.El reto en este experimento era obtener la más alta polarización posible de los núcleos del 60Co.
Rus İç Savaşı, Rusya'daki pek çok bilim insanının bilimle ilgisi olan ailelerine zorluklar getirmişti.El ingeniero ruso investigó algunos de los múltiples problemas que inquietaban a los científicos de la época.
Obi-Wan zorlukla Utapau’dan kaçmayı başardı.Los hermanos lograron escapar a Guanajuato.
Tam aksine kendime ve aileme zorluk verdim.O si nos confundió a mi hermana y a mi.
Bütün bu zorlukların yanı sıra boyutunun küçük olması neden daha önce keşfedilemediğini açıklamaktadır.Esto, junto con su pequeño tamaño, explica por qué no fue descubierta antes.
Tabii ki bunlar yapılırken birçok zorlukla karşılaşıldı.Sin duda se han mostrado así, por lo menos muchos de ellos.
O kadar ıslak ve üşümüştüm ki, zorlukla binebildim.El verano era frío y húmedo, con dificultades para abastecerse.
Otomobil 1941'de yeni zorluklarla karşılaşır.El ejército recibió los primeros vehículos en 1941.
Eğitimine ekonomik zorluklardan dolayı ara vermek durumunda kaldı.Sin embargo hubo de abandonar los estudios por necesidades económicas.
Çocukluğu yoksul bir çevrede zorluklar içinde geçti.Su infancia transcurrió en un entorno familiar desgraciado.
Trafiğin olup olmaması, zorluk seviyesi ve süre limiti ayarlanabiliyor.Se pueden escoger el número de rondas, dificultad y tiempo límite.