Ana içeriğe geç
Sözlük

zorlu ile cümle

zorlu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Artık forum üyeleri kendi karşılaştığı zorlukları ve kendi kişisel hedeflerini yazıyorlar.Now forum members set their own challenges based upon their own personal goals.
Raduloviç Kaliforniya’ya göçer, görevine geri alınmış olmasına rağmen çok büyük zorluklar çeker.Radulovich moved to California where, despite his reinstatement, he had trouble getting work.
Bu dönemde Cromwell dış politikada da zorlu gündemlerle karşı karşıya kalır.During this period Oliver Cromwell also faced challenges in foreign policy.
Lorde'nin küçük yaşlarda ailesi ile ilişkisi zorluydu.Lorde's relationship with her parents was difficult from a young age.
Salam bütün zorluklara rağmen, Pakistan'a gitti ve yaptığı bağlantıyı sonlandırmadı.Although Salam had departed from Pakistan, he did not terminate his connection to Pakistan.
Grup fırtınanın getirdiği zorluklarla mücadele etmek ve hafifletmek amacıyla kurulmuştur.The group was formed to alleviate hardships caused by the storm.
Bu adaptasyonlar onları zorlu koşullar altında yaşamaya hazırlamıştır.They are well adapted to survive in harsh conditions.
Devlet, bunu organize edebilmek için, nüfusun genelini angarya işlerinde çalışmaya zorluyordu.To do this, the state had to organize forced labor from the population at large.
İşçilerin hayatları zorluklarla doluydu.The laborers' lives were very harsh.
Blok süresini hedeflenen sürenin civarında tutabilmek için zorluk periyodik olarak ayarlanır. .The difficulty is periodically adjusted to keep the block time around a target time.
Geç Dönem Orta Çağ felaketler ve zorluklar dönemiydi.The Late Middle Ages were marked by difficulties and calamities.
Önceden yerleri belirlenmiş taşlar bulmacaların zorluk seviyesini tayin eder.They cool into solid fragments before they reach the ground.
Hipokrat, cinsel zorlukların giderilmesi için geyik penisi tüketilmesini tavsiye etmiştir.Hippocrates recommended consuming deer penis to resolve sexual difficulties.
Birçok zorlu problem bu sayede geliştirildi.”Thankfully, more serious approaches have since followed".
İki yıl sonra mali zorluklar yaşamaya başladığı için tüm mülkü satmak zorunda kaldı.Two years later, faced with financial difficulties, he sold the entire property.
Boyaya duyarlı güneş hücrelerinin karasızlığı başlıca zorluk olarak tanımlanmıştır.The instability of the dye solar cell was identified as a main challenge.
Bunun sebebi Rusya'daki ekonomik zorluklardır.It was closed due to economic problems in Russia.
Shmuel Spiegel'e göre, sigorta şirketi zorluk çıkarmaktaydı.According to Shmuel Spiegel, "the insurance company playing hardball."
FBI Başkan yardımcısı Preston hayatının en zorlu işiyle karşı karşıyadır.FBI Special agent Brad Raines is facing his toughest case yet.
Çeşitli zorluklarla karşılaştı.On the way he faced several hardship.
Aynı zamanda ULEB'e göre Avrupa'nın en zorlu 4. ligidir.Forbes also found the city to be the 8th most stressful.
Tam aksine kendime ve aileme zorluk verdim.It just means a lot to me and my family.
Bir bilgisayarı bir arabaya takmanın zorluğu güç kaynağıdır.A challenge to installing a computer in a car is the power supply.
Hükümdarlık dönemi zorluk, sıkıntı ve sorunlarla dolu olarak geçti.His reign was full of sorrow and trouble.
Öğrenme Zorluğu Oyundaki amaç elinde aynı numaradan dört kart biriktirmektir.The principle objective of the game is to get four cards of the same number.
"Amerika ile Zorlu bir Normalleşme Süreci"."A New Covenant with the American People".
Elazığspor ise son haftalarda aldığı kritik sonuçlar sayesinde zorlukla ligde kalır.I want to be crystal clear in this, what we have witnessed in the past weeks is unacceptable.
Peki ailemiz adadaki zorlu şartlara ayak uydurabilecek mi?Where can these families go in the rain?
Ordusunun neredeyse tamamını kaybeden Selahaddin kendi canını zorlukla kurtarır.To make everything worse, all her attempts to save her husband fail as well.
Sensör zorlu doğa koşullarında hayatta kalma özelliğine sahiptir.The sensor is capable of surviving in harsh environments.
Aias da çok zorluk geçirir fırtınalardan kayalıklardan kurtulur.He recovers sufficiently to escape the tower.
'Hayır' kampanyası, hükûmet tarafından desteklenen çeşitli zorluklarla ve baskılarla karşılaştı.'No' campaigners have faced alleged government-backed coercion and suppression.
İki ya da üç kanatlı araçları yan yana istiflemek gerçekten zorlu bir işti.Stacking two or three winged vehicles can also be challenging.
Çocukluğu yoksul bir çevrede zorluklar içinde geçti.The family grew up in poor circumstances.
Ve ikili tüm zorluklara birlikte göğüs gerip dünya evine girerler.Laughing, the two head off towards home.
1862'de iç savaş yüzünden çeşitli zorluklarla karşılaştılar.In 1862, there was no fair due to the Civil War.
Gençlerin kişiliklerinin gelişmesinden ve gençlerin yüzleştikleri zorluklardan söz edilir.Participation of the very poor and of the young is highlighted as a challenge.
Zarif ve zorlu bir Golden Retriever'dır.Max, a golden retriever.
Pepee, konuşma zorluğu çeken 4 yaşında bir erkek çocuktur.Ravi is a 4-year-old boy who is energetic.
Eddie zorlu bir yaşam geçirmiştir.This woman has had a rough life.
Bu ülkeyi kurarken zorluklarla ve büyük aşklarla karşılaşmıştır.We say these things with disappointment and sadness for our country.
Fotoğrafı bırakma sebebinin, stüdyoyu işler halde tutmanın zorlukları olduğunu açıkladı.He stopped taking photographs because keeping his studio working was too time-consuming.
Zorluğu kabulleniriz, azimle mücadelemizi sürdürürüz ve işi hallederiz." dedi.We rise to the challenge, we persevere, and we get the job done."
Cromwell adadaki Katolik İrlandalı halka oldukça zorlu varlık koşulalrı dayatır.Cromwell imposed an extremely harsh settlement on the Irish Catholic population.
Eğitimine ekonomik zorluklardan dolayı ara vermek durumunda kaldı.Victory University to close due to financial difficulties.
İşsizlik sebebiyle ekonomik zorluklar çekti.There were considerable economic grounds for labour unrest.
Fakat ordu içindeki hastalıklar onu Paris kuşatmasını kaldırmasını zorluyordu.Illness, however, forced him to abandon the region.
Evliliğin zorluluğundan bahseder.He is aware of his parents marriage trouble.
Kitap, önceki kitabı gibi hayatından, turne zorluğundan ve çocukluğundan kestiler içerir.He has desire similar to the other's, albeit weaker, to see, to touch, to kiss, to lie with him.
Moğolca Hatah, zorluk anlamı içerir.Failure of monsoon leads to distress condition.
Tek bir arkadaşı vardı, o da konuşma zorluğu çeken zihinsel özürlü bir çocuktu.We have also lost a close friend who was an unfailingly generous and warm-hearted man.
Yaşadığı zorluklara rağmen, Tohru, neşesini ve iyimserliğini hiç kaybetmez.Despite life's trials, Poong-ho never loses his optimism and sense of humor.
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.I am trying to come to terms with the recent events.
Yutma güçlüğü ve konuşma zorluğu da ilk belirti olabilir.Weakness and loss of weight may be early symptoms.
Zorluk derecesi ve bitirme zamanı parça sayısı arttıkça artmaktadır.The level of difficulty increases while completing the workout.
Oyuncular, oyun içi zorluklarla karşılaşarak puan kazanabilirler.Players can gain, depending on difficulty, points on completing these tasks.
Tabii başka zorluklarda vardır.Of course, other problems remain.
Wanyan Chengyu zorlukla hayatta kaldı fakat tüm Jin ordusu yok edildi.The entire Jin army was destroyed while Wanyan Chengyu barely escaped alive.
Ancak kollektivizasyon politikasının uygulanmasında yaşanan zorluklar ciddi bir sorun yarattı."However, to get the Compromise accepted within the society posed serious difficulties.
Uçakların performansı arttıkça zorluklar da artmıştır.The difficulties increased as aircraft performance improved.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod