Hangi zorluklarla karşı karşıya kalabiliriz?What challenges might we face?
Güvenlik de bir zorluktu.Security was also a challenge.
Bazı büyük zorluklar devam ediyor.Some major challenges remain.
Tom zorlu bir banliyöde büyüdü.Tom grew up in a tough suburb.
Zorluğun üstesinden geliyor musun?Are you taking the challenge?
Daha önce zorluklar yaşadık.We've had challenges before.
Her zaman zorluklar vardır.There are always challenges.
Zorluklar sayısızdır.The challenges are numerous.
Zorluklar artıyor.The challenges are mounting.
Bazı zorluklarımız var.We do have some challenges.
İleride zorluklar var.There are challenges ahead.
Tom zorlu bir işle karşı karşıyadır.Tom faces a challenging job.
Tom zorlukla Fransızca konuşur.Tom hardly speaks French.
Bu zorlu bir konudur.This is a tough issue.
Zorluklar vardı.There were challenges.
Tom beni zorluyordu.Tom was pushing me.
Diana zorlukla nefes alıyordu.Diana gasped.
Fadıl, Dania'yı zorlukla tanıdı.Fadil barely recognized Dania.
Çok zorluyum.I'm very tough.
Ben zorlukları seviyorum.I love challenges.
Bu büyük hapları yutmakta zorluk çekiyorum.I have trouble swallowing these big pills.
En zorlu dil nedir?What's the hardest language?
Şartlar şu anda biraz zorlu.Things are a little rough right now.
Tom mali zorluklar yaşıyor.Tom is having financial difficulties.
Zorluklara rağmen başarılı oldu.He succeeded, despite the difficulties.
Her zorluk bir fırsattır.Every challenge is an opportunity.
Nefes almakta zorluk çekiyor musun?Are you having any trouble breathing?
Onu yapmakta zorluk çektin mi?Did you have any trouble doing that?
Konsantre olmakta zorluk çekiyor musun?Do you have trouble concentrating?
Tom bunu yaparken epey zorluk çekti.Tom had a hard time doing that.
Tom bunu yapmakta zorluk yaşadığını söyledi.Tom said he had trouble doing that.
Uykuya dalmakta zorluk çekmedim.I had no trouble falling asleep.
Sen zorlu bir rakipsin.You're a tough competitor.
Tom zorlukla hareket edebilir.Tom could hardly move.
Sen zorlu bir çocuksun.You're a tough kid.
Tom zorlukla hareket edebiliyor.Tom can hardly move.
Zorlukla hareket edebiliyorum.I can hardly move.
Tom yürümekte zorluk çekiyor gibi görünüyordu.Tom seemed to have trouble walking.
Tom, Mary'nin zorlu olduğunu düşündüğünü söyledi.Tom told me that he thought Mary was tough.
Tom zorlu bir çocukluk geçirdi.Tom had a tough childhood.
Tom'un evini bulmakta zorluk çekiyordum.I had difficulty finding Tom's house.
Evini bulmakta zorluk yaşadım.I had trouble finding your house.
Bunu yaparken zorluk çektim.I had difficulty doing that.
O ağaca tırmanırken herhangi bir zorluk yaşamadım.I didn't have any trouble climbing that tree.
O ağaca tırmanırken hiçbir zorluğum olmadı.I didn't have any trouble climbing that tree.
Bunu yaparken zorluk çekmiştim.I had a difficult time doing that.
Tom, Mary'nin nefes almakta zorluk yaşadığını fark etti.Tom noticed that Mary was having trouble breathing.
Kapıyı açarken zorluk yaşadım.I had trouble opening the door.
İş bulmakta zorluk yaşadım.I had a hard time finding work.
Sami derin zorluktaydı.Sami was in deep trouble.
Sami zorlukla karşılaştı.Sami ran into trouble.
Park edecek bir yer bulmakta zorluk yaşadım.I had trouble finding a place to park.
Sami bazı ciddi zorluklarla karşı karşıya kaldı.Sami faced some grave challenges.
Sami Bekir, New York eyaletindeki en zorlu savcılardan biridir.Sami Bakir is one of the toughest prosecutors in New York state.
Tarih dersleri sırasında uyanık kalmakta zorluk yaşıyorum.I've been having a hard time staying awake during history classes.
Tom tüm engelleri ve zorlukları aştı.Tom overcame all obstacles and difficulties.
Onu yaparken çok zorluk yaşadım.I had a lot of difficulty doing that.
Tom'un zorlu olduğunu biliyorum.I know Tom is tough.
Tom çok zorluklar çekti.Tom went through a lot of hardship.
Sen zorlusun, değil mi?You're tough, aren't you?