Ana içeriğe geç
Sözlük

zorlu ile cümle

zorlu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom ciddi zorluk içinde olabilir.Tom could be in serious trouble.
Tom'un konuşma zorluğu var.Tom has difficulty speaking.
Tom ciddi bir zorluk içinde.Tom is in serious trouble.
Tom zorlukla nefes alabiliyordu.Tom could barely breathe.
Tom zorlukla konuşabilir.Tom could barely speak.
Tom zorlukla nefes alabiliyor.Tom can barely breathe.
Tom problemin çözümünde hiçbir zorluk çekmedi.Tom had no difficulty in solving the problem.
Aşılması gereken birkaç ciddi zorluk olduğunu düşünüyorum.I think that there are a number of serious difficulties that need to be overcome.
O, zorlukla konuşabilirdi.He could barely speak.
Gözlerime zorlukla inanabildim.I could hardly believe my eyes.
Dikkat edin, çünkü zorluklar olacak.Pay attention, because there will be difficulties.
İnsanların zorlukları bizim zorluklarımızdır.The people's hardships are our hardships.
O herhangi bir zorluk olmadan işi yaptı.He did the work without any difficulty.
Sanırım zorlukların farkındasın.I presume you are aware of the difficulties.
O zorlukla öğrenir.She's barely learning.
Zorluk olması halinde, sorabilirsin.In case of whatever difficulty, you may ask.
Zorluklar olacak.There will be difficulties.
Joaquim'in dindar olduğu söylenir ama o Rab'bin duasını zorlukla biliyor.Joaquim is said to be religious, but he hardly knows the Lord's prayer.
Onu zorlukla görebildim.I was hardly able to see it.
O, hayatında zorlukları olanlara yardımcı olur.He helps those who have hardships in their lives.
Tom herhangi bir zorluk olmadan işi bitirdi.Tom finished the work without any difficulty.
Tom çok zorlu bir öğretmen.Tom is a very tough teacher.
Buna zorlukla katlanabiliyorum.I can hardly stand it.
Tom bana uyumakta zorluk çektiğini söyledi.Tom told me he was having trouble sleeping.
Tom, Mary'nin ne dediğini anlamakta zorluk çekti.Tom had trouble understanding what Mary was saying.
Tom Boston'da geçimini sağlamakta zorluk çekti.Tom had a hard time making a living in Boston.
Tom arkadaş edinmekte zorluk çekiyordu.Tom had a hard time making friends.
Tom halka açık bir telefon bulmakta zorluk yaşadı.Tom had trouble finding a public telephone.
Tom maaşı ile geçinmede zorluk yaşadı.Tom had difficulty in making ends meet on his salary.
Tom derdini Fransızca anlatmakta zorluk çekiyordu.Tom had a hard time making himself understood in French.
O kadar sessiz konuşuyorsun ki seni zorlukla duyabiliyorum.You speak so quietly I can barely hear you.
Nadal zorlu bir tenis maçını kazandı. Maç beş set sürdü.Nadal won a grueling tennis match. It lasted five sets.
Tom'un zorlukla mücadeledeki cesareti, çevresindeki kişilere bir ilhamdır.Tom's courage in dealing with adversity is an inspiration to those around him.
Onlar hedeflerine ulaşmakta zorluk yaşadılar.They will have difficulty in achieving their goal.
Onu anlamakta zorluk çekiyorum.I have difficulty in understanding him.
O, benim görüşümü değiştirmeye zorluyor.That obliges me to change my opinion.
Sabrımı zorluyorsun.You're trying my patience.
Tom seninle buluşmak için zorlukla bekleyebilir.Tom can hardly wait to meet you.
Tom zorlukla yürüyebiliyor.Tom can hardly walk.
Tom oraya gidip gitmemeye karar vermede zorluk yaşıyor.Tom is having trouble deciding whether or not to go there.
Tom hapları yutarken zorluk yaşadı.Tom had trouble swallowing the pills.
Tom nefes almada zorluk yaşıyor.Tom is having difficulty breathing.
Tom nefes almada zorluk çekiyordu.Tom has been having difficulty breathing.
Tom zorlu bir rakip.Tom is a formidable opponent.
Tom yutma zorluğu yaşıyor.Tom is having a hard time swallowing.
İşinde zorluklarla karşılaştı.He encountered difficulties in his work.
Tom nefes almada zorluk yaşıyor gibi görünüyor.Tom seems to be having trouble breathing.
Tom konuşmada zorluk yaşıyor gibi görünüyor.Tom seems to be having trouble talking.
Tom yürümede zorluk yaşıyor gibi görünüyor.Tom seems to be having trouble walking.
Tom testi geçmeyi zorlukla başardı.Tom barely managed to pass the test.
Buna zorlukla inanabiliyorum.I can hardly believe this.
Tom'un sesi zorlukla duyulabiliyordu.Tom's voice was hardly audible.
Tom öyle sersemledi ki zorlukla konuşabiliyor.Tom is so stunned he can hardly speak.
Şansını zorluyorsun.You're pushing your luck.
Çok zorluklar var.There are too many difficulties.
Tom zorlu bir rakip olacaktır.Tom would be a formidable opponent.
Bazı zorluklarımız olacak.We'll have some difficulties.
Sadece bir zorluk var.There's only one difficulty.
Nefes almada biraz zorluk çekiyorum.I have some difficulty breathing.
Onların aracı dünyadaki en zorlu yarışlardan birine girdi.Their car entered one of the toughest races in the world.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod