Tom her zaman satır aralarını okumakta zorluk çekti.Tom has always had trouble reading between the lines.
Tom ve Mary herhangi bir zorluk olmadan görevlerini tamamladı.Tom and Mary accomplished their mission without any difficulty.
Koşucu zorlukla nefes alıyordu.The runner was gasping for breath.
O nefes almakta zorluk yaşıyor.He is having difficulty breathing.
Tom kararlar vermede zorluk çekiyor.Tom has difficulty making decisions.
Tom arkadaş edinmede zorluk çekiyordu.Tom had trouble making friends.
Tom bisiklete binmeyi öğrenirken çok zorluk yaşadı.Tom had a hard time learning how to ride a bicycle.
Ben konsantre olmakta zorluk çekiyorum.I'm having a hard time concentrating.
Zorluklar yıldırıcı ama biz bunları aşabiliriz.The challenges are daunting, but we can overcome them.
Zorluklar yıldırıcı ama biz bunların üstesinden gelebiliriz.The challenges are daunting, but we can overcome them.
Zorlukları severim.I like challenges.
Tom işitmekte zorluk çekiyor.Tom has a hard time hearing.
Onun el yazısı o kadar küçüktü ki zorlukla okunuyordu.Her handwriting was so tiny it was barely legible.
Tom, sınıftaki diğer öğrencilerle geçinme konusunda zorluk çekiyor.Tom has trouble getting along with other students in his class.
Onlar muhtemelen zorluklarla başa çıkabilecekler.They'll probably be able to cope with the difficulties.
Telefonla ilgili yanlış bir şey var. Ben seni zorlukla duyabiliyorum.There's something wrong with the phone. I can hardly hear you.
Birkaç zorluğun üstesinden gelmek zorunda kalacaksın.You'll have to overcome a few difficulties.
Tom hatalı olduğunu kabul etmekte zorluk çekiyordu.Tom has trouble admitting that he's wrong.
Ben zorlukla kim kimdi anlatabildim.I could hardly tell who was who.
Mario o kadar hasta ki zorlukla hareket edebiliyor.Mario is so sick that he can barely move.
Bugün çok zorluk yaşadım.Today, I had a lot of troubles.
Tom birçok zorluk içinde.Tom is in a lot of trouble.
Sadece zorlukları düşün!Just think of the difficulties!
Bazı teknik zorluklar var.There are some technical difficulties.
Zorlukların olduğunda sana yardımcı olacağım.When you have difficulties, I will help you.
Hapları yutmakta zorluk çekiyorum.I have trouble swallowing pills.
Yaşlı insanlar zamanın yeni teknolojisini anlamakta zorluk çekiyor.Old people have difficulty understanding new technology of the time.
O büyük zorluk içinde.She's in big trouble.
Benim soruyu yorumlama zorluklarım vardı.I had difficulties interpreting the question.
Neden uyumakta zorluk çektiğimi hiç kimseye söylemedim.I've never told anyone why I have trouble sleeping.
Uyumakta zorluk mu yaşıyorsunuz?Are you having trouble sleeping?
Evimizi bulmada zorluk yaşadığın için üzgünüm.I'm sorry that you had trouble finding our house.
Tom uykuya dalmakta zorluk yaşadı.Tom had trouble falling asleep.
O, ağaçlara tırmanmada zorluk çekmiyor.He has no trouble climbing trees.
Sana zorluk çıkarmak istemiyorum.I don't want to trouble you.
Bugün herkes zorlukla mutlu.Hardly anybody's happy today.
Bunlar ciddi zorluklar.These are serious difficulties.
Tom zorlu.Tom's tough.
Sis çok yoğundu, her şeyi zorlukla görebildik.The fog was so dense, we could hardly see anything.
Zorluğun üstesinden nasıl geldiniz?How did you get over the difficulty?
O, zorlukla yürüyebiliyor.He can hardly walk.
Geçimini sağlamakta zorluk çekti.He had a hard time making a living.
Kendimi zorlukla kontrol edebiliyorum.I can barely control myself.
İçmek için çok şeyim vardı ve zorlukla yürüyebiliyordum.I had too much to drink and I can barely walk.
Seni zorlukla tanıdım.I hardly recognized you.
Ben Tom'un zorlukla bekleyebildiğini bilirim.I know Tom can hardly wait.
Tom'un birçok zorluk içinde olduğunu biliyorum.I know Tom is in lots of trouble.
Fransızcada zorluğum var.I have difficulty in French.
Bence fazla zorluyorsun.I think you're trying too hard.
O uzun ve zorlu bir meslek kursundan geçti.She went through a long and arduous vocational course.
Bu günde konuşmakta zorluk çektim.On this day I had difficulties with speaking.
Biz senin otelini bulmakta zorluk yaşadık.We had difficulty finding your hotel.
Tom yardım edecek birini bulması konusunda herhangi bir zorluk çekmeyecek.Tom won't have any trouble finding someone to help.
Bunu bulmada zorluk yaşıyorum.I'm having difficulty figuring this out.
Zorlukların farkındayım.I'm aware of the difficulties.
Ben uyumakta zorluk çekiyordum.I was having trouble sleeping.
Birçok zorluğun üstesinden gelmek zorundayız.We have to overcome many difficulties.
Bu zorluğun üstesinden nasıl gelebilirim?How can I overcome this difficulty?
Zorlukların farkındaydılar.They were aware of the difficulties.
Tom biraz zorluk yaşıyor gibi görünüyor.Tom seems to be having a little difficulty.