Ana içeriğe geç
Sözlük

zorlu ile cümle

zorlu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sana bir zorluk olmasın diyedir bu...This is to spare you any difficulty.
"Biz güçlü kimseler ve zorlu savaş adamlarıyız, emir senindir, sen emretmene bak."They replied, "We have great power and valor. You are the commander, so decide as you like".
Oyun zorluğu.Game difficulty.
Zorluk derecesiNAME OF TRANSLATORSDifficulty level
Zorluk düzeyi.The difficulty level.
Oyun ZorluğuBoard Difficulty
Zorluk Düzeyi:Difficulty:
Zorluk Düzeyi:% 1Difficulty: %1
Bu zorlukların aşılmasında akıllıca bir politika izleneceğine inanıyorum.I believe that a wise policy will be pursued to answer these challenges.
Arnavutluk AB üyelik yolunda birtakım zorluklarla karşı karşıya bulunuyor.Albania faces a number of challenges on its road to joining the Union.
Arnavutluk'un, Özelleştirmeye Giden Uzun ve Zorlu YoluAlbania's Long, Difficult Road to Privatisation
Bizi bekleyen zorlu görevlerinden üstesinden gelebilmek için taze kana ihtiyacımız var.We need fresh blood for the arduous tasks before us.
Sırbistan'ı 2005'te Ekonomik Zorluklar BekliyorSerbia Faces Economic Challenges in 2005
Zorlu diplomatik sorunların dışında, Clinton Türk halkına elini de uzattı.Apart from tough diplomatic issues, Clinton reached out to the Turkish people.
Lajcak: BH’yi bu yıl pek çok zorlu mesele bekliyor.Lajcak: BiH faces many challenges [this year].
Ancak bunun geçirilmesi zorlu bir siyasi görev olabilir.Pushing it through, however, could be a formidable political task.
Tümü de müzakere sürecinin en zorlu bölümleri kabul ediliyor.All are considered to be among the most difficult in the negotiating process.
SC hükümeti büyük zorluklar çekilmeden kuruldu.The RS government was formed without major difficulties.
2008’de Makedonya: Zorluklar ve fırsatlarMacedonia in 2008: Challenges and opportunities
Arnavut çiftçisi hâlâ zorluklarla mücadele ediyor."Albanian farmers still face challenges," Mece said.
CEFTA ülkeleri Hırvatistan'ın AB üyeliğine geçişinin zorlu olacağını düşünüyorCEFTA countries expect a difficult transition from Croatia's EU accession
Tek bir pazarın bulunmayışı, BH'nin iki tarafı arasındaki ticaret ve alışverişte zorluk yaratıyor.The lack of a single market creates difficulties in trade and commerce between BiH's two entities.
Limani, köyünde yaşam koşullarının çok zorlu olduğunu söylüyor.Limani says that life in his village is difficult.
On yıldır ihmal edilen bu davalar, en zorlu görevlerden biri olacak.This will be one of the most difficult tasks, one neglected for almost ten years now.
Stadyumla ilgili tek sorun, gelecekteki kullanım şeklini öngörmenin zorluğu.The only problem with the stadium is that it is hard to envision its future use.
Uzun süredir beklenen anlaşma, hükümet için zorlu bir süreçte gerçekleşti.The long-awaited accord came during a difficult phase for the government.
Genel bir kural olarak daha zorlu ortam daha fazla robotik teknoloji gerektirir.As a general rule, the more formidable the environment, the more essential robotic technology is.
Genç adamlar tüm zorluklara rağmen bunu yapacaklarını söylediler.The young men said that they would do it despite all of the difficulties.
Onlar muhtemelen zorluklarla başa çıkabilecekler.They'll probably be able to cope with the difficulties.
Mario o kadar hasta ki zorlukla hareket edebiliyor.Mario is so sick that he can barely move.
Yaşlı insanlar zamanın yeni teknolojisini anlamakta zorluk çekiyor.Old people have difficulty understanding new technology of the time.
Bugün herkes zorlukla mutlu.Hardly anybody's happy today.
Geçimini sağlamakta zorluk çekti.He had a hard time making a living.
Ben uyumakta zorluk çekiyordum.I was having trouble sleeping.
Tom zorlukla konuşabilir.Tom could barely speak.
Tom zorlukla nefes alabiliyor.Tom can barely breathe.
Dikkat edin, çünkü zorluklar olacak.Pay attention, because there will be difficulties.
Zorluklar olacak.There will be difficulties.
Tom çok zorlu bir öğretmen.Tom is a very tough teacher.
O kadar sessiz konuşuyorsun ki seni zorlukla duyabiliyorum.You speak so quietly I can barely hear you.
İşinde zorluklarla karşılaştı.He encountered difficulties in his work.
Çok zorluklar var.There are too many difficulties.
Beni neden bunu yapmaya zorluyorsun?Why are you making me do this?
Tom nefes almakta zorluk çekti.Tom has trouble breathing.
Ben zorlukla nefes alabiliyordum.I could hardly breathe.
O benim için zorluydu.That was tough for me.
Tom'un ne dediğini zorlukla duyabildim.I could hardly hear what Tom was saying.
Tom zorluk içinde.Tom is in hot water.
Herkesi aynı şeyi yapmaya zorluyorum.I urge everyone to do the same.
Mali durum zorluyor.The fiscal situation is challenging.
Tom inatçı, zorlu bir müşteridir.Tom is a hard-nosed, tough customer.
Bu zorluk aşılmalı.This challenge must be overcome.
Herkesin hayatta zorlukları var.Everyone has challenges in life.
Daha önce zorluklar yaşadık.We've had challenges before.
Bazı zorluklarımız var.We do have some challenges.
Fadıl, Dania'yı zorlukla tanıdı.Fadil barely recognized Dania.
Onu yapmakta zorluk çektin mi?Did you have any trouble doing that?
Tom zorlukla hareket edebilir.Tom could hardly move.
O ağaca tırmanırken herhangi bir zorluk yaşamadım.I didn't have any trouble climbing that tree.
O ağaca tırmanırken hiçbir zorluğum olmadı.I didn't have any trouble climbing that tree.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod