Ana içeriğe geç
Sözlük

zorlama ile cümle

zorlama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Dıştan dayatılan zorlamacı disiplin, kişinin içindeki öz-disiplinin gelişimini engelliyordu.Ο Νηλ αισθανόταν ότι η εξωτερικά επιβαλλόμενη πειθαρχία εμποδίζει την ανάπτυξη της εσωτερικής αυτοπειθαρχίας.
Tek bir çözüm vardı, Sovyet kuvvetleri, açlık ve susuzluk nedeniyle teslim olmaya zorlamak.Η στρατολόγηση της μονάδας γινόταν από εξαθλιωμένους και πεινασμένους Σοβιετικούς αιχμαλώτους πολέμου.
Mahkûmları itirafa zorlamak için kullanılırdı.Οι είλωτες αναγκάστηκαν να συνθηκολογήσουν.
Laurent Fignon, stress zorlaması yaralanmasından dolayı yarışı terk etti.Fignon måtte udgå fra løbet på grund af skader forårsaget af stress.
Ercüment Gedikli kapıyı zorlamaya çalışır ancak kapı açılmaz.Det banker på døren men han lukker ikke op.
Gereksiz zorlama ve yeni yaralanmalardan kaçınılmalıdır.Herefter opstarter man en behandling, der skal forebygge nye anfald og komplikationer.
Yapmam için beni zorlamadılar; ama yaptığım için memnundular."Jeg er ikke kommet for å oppheve, men for å oppfylle.»
Neredeyse her biri hit olacak 12 şarkı için onu zorlamaya çalışıyorum.Hun forsøkte på alle vis å vanskeliggjøre hans tolv storverk.
Manzini'nin zorlamasıyla Garibaldi Roma'nın savunmasının komutanlığını aldı.Mazzini oppfordret Garibaldi til å ta ansvaret for Romas forsvar mot franskmennene.
İlki zorlama alemidir ve ikincisi ise razı olma (rıza).Di samping itu antara shalat yang pertama dan yang kedua tidak perlu berturut-turut (muwalat).
Finlandiya'nın iklimi ve toprakları, büyüyen bitkileri belirli bir zorlama haline getirir.Iklim dan jenis tanah di Finlandia menjadikan pertumbuhan tanaman menjadi sulit.
Gereksiz zorlama ve yeni yaralanmalardan kaçınılmalıdır.Hal ini dilakukan untuk mencegah cedera dan hal lain yang tidak diinginkan.
Çünkü, bakım masrafları ve geçirdiği sayısız ameliyat artık bütçesini zorlamaktadır.Biaya operasional dan perawatannya pun tidak kalah mahal.
Neredeyse her biri hit olacak 12 şarkı için onu zorlamaya çalışıyorum.Saya sedang mencoba mendorongnya dimana setiap lagu akan menjadi hit dari satu sampai 12.
Amaç rahatsızlık vererek komşuyu taşınmaya zorlamaktır.Untuk menghindari ejekan tetangga, ia pindah.
Bu, düşmanı teslim olmaya zorlamanın bir yoludur.Agama adalah jalan penyerahan diri kepada Tuhan.
Yapmam için beni zorlamadılar; ama yaptığım için memnundular."Họ không yêu cầu tôi làm vậy; nhưng họ tỏ ra cảm kích với việc làm này của tôi."
Cinsel: Kendi rızası olmadan herhangi bir cinsel etkinliğe zorlamak.Bạo hành tình dục: Ép quan hệ tình dục khi bạn đời không muốn.
Ebeveynleri onu bir müzisyen olması için zorlamadılar.父親からは音楽家になるよう望まれてはいなかった。
Neredeyse her biri hit olacak 12 şarkı için onu zorlamaya çalışıyorum.全員が楽曲制作に携わり、一人丁度2曲ずつの12曲となった。
Köle sahipleri, kölelerini bu işe zorlamaktaydı.裕福な人々は、奴隷にこれをやらせた。
Dön bana, yapma zorlama.無理・押し付けをするな。
Finlandiya'nın iklimi ve toprakları, büyüyen bitkileri belirli bir zorlama haline getirir.フィンランドの気候と土地は農業に独特の問題を課している。
Cinsel: Kendi rızası olmadan herhangi bir cinsel etkinliğe zorlamak.強姦は、性行為を行う意思が一方にはない性行為のことである。
İki milletvekili ile beraber ara seçim yapılmasını zorlamak amacıyla istifa etmiştir.この二点を承認するように各ミッションに要請した。
Bu durum yasal bir zorlamanın sonucu değildir.法的拘束力を有するものではない。
"Bu zorlama albüm için kim kime teşekkür edecek?".長久雅行 「本文組版は誰がするのか?
Gereksiz zorlama ve yeni yaralanmalardan kaçınılmalıdır.それにより致命傷の回避や傷の早期回復も可能。
Manzini'nin zorlamasıyla Garibaldi Roma'nın savunmasının komutanlığını aldı.在马志尼的起义中,加里波底负责指挥保卫罗马。
1997'de kanunsuz alıkoyma, zorlama, fiziksel işkenceden suçlu bulundu, iki yıl hapis cezasına çarptırıldı.1997年,他在非法拘禁、胁迫和伤害的罪名上被判有罪,并给予两年缓刑。
Kilit zorlama ile veya bir anahtar ile açılabilir.共軛可能透過單鍵或雙鍵來調控。
Gereksiz zorlama ve yeni yaralanmalardan kaçınılmalıdır.固定受傷的關節,防止不必要的動作。
Bu, düşmanı teslim olmaya zorlamanın bir yoludur.於是下令招撫,敵軍多投降。
Yani serbest piyasa “zorlama veya sahtekarlık” içermez.我并不是说广告封锁是偷窃,或是不道德。
Onu bu evliliği yapmaya zorlamaya çalışacaklarını bildirir.그녀는 이 일이 파혼하게 될 것임을 예고한 일이었다고 회상했다.
Tüm organizasyon için veriye erişimi zorlamalısın.즉 선비로서 갖추어야 할 덕목을 모두 갖추었다는 것이다.
Gereksiz zorlama ve yeni yaralanmalardan kaçınılmalıdır.관악기는 사용되지 않고 다른 현악기로 유지된다.
Ebeveynleri onu bir müzisyen olması için zorlamadılar.금난새는 음악가인 아버지를 보며 막연히 음악가가 되어야겠다는 생각을 가졌던 것은 아니었다.
Köle sahipleri, kölelerini bu işe zorlamaktaydı.그러나 노예는 주인에게 절대 복종해야했다.
Władysław, daha sonra Osmanlıları kendisiyle uzlaşmaya zorlamak için güneye ordu gönderdi.그러고나서 브와디스와프는 그의 군대를 남부로 돌려 투르크 군대에게 그와 타협을 이루도록 시켰다.
Devlet ricalından aldığı nasihatlere uyan Abdülmelik kendi isteklerini zorlamadı.유헌의 참언을 들은 원담은 왕수를 중용하지 않았다.
1997'de kanunsuz alıkoyma, zorlama, fiziksel işkenceden suçlu bulundu, iki yıl hapis cezasına çarptırıldı.בשנת 1997 הוא הורשע בעבירות של כליאת שווא, כפייה ופגיעה גופנית, ונידון לשנתיים מאסר על תנאי.
"Bu zorlama albüm için kim kime teşekkür edecek?".עם מי אני יכול להקליט אלבום כזה ?".
Ercüment Gedikli kapıyı zorlamaya çalışır ancak kapı açılmaz.הוא הצליח לפתוח חריץ צר, אך הדלת לא זזה יותר.
Kilit zorlama ile veya bir anahtar ile açılabilir.מגירות ניתנות לנעילה על ידי מנעול ומפתח.
Birine bir şey yaptırmak için zor kullanmak, kişiyi bir şey yapmaya zorlamak anlamında.Би ги разстроило, ако някой ги принуждава да приемат нещо.
1997'de kanunsuz alıkoyma, zorlama, fiziksel işkenceden suçlu bulundu, iki yıl hapis cezasına çarptırıldı.През 1997 г. отново е осъден – условно на 2 години затвор, за незаконно задържане, насилие и телесни повреди.
Birliğe katılımda gönüllülük esastı, hiçbir şekilde zorlama ya da reddedilme söz konusu değildi.Основен принцип на комитета е Никакво насилие, никаква принуда!
Gittikçe ağırlaşan ekonomik sıkıntılar köylüyü şehirde yaşamaya zorlamaya başlamıştır.Въпреки тежкото икономическо състояние на бежанците започва икономически подем в града.
Madonna her zaman sınırları zorlamak istiyor."Madonna još uvijek može uzdrmati ljude".
Bu, düşmanı teslim olmaya zorlamanın bir yoludur.Submission), prisiljavanje protivnika na "predaju".
Yani serbest piyasa “zorlama veya sahtekarlık” içermez.Filozofska sloboda nije puka apsolutna sloboda "spekuliranja", niti samovolja.
Sollayan yat, yavaşlayan aracı yana çekilmeye zorlamamalıdır.Odvratná kolaj zabranuje nežiaducej jazde vlaku.
Köle sahipleri, kölelerini bu işe zorlamaktaydı.Život otrokov bol v rukách ich majiteľov.
Bu durum yasal bir zorlamanın sonucu değildir.Takšna oporoka ne izgubi pravnega učinka.
Birliğe katılımda gönüllülük esastı, hiçbir şekilde zorlama ya da reddedilme söz konusu değildi.Na meji pomeni toliko kot niti sprejemati niti zavračati.
Gereksiz zorlama ve yeni yaralanmalardan kaçınılmalıdır.Novejši materiali bi naj bili odporni proti tem poškodbam.
Dön bana, yapma zorlama.Räägi asjast otse, ära keeruta!
Gereksiz zorlama ve yeni yaralanmalardan kaçınılmalıdır.Nad kardavad haavata saamist ja teiste reaktsioone.
Aslında yaptıkları şey, ilerleyen zırhlı birlik hattının arkasını zorlamaktı.Hiljem moodustasid need väed liitlaste sissetungiarmee tuumiku.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod