Yani serbest piyasa “zorlama veya sahtekarlık” içermez.Кроме того там «нет ни воровства, ни мошенничества».
Bu, düşmanı teslim olmaya zorlamanın bir yoludur.واللازم نحو : استسلم العدو.
Hunların baskısı altındaki barbar kavimler, Roma İmparatorluğu'nu zorlamaya başlamışlardır.وبدأت أقوام البربر التي كانت تحت سيطرة الهون بالضغط على امبراطورية روما.
Türklere yapılan zorlamalar bazen sistematik bir şekilde devam etmiştir.حيث استمرت بعض الضغوطات المفروضة على الأتراك بشكل ممنهج .
Ercüment Gedikli kapıyı zorlamaya çalışır ancak kapı açılmaz.أقفل الجزار الأبواب متأكدا أنها لن تفتح.
Creonte, Orontea'yı Alidoro'yu bırakmaya zorlamaktadır.أيا يكن، أجبر بونسون على الهروب لبوردو.
Yapmam için beni zorlamadılar; ama yaptığım için memnundular."Não me forçaram a fazer; eles ficaram felizes por eu ter feito".
"Bu zorlama albüm için kim kime teşekkür edecek?".Quais são as texturas que nós vamos focar para este álbum?'
Dön bana, yapma zorlama.Puxem e não voltem mais ...
22:24 Paraları yoksa ödeme için zorlama Ex.Agora, os dois tem que pagar 200 dólares antes das 22:00, ou serão mortos.
Ağrı oluştuğunda aktiviteyi durdurmak, yapmak için zorlamamak.É preciso produzir, não parar.
İlki zorlama alemidir ve ikincisi ise razı olma (rıza).Ele não completara, ainda, a primeira e a terceira partes, e nunca as completou.
Yarışın son turlarında Hamilton'u zorlamasına rağmen, yarışı başladığı sırada bitirdi.Como a chuva não chegou, Hamilton, enfim, fez sua parada.
Ebeveynleri onu bir müzisyen olması için zorlamadılar.Essas bandas inspiraram ele para se tornar um músico.
işin doğrusu, seni, yapmak istemediğin şeyi yapman için zorlamam.Obviamente, não posso obrigá-la a fazer algo que não quer fazer.
1387 yılının baharında, Timur, Gürcistan'ı tekrar işgal etmiş fakat Gürcüleri teslim olmaya zorlamamıştır.In de lente van 1387 viel Timoer Georgië nogmaals binnen, maar wist de Georgiërs niet tot overgave te dwingen.
Biçimde kendisini hiçbir zaman zorlamaz.God doet dit nooit dwingend.
"Bu zorlama albüm için kim kime teşekkür edecek?".En wie is het brein achter dit meesterplan?
Tek bir çözüm vardı, Sovyet kuvvetleri, açlık ve susuzluk nedeniyle teslim olmaya zorlamak.Hierdoor moesten de troepen van Napoleon wegens honger en kou zich terugtrekken.
Mahkûmları itirafa zorlamak için kullanılırdı.Ze trachten de gevangenen tot bekentenissen te dwingen.
Ercüment Gedikli kapıyı zorlamaya çalışır ancak kapı açılmaz.Try using another key → Nie możesz otworzyć drzwi?
Hermocrates Socrates’I zorlamayı ister ve Critias’ın bunu yapmanın bedelini bildiğininden bahseder (20b).Hermokrates, chcąc spełnić prośbę Sokratesa, wspomina o tym, że Krycjasz zna taką opowieść (20b).
İlki zorlama alemidir ve ikincisi ise razı olma (rıza).Jeden nie jest liczbą pierwszą, bo ma tylko jeden dzielnik (siebie), a nie dokładnie dwa.
Gereksiz zorlama ve yeni yaralanmalardan kaçınılmalıdır.Konieczna jest troskliwa pielęgnacja i niedopuszczenie do kolejnych odleżyn.
Birine bir şey yaptırmak için zor kullanmak, kişiyi bir şey yapmaya zorlamak anlamında.Do pomyślenia jest to, że ktoś kogoś zmusza, możliwe jest też to, że ktoś robi co chce.
1387 yılının baharında, Timur, Gürcistan'ı tekrar işgal etmiş fakat Gürcüleri teslim olmaya zorlamamıştır.Wiosną 1387 Timur ponownie najechał Gruzję, lecz tym razem nie udało mu się zmusić króla do uległości.
Yönetmen Carl Denham, çekim hazırlığındaki yeni macera filmi için yapımcıların sabrını zorlamaktadır.Filmowiec Carl Denham zamierza dokończyć swój film przygodowy, jednak producenci zmniejszają fundusze.
Birliğe katılımda gönüllülük esastı, hiçbir şekilde zorlama ya da reddedilme söz konusu değildi.Wśród członków Selbstschutzu nie było sprzeciwu lub braku entuzjazmu wobec podjętych działań.
Ama döviz kurlarının yüksek oluşu onu zorlamaktaydı.Detta var då han stod på höjden av sin makt.
Kilit zorlama ile veya bir anahtar ile açılabilir.Dörrarna öppnas antingen med våld, eller med en hissnyckel.
Elçiler Sultan Mahmut’u Mehmet Ali ile anlaşma yapması için zorlamaya başladı.Därför lyckades västmakterna förmå sultanen att kompromissa med Muhammed Ali.
Birine bir şey yaptırmak için zor kullanmak, kişiyi bir şey yapmaya zorlamak anlamında.Ligga någon till last – Vara till besvär för någon.
Galatasaray Ligde başlangıcı çok iyi yapmasa da ilk yarının sonlarına doğru ligin zirvesini zorlamaya başladı.För Coronels del blev det heller inte bättre när de kom in i första kurvan.
Mahkûmları itirafa zorlamak için kullanılırdı.Nu är det känt att bekännelserna framtvingades.
1387 yılının baharında, Timur, Gürcistan'ı tekrar işgal etmiş fakat Gürcüleri teslim olmaya zorlamamıştır.Навесні 1387 року Тимур знову вторгся до Грузії, проте не зміг підкорити грузинів.
Gereksiz zorlama ve yeni yaralanmalardan kaçınılmalıdır.Zamezení poranění a pečlivé ošetření ran.
Aslında yaptıkları şey, ilerleyen zırhlı birlik hattının arkasını zorlamaktı.Tento čin také způsobil následné zatlačení Hordy vojsky Aliance.
Yapmam için beni zorlamadılar; ama yaptığım için memnundular."Ei nu m-au forțat să o fac, dar au fost bucuroși că am făcut-o.”
Deformasyon(şekil değişikliği) ve basınç bir nesne dahilindeki zorlama kuvvetlerinin sonucudur.Deformarea și presiunea sunt rezultatele forțelor de tensiune din cadrul unui obiect.
Horthy, Macaristan'ın Almanya'nın zorlamasıyla savaşa sokulduğunu ileri sürmektedir.Horthy pregătea ieșirea Ungariei din război și ruperea alianței cu Germania.
Kendisiyle aynı görüşte olmayanları zorlamaz.Ar trebui să dea cuvântul și celor care nu sunt de acord cu el.
Evde bulunan adam saat 21.15'te yatak odasının kapısını zorlamaya başladı.Un atacator a deschis focul în club la ora locală 01:15.
Finlandiya'nın iklimi ve toprakları, büyüyen bitkileri belirli bir zorlama haline getirir.Clima și solurile Finlandei fac dificilă creșterea oricăror recolte.
Bunu üzerine bu antlaşmayı Mısır'a kabul ettirmek için zorlamalar kullanılması gerekmiştir.A trebuit să treacă mult timp pentru ca aceste prevederi să devină obligatorii și în acest stat indian.
Köle sahipleri, kölelerini bu işe zorlamaktaydı.Copiii sclavilor aparțineau proprietarului acelor sclavi.
Bu anlamıyla baskı, zorlamak ile aynı anlamda ele alınmaktadır.Deci avem de a face cu o forță distribuită, adică cu o presiune.
Seni zorlamak istemiyorum.Nu vreau să te forțez.
Şansımı zorlamak istemedim.N-am vrut să-mi forțez norocul.
Onu yapman için seni zorlamak istemiyorum.Nu vreau să te forțez să faci asta.
Ebeveynleri onu bir müzisyen olması için zorlamadılar.Apja azonban nem akarta, hogy fia zenész legyen.
Yapmam için beni zorlamadılar; ama yaptığım için memnundular."Nem akartak tönkretenni, azért tették, hogy megmentsenek.”
Bu gelişme, bölgedeki Arjantin güçlerini zorlamayı başardı.Ezekkel a képességekkel emelkedett ki az Argentin válogatottnál.
1742'de yeterince güçlenen muhalefetin zorlamasıyla Walpole istifa etti.Lecsökkent támogatottsága miatt Walpole 1742-ben, húszévnyi hivatalviselés után lemondott.
(Arya: Deh ti ferma...Que numi fürenti./" Dur, kendini zorlama ve merhametli ol.")Fügedi, Erik. „Könyörülj, bánom, könyörülj …” (Labirintus).
Ercüment Gedikli kapıyı zorlamaya çalışır ancak kapı açılmaz.Se on suomennettu Miten avata mahdottomia ovia?
Manzini'nin zorlamasıyla Garibaldi Roma'nın savunmasının komutanlığını aldı.Garibaldi otti Mazzinin kehotuksesta johdettavakseen Rooman puolustuksen.
Biçimde kendisini hiçbir zaman zorlamaz.Hän ei kuitenkaan koskaan syytä itseään.
Köle sahipleri, kölelerini bu işe zorlamaktaydı.Isännät ovat vastuussa orjiensa aiheuttamista vahingoista.
Birine bir şey yaptırmak için zor kullanmak, kişiyi bir şey yapmaya zorlamak anlamında.Heitä haittaisi, jos joku yrittäisi tuputtaa heille jotain väkisin.
Yapmam için beni zorlamadılar; ama yaptığım için memnundular."Δεν με ανάγκασαν να το κάνω, ήταν χαρούμενοι που το έκανα».