İknanın amacına ulaşmada kullandığı yöntem amaca doğru zorlamak yerine amacı ilgi çekici kılmaktır.Nad omistasid aktivatsiooni põhjuse aga silla asemel naisele, pannes ta atraktiivsemana tunduma.
Alex'i aşk hayatı için çabalaması için zorlamaya başladı.Alex' Liebesleben in Frage zu stellen.
Alex'i aşk hayatı için çabalaması için zorlamaya başladı.제게 다그치셨죠.
Alex'i aşk hayatı için çabalaması için zorlamaya başladı.לדחוק באלכס בנוגע לחיי האהבה שלה.
Alex'i aşk hayatı için çabalaması için zorlamaya başladı.لأدفع "ألكس" لتخبرني عن حياتها الرومانسية.
Alex'i aşk hayatı için çabalaması için zorlamaya başladı.私はこう言って 押し返しました
Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.Aber ich weiß, daß euch der König in Ägypten nicht wird ziehen lassen, außer durch eine starke Hand.
Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.Ale já vím, žeť vám nedopustí král Egyptský jíti; leč v ruce silné.
Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.Ale ja wiem, że wam nie pozwoli król Egipski odejść, jedno przez możną rękę.
Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.Én pedig tudom, hogy az égyiptomi király nem engedi meg néktek, hogy elmenjetek, még erõhatalomra sem.
Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.Eu sei, porém, que o rei do Egito não vos deixará ir, a não ser por uma forte mão.
Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.Io so che il re d'Egitto non vi permetterà di partire, se non con l'intervento di una mano forte
Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.Jeg ved vel, at Ægypterkongen ikke vil tillade eder at drage bort uden med Magt;
Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.Je sais que le roi d`Égypte ne vous laissera point aller, si ce n`est par une main puissante.
Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.Kemudian Allah berkata lagi, "Aku tahu raja Mesir tidak akan melepaskan kamu pergi, kecuali kalau ia dipaksa
Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.내가 아노니 강한 손으로 치기 전에는 애굽왕이 너희의 가기를 허락지 아니하다가
Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.Maar Ik weet dat de koning van Egypte u niet zal laten gaan, tenzij hij wordt gedwongen.
Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.Mutta minä tiedän, että Egyptin kuningas ei päästä teitä menemään, ei edes väkevän käden pakolla.
Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.No, ja viem, že egyptský kráľ vám nedá, aby ste išli, ale keď nie, istotne potom, prinútený silnou rukou.
Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.Pa jaz vem, da vam kralj egiptovski ne dovoli, da bi šli, tudi ne, če z mogočno roko pridem nadenj.
Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.Ştiu că împăratul Egiptului n'are să vă lase să plecaţi decît silit de o mînă puternică.
Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.Vả , ta biết rằng dẫu lấy quyền_lực ép_buộc vua Ê - díp-tô , thì người cũng chẳng bao_giờ cho các ngươi đi !
Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.Vả, ta biết rằng dẫu lấy quyền lực ép buộc vua Ê-díp-tô, thì người cũng chẳng bao giờ cho các ngươi đi!
Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.Yo sé que el rey de Egipto no os dejará ir sin que una poderosa mano lo obligue
Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.εγω δε εξευρω, οτι δεν θελει σας αφησει ο βασιλευς της Αιγυπτου να υπαγητε, ειμη δια χειρος κραταιας
Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.Но зная аз че, египетският цар не ще ви остави да отидете, нито даже под силна ръка.
Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.Но Я знаю, что царь Египетский не позволит вам идти, если непринудить его рукою крепкою;
Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.ואני ידעתי כי לא יתן אתכם מלך מצרים להלך ולא ביד חזקה׃
Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.ولكني اعلم ان ملك مصر لا يدعكم تمضون ولا بيد قوية.
Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.我 知 道 雖 用 大 能 的 手 、 埃 及 王 也 不 容 你 們 去
Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek.我 知道 雖用 大能 的 手 、 埃及 王也 不容 你 們去
Ama çok geçmeden, süpervizörüm beni, Alex'i aşk hayatı için çabalaması için zorlamaya başladı.A kmalu je moj nadzornik zahteval, da se z Alex pogovorim o njenem ljubezenskem življenju.
Ama çok geçmeden, süpervizörüm beni, Alex'i aşk hayatı için çabalaması için zorlamaya başladı.Ale čoskoro na mňa môj profesor začal tlačiť, aby som ja pritlačila na Alex ohľadom jej partnerov.
Ama çok geçmeden, süpervizörüm beni, Alex'i aşk hayatı için çabalaması için zorlamaya başladı.Ale zakrátko mě můj odborný poradce začal tlačit k tomu, abych přiměla Alex k hovoru o jejím milostném životě.
Ama çok geçmeden, süpervizörüm beni, Alex'i aşk hayatı için çabalaması için zorlamaya başladı.De hamarosan a felügyelőm elkezdett sürgetni, hogy faggassam ki Alexet a szerelmi életéről.
Ama çok geçmeden, süpervizörüm beni, Alex'i aşk hayatı için çabalaması için zorlamaya başladı.După un timp, supervizorul meu m-a presat s-o fac pe Alex să vorbească despre viața ei amoroasă.
Ama çok geçmeden, süpervizörüm beni, Alex'i aşk hayatı için çabalaması için zorlamaya başladı.Mais peu de temps après, mon direceur de thèse m'a poussé à questionner Alex sur sa vie amoureuse.
Ama çok geçmeden, süpervizörüm beni, Alex'i aşk hayatı için çabalaması için zorlamaya başladı.Ma non molto tempo dopo, il mio supervisore mi spinse a far parlare Alex della sua vita sentimentale.
Ama çok geçmeden, süpervizörüm beni, Alex'i aşk hayatı için çabalaması için zorlamaya başladı.Men ganska snart började min handledare pressa mig att pressa Alex med sitt kärleksliv.
Ama çok geçmeden, süpervizörüm beni, Alex'i aşk hayatı için çabalaması için zorlamaya başladı.Men inden længe pressede min vejleder mig til at presse Alex omkring hendes kærlighedsliv.
Ama çok geçmeden, süpervizörüm beni, Alex'i aşk hayatı için çabalaması için zorlamaya başladı.Nhưng trước đó, người hướng dẫn của tôi đã buộc tôi phải buộc Alex nghĩ đến cuộc sống hôn nhân của cô ấy.
Ama çok geçmeden, süpervizörüm beni, Alex'i aşk hayatı için çabalaması için zorlamaya başladı.Niebawem jednak przełożony zaczął naciskać, żebym przycisnęła Alex co do jej życia miłosnego.
Ama çok geçmeden, süpervizörüm beni, Alex'i aşk hayatı için çabalaması için zorlamaya başladı.Pero poco después, mi supervisor me presionó para presionar a Alex que hablara sobre su vida amorosa.
Ama çok geçmeden, süpervizörüm beni, Alex'i aşk hayatı için çabalaması için zorlamaya başladı.Spoedig spoorde mijn supervisor mij aan om Alex meer werk te laten maken van haar liefdesleven.
Ama çok geçmeden, süpervizörüm beni, Alex'i aşk hayatı için çabalaması için zorlamaya başladı.Αλλά σύντομα, ο σύμβουλός μου με πίεσε να πιέσω την Αλεξ ως προς την ερωτική της ζωή.
Ama çok geçmeden, süpervizörüm beni, Alex'i aşk hayatı için çabalaması için zorlamaya başladı.Но вскоре мой руководитель посоветовал мне дать Алекс некоторые наставления по поводу её любовных дел.
Ama çok geçmeden, süpervizörüm beni, Alex'i aşk hayatı için çabalaması için zorlamaya başladı.Но скоро след това моят ръководител настоя да притисна Алекс за личния ѝ живот.
Ama çok geçmeden, süpervizörüm beni, Alex'i aşk hayatı için çabalaması için zorlamaya başladı.Та незабаром мій керівник змусив мене відчитати Алекс за її особисте життя.
Ama olağanüstü şut yüzdeleri vardı, çünkü onu zorlamadılar.Aber sie hatten herausragende Wurfquoten, weil sie es nicht herbeizwangen.
Ama olağanüstü şut yüzdeleri vardı, çünkü onu zorlamadılar.Dar au avut procentaje de coşuri marcate nemaipomenite, pentru ca nu forţau.
Ama olağanüstü şut yüzdeleri vardı, çünkü onu zorlamadılar.하지만 그들은 탁월한 슛 퍼센트를 보유하고 있었습니다, 왜냐하면 그들을 그것을 강제적으로 하지 않았기 때문이죠.
Ama olağanüstü şut yüzdeleri vardı, çünkü onu zorlamadılar.Ma avevano eccellenti percentuali di tiro, perché non forzavano.
Ama olağanüstü şut yüzdeleri vardı, çünkü onu zorlamadılar.Mais ils avaient de remarquables pourcentages de réussites de tirs, parce qu'ils ne forçaient pas.
Ama olağanüstü şut yüzdeleri vardı, çünkü onu zorlamadılar.Mas tinham excelentes estatísticas de lançamento, porque não o forçavam.
Ama olağanüstü şut yüzdeleri vardı, çünkü onu zorlamadılar.Men de havde fantastiske skud procenter, fordi de ikke gennemtvang det.
Ama olağanüstü şut yüzdeleri vardı, çünkü onu zorlamadılar.Mimo to mieli nieprzeciętne wyniki trafień, bo nie robili tego na siłę.
Ama olağanüstü şut yüzdeleri vardı, çünkü onu zorlamadılar.Pero tenían porcentajes de tiro sobresalientes, porque no lo forzaban.
Ama olağanüstü şut yüzdeleri vardı, çünkü onu zorlamadılar.Tapi mereka memiliki persentase tembakan yang luar biasa, karena mereka tidak memaksakanny.
Ama olağanüstü şut yüzdeleri vardı, çünkü onu zorlamadılar.Viszont kiváló mezőnyszázalékaik voltak, mivel nem erőltették a dobást.
Ama olağanüstü şut yüzdeleri vardı, çünkü onu zorlamadılar.Zato však mali unikátne strelecké štatistiky, a to práve preto, že to nesilili.