Gelgelelim kendini zorlamak her zaman o kadar kolay değildir, ve anneler bu yüzden icat edilmiştir.Nie zawsze łatwo jest się zmobilizować - i dlatego wymyślono matki. (Śmiech)
Gelgelelim kendini zorlamak her zaman o kadar kolay değildir, ve anneler bu yüzden icat edilmiştir.Nu este întotdeauna uşor să te forţezi, şi de aceea au fost inventate mamele.
Gelgelelim kendini zorlamak her zaman o kadar kolay değildir, ve anneler bu yüzden icat edilmiştir.Nun, es nicht immer einfach sich anzutreiben aber deshalb haben sie Mütter erfunden.
Gelgelelim kendini zorlamak her zaman o kadar kolay değildir, ve anneler bu yüzden icat edilmiştir.Δεν είναι πάντα εύκολο να πιέσεις τον εαυτό σου, γι' αυτό εφευρέθηκαν οι μανάδες.
Gelgelelim kendini zorlamak her zaman o kadar kolay değildir, ve anneler bu yüzden icat edilmiştir.Не винага е лесно да се бутате сами, и затова са изобретили майките.
Gelgelelim kendini zorlamak her zaman o kadar kolay değildir, ve anneler bu yüzden icat edilmiştir.Подолання не завжди дається легко, ось тому і винайшли матерів.
Gelgelelim kendini zorlamak her zaman o kadar kolay değildir, ve anneler bu yüzden icat edilmiştir.Преодоление не дается нам легко, вот поэтому и изобрели матерей.
Gelgelelim kendini zorlamak her zaman o kadar kolay değildir, ve anneler bu yüzden icat edilmiştir.עכשיו, לא תמיד קל לדחוף את עצמך,
Gelgelelim kendini zorlamak her zaman o kadar kolay değildir, ve anneler bu yüzden icat edilmiştir.ليس من السهل ان تضغط على نفسك
Gelgelelim kendini zorlamak her zaman o kadar kolay değildir, ve anneler bu yüzden icat edilmiştir.人々は母親を発明しました。(笑い声)
Gerçekten büyümeye ihtiyaç duyan kuruluşları masraflar olmadan hareket etmeye zorlaması.그것은 바로 자선단체들이 간접비를 낮추는것에만 몰두하여 성장에 꼭 필요한 비용의 지출 없이 운영되게 한다는 것입니다.
Gerçekten büyümeye ihtiyaç duyan kuruluşları masraflar olmadan hareket etmeye zorlaması.Quindi devono necessariamente crescere con l'obiettivo di mantenere basse le spese.
Gerçekten büyümeye ihtiyaç duyan kuruluşları masraflar olmadan hareket etmeye zorlaması.זה מאלץ ארגונים לפעול בלי התקורה שהם ממש זקוקים לה כדי לצמוח במגמה לשמור על תקורה נמוכה.
Gerçekten büyümeye ihtiyaç duyan kuruluşları masraflar olmadan hareket etmeye zorlaması.انها تفرض على المنظمات ان تعمل بدون مصروفات عامة انهم بالحاجة الى النمو مع ابقاء المصاريف قليلة
Gerçekten büyümeye ihtiyaç duyan kuruluşları masraflar olmadan hareket etmeye zorlaması.強いられてしまうのです 運営費を低く保つには 組織を大きくする必要があるのにです このように 資金集めなどの経費は
Gerçekten yapmayacağız, sizi bu konuda zorlamayacağız.Ich meine es in ernst, wir werden Ihnen nicht dazu zwingen, zu programmieren.
Gerçekten yapmayacağız, sizi bu konuda zorlamayacağız.Ik meen het echt, we gaan gaan het niet doen, we gaan dat niet op u forceren.
Gerçekten yapmayacağız, sizi bu konuda zorlamayacağız.Kako vse to deluje?
Gerçekten yapmayacağız, sizi bu konuda zorlamayacağız.진심입니다. 여러분을 그런쪽으로 밀어넣고 싶지 않아요.
Gerçekten yapmayacağız, sizi bu konuda zorlamayacağız.Komolyan mondom, ezeket kihagyjuk, nem erőltetjük rátok.
Gerçekten yapmayacağız, sizi bu konuda zorlamayacağız.Maksud saya, sungguh, tidak akan, kita tidak akan memaksa anda mengerti hal-hal itu.
Gerçekten yapmayacağız, sizi bu konuda zorlamayacağız.Mam na myśli, naprawdę, że nie będziemy, nie będziemy naciskać na Was na żadną z tych rzeczy.
Gerçekten yapmayacağız, sizi bu konuda zorlamayacağız.Myslím to vážně, opravdu nebudeme, nebudeme vás tlačit do těchto věcí.
Gerçekten yapmayacağız, sizi bu konuda zorlamayacağız.Voglio dire, sul serio, non ho intenzione di farvi affrontare quegli argomenti.
Gerçekten yapmayacağız, sizi bu konuda zorlamayacağız.Vreau să spun că nu vă vom forța să învățați aceste lucruri.
Gerçekten yapmayacağız, sizi bu konuda zorlamayacağız.Ý tôi là, thật sự, sẽ không, chúng ta sẽ không xô bạn vào thứ đó.
Gerçekten yapmayacağız, sizi bu konuda zorlamayacağız.Το εννοώ, δεν θα το κάνουμε, δεν θα σας "σπρώξουμε" σε αυτά τα πράγματα.
Gerçekten yapmayacağız, sizi bu konuda zorlamayacağız.Маю на увазі, що справді ми не збиралися заглиблювати вас у все це.
Gerçekten yapmayacağız, sizi bu konuda zorlamayacağız.Правда, мы не будем сильно загружать вас этими знаниями.
Gerçekten yapmayacağız, sizi bu konuda zorlamayacağız.المنظور البرمجي. أعني، فعلًا، نحن لن، نحن لن نجبركم
Gerçekten yapmayacağız, sizi bu konuda zorlamayacağız.私たちは本当にクールな技術的なことを話すつもりなんだ
Görebileceğiniz gibi, kendimizi zorlamaya karar verdik, çalmak için 3 şarkı seçtik, 3 farklı çalgıyla.보시다시피, 저희는 열심히 노력하고 있는데요. 3개의 서로 다른 키로 3개의 곡을 연주했습니다.
Görebileceğiniz gibi, kendimizi zorlamaya karar verdik, çalmak için 3 şarkı seçtik, 3 farklı çalgıyla.Ahogy látjátok, úgy döntöttünk, hogy nehezebb legyen, három dalt is játszunk három különböző hangnemben.
Görebileceğiniz gibi, kendimizi zorlamaya karar verdik, çalmak için 3 şarkı seçtik, 3 farklı çalgıyla.Ako vidíte, rozhodli sme sa, že si to trochu sťažíme a zahráme vám tri skladby v troch rôznych tóninách.
Görebileceğiniz gibi, kendimizi zorlamaya karar verdik, çalmak için 3 şarkı seçtik, 3 farklı çalgıyla.Como pueden ver, decidimos hacerlo difícil, y elegimos tocar 3 canciones en 3 claves diferentes.
Görebileceğiniz gibi, kendimizi zorlamaya karar verdik, çalmak için 3 şarkı seçtik, 3 farklı çalgıyla.După cum vedeţi, am ales să ne complicăm viaţa şi să cântăm trei cântece în trei tonalităţi diferite.
Görebileceğiniz gibi, kendimizi zorlamaya karar verdik, çalmak için 3 şarkı seçtik, 3 farklı çalgıyla.Jak můžete vidět, rozhodli jsme si to ztížit a k hraní jsme vybrali tři písně ve třech různých tóninách.
Görebileceğiniz gibi, kendimizi zorlamaya karar verdik, çalmak için 3 şarkı seçtik, 3 farklı çalgıyla.Jak widzicie, postanowiliśmy utrudnić sobie zadanie i zagrać trzy piosenki w trzech różnych tonacjach.
Görebileceğiniz gibi, kendimizi zorlamaya karar verdik, çalmak için 3 şarkı seçtik, 3 farklı çalgıyla.We besloten om het onszelf moeilijk te maken. We kozen drie nummers uit in drie verschillende toonsoorten.
Görebileceğiniz gibi, kendimizi zorlamaya karar verdik, çalmak için 3 şarkı seçtik, 3 farklı çalgıyla.Як ви вже побачили, ми вирішили піти тернистим шляхом і обрали три музичні твори, у трьох різних тональностях.
Görebileceğiniz gibi, kendimizi zorlamaya karar verdik, çalmak için 3 şarkı seçtik, 3 farklı çalgıyla.כמו שאתם יכולים לראות, החלטנו להקשות על עצמנו, ובחרנו לנגן שלושה שירים בשלושה סולמות שונים.
Görebileceğiniz gibi, kendimizi zorlamaya karar verdik, çalmak için 3 şarkı seçtik, 3 farklı çalgıyla.كما ترون، قررنا أن نجعلها صعبه على أنفسنا، واخترنا عزف ثلاثة الأغاني في ثلاثة مفاتيح مختلفة.
Görebileceğiniz gibi, kendimizi zorlamaya karar verdik, çalmak için 3 şarkı seçtik, 3 farklı çalgıyla.今夜は 3曲とも— キーの違う曲を 選びました よく聞かれるので 説明しておきますが
Gregor akşam öğrendim, satılan onlar zorlama vardı fiyatlarının genel tartışma.그레고르는 저녁에 알게로, 판매 그들이 가져온 있던 가격의 일반적인 토론으로부터 온.
Gregor akşam öğrendim, satılan onlar zorlama vardı fiyatlarının genel tartışma.מכר, כמו גרגור התברר בערב מן הדיון הכללי של מחירי שהכניסו.
Gregor akşam öğrendim, satılan onlar zorlama vardı fiyatlarının genel tartışma.تباع ، كما تبين غريغور في المساء من المناقشة العامة في الأسعار التي قد بيعت.
Gregor akşam öğrendim, satılan onlar zorlama vardı fiyatlarının genel tartışma.彼らは、フェッチしていた物価の一般的な議論から。 しかし、最大の不満は、彼らがこのアパートを残すことができなかったことを常にれた
Her neyse, ...Seung Jo ve Hae Ra'yı birlikte zorlamanın bize kesinlikle yararı yok.Bagaimanapun juga, Memaksa Seung Jo dan Hae Ra bersama sama sekali tidak bermanfaat baik untuk kita.
Her neyse, ...Seung Jo ve Hae Ra'yı birlikte zorlamanın bize kesinlikle yararı yok.Comunque, constringere Seung Jo e Hae Ra insieme non ci favorisce per niente.
Her neyse, ...Seung Jo ve Hae Ra'yı birlikte zorlamanın bize kesinlikle yararı yok.De toute façon, forcer Seung Jo et Hae Ra à être ensemble ne nous sera pas bénéfique du tout.
Her neyse, ...Seung Jo ve Hae Ra'yı birlikte zorlamanın bize kesinlikle yararı yok.Dù sao thì, Seung Jo và Hae Ra ở cùng nhau thì hoàn toàn không được đâu!
Her neyse, ...Seung Jo ve Hae Ra'yı birlikte zorlamanın bize kesinlikle yararı yok.I alla fall tvinga Seung Jo och Hae Ra tillsammans gör oss absolut inte bra.
Her neyse, ...Seung Jo ve Hae Ra'yı birlikte zorlamanın bize kesinlikle yararı yok.In ieder geval, Seung Jo en Hae Rae bij elkaar dwingen helpt ons helemaal niet.
Her neyse, ...Seung Jo ve Hae Ra'yı birlikte zorlamanın bize kesinlikle yararı yok.Oricum, nu este bine daca ii obligi sa fie impreuna.
Her neyse, ...Seung Jo ve Hae Ra'yı birlikte zorlamanın bize kesinlikle yararı yok.Wie auch immer! Seung Jo und Hae Ra immer zusammen zu bringen, hat für uns keine Vorteile.
Her neyse, ...Seung Jo ve Hae Ra'yı birlikte zorlamanın bize kesinlikle yararı yok.Τέλος πάντων, το να φέρουμε αναγκαστικά τον Σουνγκ Τζο και τη Χε Ρα μαζί δεν μας κάνει καθόλου καλό.
Her neyse, ...Seung Jo ve Hae Ra'yı birlikte zorlamanın bize kesinlikle yararı yok.Так или иначе, заставлять Сын Чжо и Хе Ра идти вместе - для нас в этом абсолютно никакой пользы.
Her neyse, ...Seung Jo ve Hae Ra'yı birlikte zorlamanın bize kesinlikle yararı yok...على اي حال إجبار سيونغ جو وهاي ري معاً يظهرنا بمظهر سيء
Her neyse, ...Seung Jo ve Hae Ra'yı birlikte zorlamanın bize kesinlikle yararı yok.スンジョとヘラを一緒にしても 私たちにとって良い事はひとつもないんですよ 分かってるよ
İkinci nokta ise ikna etme zorlamadan genelde daha iyidir.A második dolog, hogy a meggyőzés gyakran jobb, mint a kényszer.