Evine zorla giren kişinin Tom olduğunu ne zaman öğrendin?When did you find out that Tom was the one who broke into your house?
Tom Mary'yi bunu yapması için zorlamayacak.Tom isn't going to force Mary to do that.
Gelecek hafta yine kendimi dişçiye zorlayacağım.Next week I'll force myself to the dentist again.
İstifa etmek istemiyordu ama buna zorlanmıştı.He didn't want to resign but he was forced into it.
Tom bunu yapmakta zorlanıyor.Tom has a hard time doing that.
Tom'u hiçbir şey yapmaya zorlamadım.I didn't force Tom to do anything.
Tom bunu yaparken zorlandığını söyledi.Tom said he had trouble doing that.
Tom adapte olmakta çok zorlandı.Tom had a very tough time adapting.
Tom Fransızca konuşmakta zorlanıyor.Tom has trouble speaking French.
Tom bunu yapman için seni zorlayabilir.Tom could force you to do that.
Tom bunu yapmak için kendini zorladı.Tom forced himself to do that.
Tom beni Fransızca okumam için zorladı.Tom urged me to study French.
Tom bunu yapmakta zorlandı.Tom had trouble doing that.
Tom Mary'yi onu yapmak için zorlayabilir.Tom could force Mary to do that.
Tutuklular bir hücrede uyumaya zorlandı, sık sık yan yana.Inmates were forced to sleep in one cell, often sideways.
Tom'u Boston'a dönmeye zorladım.I urged Tom to return to Boston.
Tom'u şarkı söylemeye kim zorladı?Who forced Tom to sing?
Tom'u gitmeye zorladım.I urged Tom to leave.
Tom bunu yapmamız için bizi zorladı.Tom forced us to do that.
Tom beni ayrılmaya zorladı.Tom forced me to leave.
Müslüman olman için seni zorlayan oldu mu?Did anyone force you to convert to Islam?
Birilerinin zorlamasıyla mı İslam'a geçtin?Did anyone force you to convert to Islam?
Dün gece Tom'un ofisine zorla girildi.Tom's office was broken into last night.
Tom Mary'yi bunu yapmak için zorlamayacak.Tom won't force Mary to do that.
Tom Mary'yi bir kurbağayı yemesi için zorladı.Tom forced Mary to eat a frog.
Sami Müslüman olmak istemiyorsa zorla yapamazsın.If Sami doesn't want to convert to Islam, you can't make him do this.
Boston'da yaşamak için bir yer bulmakta zorlandım.I had trouble finding a place to live in Boston.
Tom'un bir iş bulmakta zorlanmamalı.Tom should have no difficulty finding a job.
Yaşamak için bir yer bulmakta zorlanıyorum.I'm having trouble finding a place to live.
Tom bir iş bulmakta zorlanmayacak.Tom will have no difficulty finding a job.
İnsanların adlarını hatırlamakta zorlanıyorum.I have trouble remembering people's names.
Tom bunu yapmanız için sizi zorlamayacak.Tom isn't going to force you to do that.
Yaşamak için bir yer bulmakta zorlandım.I had trouble finding a place to live.
Tom'un evini bulmakta zorlanmadımI had no trouble finding Tom's house.
Tom iş bulmada zorlanmadı.Tom had no difficulty getting a job.
Tom bir iş bulmakta zorlanmadı.Tom had no difficulty finding a job.
Bunu yapmakta zorlanmadım.I had no trouble doing that.
Tom Mary'nin odasına zorla girdi.Tom broke into Mary's room.
Tom'u bunu yapması için zorlamayın.Don't force Tom to do that.
Tom, Mary'nin bunu yaparken gerçekten zorlandığını düşündüğünü söyledi.Tom said he thought that Mary was having a really hard time doing that.
Pencereyi açmakta zorlandım.I had trouble opening the window.
Asla seni onu yapmaya zorlamadım.I'd never force you to do that.
Kapıyı açmakta zorlandım.I had trouble opening the door.
Bunu yaparken çok zorlandım.I had a hard time doing that.
Onu yapmaya zorlanıyorum.I'm being forced to do that.
Tom duygularını kontrol etmekte zorlanıyor.Tom has trouble controlling his emotions.
Kendimi konuşmaya zorlanmış hissettim.I felt compelled to speak.
Hiç kimse beni onu yapmaya zorlamadı.Nobody forced me to do that.
Kimse beni onu yapmaya zorlamadı.No one forced me to do that.
Onu yapmaya zorlanmadım.I wasn't forced to do that.
Sami, Leyla'yı öldürmeye zorlandı.Sami was forced to kill Layla.
Sami kapıyı açılmaya zorladı.Sami forced the door open.
Kral tahttan vazgeçmeye zorlandı.The king was forced to abdicate.
Kral tahttan çekilmeye zorlandı.The king was forced to abdicate.
Sami, belgeyi imzalaması için Leyla'yı zorladı.Sami forced Layla to sign the document.
Seni onu yapmaya zorlamayacağım.I'm not going to force you to do that.
Bir şey yapmaya zorlanmaktan hoşlanmam.I don't like being forced to do anything.
Sami bir taraf seçmeye zorlandı.Sami was forced to pick a side.
Sami elbiselerini ve ayakkabılarını çıkarmaya zorlandı.Sami was forced to take off his clothes and shoes.
Sami, Leyla'yı bira ve şarap içmeye zorladı.Sami forced Layla to drink beer and wine.