Yapmam için beni zorlamadılar; ama yaptığım için memnundular."Họ không yêu cầu tôi làm vậy; nhưng họ tỏ ra cảm kích với việc làm này của tôi."
Onlar istemese bile cinsel ilişkiye zorladınız.Họ sẵn sàng quan hệ tình dục không cần đắn đo.
Düşman açık alanda savaşmaya zorlandı.Quân địch thấy thành mở liền tiến vào.
III. Nikiforos, aileye koruma sağlayacağına dair bir açıklama için halka açık bir şekilde zorlandı.Nikephoros III Botaneiates buộc phải công khai thề rằng ông bằng lòng che chở cho cả gia tộc.
Cromwell İskoçya'yı İngiltere ile birleşmeye zorladı.Đó không phải là lần đầu tiên mà Ferguson được liên hệ với nước Anh.
Kral Charles bu dinsel reformları İskoçya'da zorla uygulamaya başlayınca büyük zorluklarla karışlaştı.Khi Charles cố gắng áp đặt chính sách tôn giáo của ông đối với người Scotland, ông đối mặt với nhiều khó khăn.
İnsan Olmak Bu Kadar mı Zorlaştı ?Nay làm việc khó chẳng Người đó sao?
Otizmli çocuklar hayalgücüne dayalı oyunlarda ve sembolleri dile çevirmede zorlanabilir.Trẻ tự kỉ có thể gặp khó khăn với trò chơi giàu trí tưởng tượng và phát triển biểu tượng thành ngôn ngữ.
Ancak yine de Parlamento güçleri iyice zorlanmaktadır.Tuy nhiên việc lập chính quyền gặp nhiều khó khăn.
Cinsel: Kendi rızası olmadan herhangi bir cinsel etkinliğe zorlamak.Bạo hành tình dục: Ép quan hệ tình dục khi bạn đời không muốn.
Bunun sonucu olarak Claudius nişan akdini bozdu ve Silanus'u kamu görevlerinden ayrılmaya zorladı.Claudius hủy hôn ước và buộc Silanus phải từ chức.
İdrar yapmada zorlanma, kabızlık meydana gelebilir.Cầu mà không được, đương nhiên là chúng ta sẽ phiền não.
Beste tamamlandıktan sonra sanatçı eseri Rusya’da bale tiyatrolarına kabul ettirmekte zorlandı.Nếu tại Anh, ông nổi tiếng vì tài chơi guitar thì tại Nga, ông nổi tiếng vì các tác phẩm ballet.
Joker onu zorla zincirler.Nô lệ chèo bị xích.
Nero'un eski akıl hocası Genç Seneca komplocularla planı konultuğunu kabul etmesi üzerine intihara zorlandı.Cựu cố vấn của Nero, Seneca bị ép buộc tự sát sau khi Seneca đã tham gia bày mưu tạo phản.
Bunun yanı sıra, en az 300,000 Sırp, Alman kamplarına zorla alınmıştır.Khi Đồng minh khép kín gọng kìm, 300.000 quân Đức bị bắt sống tại Ruhr.
Bunun için de savaşa zorlanmalıydı.Tình huống này cũng khó gây nên chiến tranh.
Ülkede geri kalan Yahudiler de göç etmeye zorlandı.Những người Do Thái khác từ đó cũng phải đi tha hương để định cư ở nơi khác.
Amerikan güçleri yukarı çıkabilmek için çok zorlanmaktadırlar.Sức ép của quân Mỹ ngày càng tăng.
Angel, gizli bir dövüş kulübünde dövüşmeye zorlanır.Natalia là một vận động thi đấu ở bộ môn bắn cung.
Push it (Cory Gunz ile düet) (Onu zorla) 06.Bài Thánh Ca Buồn (Nguyễn Vũ) - Elvis Phương 06.
Yeryüzünün büyük bir kısmını zorla ya da yıldırma yoluyla almış durumdadır.そのため地上に憧れる魔界人も多い。
Bu uygulama, sistemin her bir bölümünü saf bir işleve sahip olmaya zorlar.この課題は、システムのそれぞれの部分に純粋な機能 (function)を持たせることを強います。
Erken ve Zorla Evlilikler: Çocuk Gelinler.早雲とはお互いの子供を結婚させる約束(許嫁)をしている。
Ben de ona zorla dinletirim sözümü, Onun öğütlerinden geldi başına, ne geldiyse.さあ、わたしは彼に近づいてその生れ〔素性〕を聞いてみよう」と。
Ebeveynleri onu bir müzisyen olması için zorlamadılar.父親からは音楽家になるよう望まれてはいなかった。
Patrick Henry'nin insanları kendi seçtikleri cemaate vergi ödemeye zorlayan planını gündemden çıkardı.パトリック・ヘンリーが考えた市民にその選択する宗教会派に献金することを強制する案を排除した。
Burada kalmaya zorlayamayız.居るに容づくらず。
Seçimler Başbakan Harold Wilson liderliğindeki İşçi Partisi tarafından zorlanmadan kazanıldı.前党首・ハロルド・ウィルソンの辞任をもって開催された。
Onu çoğu zaman şartlar zorlar.しばしば時代掛かった訓辞をする。
Neden bazı kadınlar orgazm olmakta zorlanırlar?なんでうちらがダーティペア?
Onlar istemese bile cinsel ilişkiye zorladınız.性的なこととは関係のないところでも性的欲求が発生する。
Hatta Bizans ağır bir vergi karşılığında barışa zorlanmıştır.まとめと述べると佃戸は重い税を納めていた。
Çünkü, çatlaklık, ışık girişini zorlaştırmaktadır.光硬化樹脂は光を当てることによって硬化する。
Okul yıllarında arkadaş edinmekte zorlandı.彼女はあたらしい学校で友達を作るのに苦労した。
Böylece İslâm'a geçişte zorlanmadı.英子(エーこ) アニメには未登場。
Kendi dilimizle anlatmakta zorlanıyorsak, neden boşuna zorlanalım?とんねるずに口説かれるとしたら、どんな言葉が良いか?
O toplumun kraliçelerin üstüne zorladığı roldür."女王を頂点とした部族社会を形成している。
Onları karşılaştırarak sarılmaları için zorladı.相手を抱きしめることで心を視る。
Neredeyse her biri hit olacak 12 şarkı için onu zorlamaya çalışıyorum.全員が楽曲制作に携わり、一人丁度2曲ずつの12曲となった。
Şimdi beni zorla mülteci olmaya zorlayan bir girişim var.ケンカをすると追放されるという厳しい掟がある。
Ancak yine de Parlamento güçleri iyice zorlanmaktadır.しかし、それでも依然として軍の政治力は強く、問題になっている。
Köle sahipleri, kölelerini bu işe zorlamaktaydı.裕福な人々は、奴隷にこれをやらせた。
Dön bana, yapma zorlama.無理・押し付けをするな。
Şehirde bulunan Almanlar ise gitmeye zorlandılar.ドイツ軍に見つかった者は殺害された。
Ve David, Fransa'ya kaçmaya zorlandı.そのためデイヴィッド2世はジョーンを連れてフランスへ逃れた。
Köleler zorla çalıştırıldıkları çiftlikleri yakmış, köle sahiplerini ve diğer beyazları öldürmüşlerdir.奴隷達は労働を強制されていたプランテーションを焼き主人、監督者および他の白人を殺した。
Finlandiya'nın iklimi ve toprakları, büyüyen bitkileri belirli bir zorlama haline getirir.フィンランドの気候と土地は農業に独特の問題を課している。
İki ekip de finale gelene kadar çok fazla zorlanmadı.決勝に登場するまでチームメイトにすら存在を知られていなかった。
Bu durum metro istasyonun yapım işini zorlaştırdı.道の駅の運営が困難になった。
24 Ekim'de imparatorluk askerleri Namur şehrini alarak Namur eyaletini imparatorun yetkisini tanımaya zorladı.10月24日に帝国の軍隊はナミュールを占領し、ナミュール州に皇帝の支配を認めさせた。
Cinsel: Kendi rızası olmadan herhangi bir cinsel etkinliğe zorlamak.強姦は、性行為を行う意思が一方にはない性行為のことである。
Braun'un saatlerini piyasada bulmak gitgide daha zorlaşmaktadır.そして置時計購入の背景にあった妙子の想いが明らかになる。
Onlara göre eğitim zorlaştırılmıştır.育成は難しいといわれている。
Bu, Avrupa'nın zorla gasp edilmesi anlamına geliyordu.この結果、北欧は欧州列強の影響下に置かれることとなった。
İki milletvekili ile beraber ara seçim yapılmasını zorlamak amacıyla istifa etmiştir.この二点を承認するように各ミッションに要請した。
Joker onu zorla zincirler.ジョーカーはその縛られたスートを持つ。
Helvetleri geri geçilmeye zorlayıp kovalamaya başladılar.遂に暴徒が刑務所の扉を叩き壊して侵入した。
6 ve 4'ü basılı tutarken önyükleme yapmak, 64-bit çekirdeği destekleyen makinelerde K64'i önyüklemeye zorlar.64ビットカーネルをサポートする機種で、6と4キーを押し続けて起動するとK64で起動できる。
Ayrıca Kartacalı mürettebat, alelacele ve zorla askere alınmışlardı ve yeterli askeri eğitimleri yoktu.またカルタゴの乗員は厳しい徴兵で集められており、経験も不足していた。